31 Ocak 2009 Cumartesi

Le Nouvel Observateur Dergisi Sayın Adnan Oktar'ın Darwinizm'e Karşı Elde Ettiği Zaferi Tasdik Etti - 22.01.2009

Fransa/Le Nouvel Observateur Dergisi 


22 Ocak 2009 tarihli Le Nouvel Observateur dergisinde Sayın Adnan Oktar'ın Darwinizm'i yerle bir eden bilimsel mücadelesine kapsamlı olarak yer verilmiştir. Her ne kadar haberde, Ergenekon Terör Örgütü'nün psikolojik savaş yöntemlerinde kullandığı üslubun izleri varsa da, Sayın Adnan Oktar'ın Darwinizm'e karşı elde ettiği ezici zaferin üstünlüğü karşısında, bu zaferi anlatmak durumunda kalmışlardır. Zira Sayın Oktar'ın eserlerinde yer alan ve ilmi olarak reddedilmesi mümkün olmayan kesin ve net deliller karşısında evrim teorisi tam anlamıyla yenilgiye uğramıştır ve bu gerçeğe tüm dünya tanıklık etmektedir. Bu eserler Sayın Nicholas Sarkozy, Sayın Tony Blair gibi çok sayıda önde gelen devlet adamının, siyasetçinin, düşünürün, akademisyenin fikir yapısında çok olumlu ve güzel değişikliklere vesile olmuştur. Nitekim yazıda da bu gerçek ifade edilmektedir. 

Aşağıda, söz konusu dergide yer alan ve Darwinistlerin mağlubiyetlerinin itirafı niteliğindeki bölümlerden birkaç örnek sunulmuştur. Haberin içeriğindeki, "Bugüne kadar gerçekleştirilmiş en büyük Yaratılışçı saldırı", "(Darwinist) Eğitimde panik başgösterdi", "Adnan Oktar Müslüman dünyasındaki en etkili evrim karşıtı hareketin önderi", "Vuruş gücü son derece etkileyici", "Korkunç etkileyici oldu", "Bugüne kadar böylesine büyük bir Darwinizm karşıtı hareket olmamıştı" gibi ifadeler, Darwinist ve materyalistlerin Sayın Adnan Oktar'ın çalışmaları karşısında ne büyük bir acizlik ve çaresizlik içinde olduklarının delillerindendir. Yazıda dikkat çeken bir diğer ifade de, " Eğer Yaratılışçı fikirler, bu laik felsefenin hakim olduğu toprakları fethederse MÜCADELE KAZANILMIŞ OLACAK. BÜYÜK HAYALİ, DİNDAR BİR AVRUPA GERÇEK OLACAK..." cümleleridir. Burada yer alan laik felsefe ifadesiyle kast edilen, elbette inançlara saygılı, fikir özgürlüğünü savunan, dinsizin de dindarın da, ateistin de imanlı bir insanın da dilediği gibi düşüncelerini açıklayabileceği yani Sayın Adnan Oktar'ın ve tüm Müslümanların savunduğu bir laiklik düşüncesi değildir. Kast edilen dinsizliği temel alan ve savunan, din ahlakına ve inanca karşıt materyalist felsefedir. Ve Avupalı Darwinistlerin ve materyalistlerin asıl korkusu da, yaklaşık 150 yıldır Avrupa'yı adeta esir almış, büyük bir karanlığa sürüklemiş materyalizmin artık çöküyor olmasıdır. Allah'ın izniyle Darwinizm'in yıkılması ve materyalizmin çökmesiyle, Avrupa –tam da materyalistlerin korktuğu gibi- akın akın din ahlakına yönelecek ve gerçek aydınlanma dönemine girecektir. 
   
 
2007 Ocak ayında FRANSA, KENDİ TOPRAKLARINDA BUGÜNE KADAR GERÇEKLEŞTİRİLMİŞ EN BÜYÜK YARATILIŞÇI SALDIRIYLA KARŞILAŞTI. 
 
EĞİTİMDE PANİK BAŞGÖSTERDİ. Bu zehirli hediyenin (Darwinizme zehir etkisi gösteren bu eser, Avrupa'nın kurtarıcısı ve aydınlatıcısı niteliğindedir) gizemli göndericisi kim?
 
Kendisi (SAYIN ADNAN OKTAR), MÜSLÜMAN DÜNYASINDAKİ EN ETKİLİ EVRİM KARŞITI HAREKETİN ÖNDERİ.
 
(Sayın Adnan Oktar) Kravatlı, güzel sanatlar eski öğrencisi, bugün karşımızda ULUSLARARASI ÜNE ULAŞMIŞ BİR BİLİM ADAMI, YAZAR OLARAK BULUNUYOR. 
 
Kendinden emin. Amacına ulaştı. DÜNYA ÇAPINDA KENDİSİNDEN BAHSETTİRDİ. ATLAS’ININ – İYİ BİR İNANAN OLARAK NİTELEYİP KUTLADIĞI - FRANSA CUMHURBAŞKANI NICOLAS SARKOZY’NİN DİNİ SÖYLEMLERİNE VE TONY BLAIR’İN KATOLİKLİĞE DÖNÜŞÜNE İLHAM KAYNAĞI OLDUĞUNA EMİN OLDUĞUNU SÖYLÜYOR. 
 
VURUŞ GÜCÜ SON DERECE ETKİLEYİCİ. DAHA ŞİMDİDEN ESERLERİNDEN 71 TANESİ FRANSIZCA OLARAK YAYINLANMIŞ DURUMDA. Aralarında çocuklar için olan “Bana Yaradılışı Anlatın” veya “Küçük dostlarımız karıncaların dünyası” kitaplarının da bulunduğu eserlerinden 71 tanesi daha şimdiden Fransızca olarak yayınlanmış durumda. Bütün kitapları Merkezi Montreal’de bulunan Orientica.com sitesinde mevcut. Ayrıca Paris’in 11. ve 18. ilçelerindeki bazı İslami kitabevlerinde de bulunmakta. Hatta örneğin Amazon.fr veya Fnac.com gibi önde gelen internet siteleri dahi düzinelerce referans öneriyor. 
 
Propaganda mekanizması KORKUNÇ ETKİLİ OLDU. BİLİMLER AKADEMİSİNİN YAPTIĞI BİR ANKETE GÖRE ÜLKEDEKİ LİSELİLERİN %75'İNİN EVRİM TEORİSİNE İNANMADIĞI ORTAYA ÇIKTI.
 
İstanbul Teknik Üniversitesi'nde görev yapan jeolog Prof. Celal Şengör'ün analizi şöyle: "Yakın zamana kadar evrimi gayet iyi tolere eden İslam'da (İslamla evrimi bağdaştırmaya çalışmak, Darwinist bir propagandadır ve Sayın Adnan Oktar'ın eserleri vesilesiyle bu propaganda etkisiz olmuştur.) BUGÜNE KADAR BÖYLESİNE BÜYÜK BİR DARWİNİZM KARŞITI HAREKET OLMAMIŞTI. HARUN YAHYA'NIN FİKİRLERİNİN ENDİŞE VERİCİ İLERLEYİŞİ ..." (Sayın Oktar'ın fikirlerinin Türkiye'de ve dünya genelinde maneviyatın güçlenmesine, inancın artmasına vesile olması sadece materyalistler ve Darwinistler açısından endişe vericidir. Bu gerçek dışı beyanların Darwinizm'in çöküşünü engellemesi mümkün değildir.)
  
Eğer Yaratılışçı fikirler, bu laik felsefenin hakim olduğu toprakları fethederse MÜCADELE KAZANILMIŞ OLACAK. BÜYÜK HAYALİ, DİNDAR BİR AVRUPA GERÇEK OLACAK... Çünkü bizzat kendi ifadesine göre Darwinizm'in yok edilmesi sadece birinci aşama. Bu, toplumun tekrar inançlı olması için bilincinde açılacak "psikolojik bir kilit".

HZ. MEHDİ (A.S.) ÖNCE TÜRK BAYRAĞIYLA TÜRKİYE'DE ORTAYA ÇIKACAK


HZ. MEHDİ (A.S.) ÖNCE TÜRK BAYRAĞIYLA TÜRKİYE'DE ORTAYA ÇIKACAK; SONRA DA YEŞİL BAYRAKLARI OLAN DİĞER ÜLKELERİN MANEVİ ÖNDERLİĞİNİ ÜSTLENECEKTİR

O yılda KIRMIZI BAYRAĞIN VE SONRA YEŞİL BAYRAĞIN SAHİBİ OLAN OĞLUM’UN (HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN) gaybeti ilan olunacaktır.  (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 170)



Peygamberimiz (sav)'in hadisinde haber verildiğine göre, Hz. Mehdi (a.s.) önce Türk bayrağıyla Türkiye’den çıkacak, daha sonra da yeşil bayrak sahibi olan İslam ülkelerine de manen hakim olacaktır. Türk İslam Birliği’nin oluşmasına vesile olacak ve bu birliğin manevi liderliğini üstlenecektir.

30 Ocak 2009 Cuma

TÜRKİYE'YE MİNNETTARIZ

Ne Demişti

Afganistan Ayna TV, 8 Ağustos 2008

Adnan Oktar: Türk Milleti’nin özelliği şu: Türk Milleti güzel ahlaklı ve dindar bir millet. Böyle bir milletin lider olması onun hakkıdır. Bu işi hakkıyla yerine getirir, güzel liderlik yapar. Bu anlamda; yoksa kanı üstündür, işte ensesi buruşuktur, kafatası şöyledir, böyle bir şey yok. Bu faşistlik bu, bu delilik ve rezillik ve bereketsizlik, uğursuzluktur bu. Bunu düşünenin Allah belasını verir. Bu felaketle sonuçlanır bu. Böyle bir şey olmaz. Türkiye’nin öncülüğünde, Türk Devletleri’nin desteğinde bir Türk-İslam Birliği. Biz Allah’ın kullarıyız. İnsanlar takva ile üstün olur. Irk üstünlüğü iddiası yok. Ama liderlik için Türk milleti tam biçilmiş kaftandır. Allah çok güzel yaratmıştır bu milleti. Yani lider millettir. Çileye açıktır, zorluğa açıktır, acıya açıktır, fedakardır, cesurdur, imanlıdır, güzel ahlaklıdır, merttir, dürüsttür. Türk milletinin özelliği bu. Böyle bir millet lider olsun diyoruz. Kim yapacak başka, başka yapacak kimse yok. Yani tek yapacak Türk milleti görülüyor. Bir de Osmanlıdan gelen tecrübe var. Yani Allah genetik bir tecrübe de vermiş inşaAllah. Şahane yapacak birikime sahip, şu an bu güç olarak. Şahane olarak bu liderliği yapacak bir güce sahip Türkler. Bu gücü deruhte etmesi, yerine getirmesi mevzu bahis. Bu zaten kader böyle yani inşaAllah. Bu olacak. Yani hadislere baktığımızda Türk milletinin böyle bir görev alacağını biz açık açık görüyoruz. Rivayetlerden bu açık açık görülüyor. Onun için yani tarihin akışı zaten böyle. Kim ne derse desin bu şekilde olacak inşaAllah.



Ne Oldu


Bugün Gazetesi, 13 Ocak 2009

Türkiye Gazetesi, 18 Ocak 2009


Türkiye'nin yaptığı yardımların tarih boyunca unutulmayacağını söyleyen Dr. Ebu Zuhri, "Türkiye'de halk ve hükümet aynı tepkiyi göstermiştir. Ne yazık ki Arap toplumlarından bunu göremedik. SİZE GERÇEKTEN MİNNETTARIZ. OKULLARIMIZDA ÇOCUKLARA TÜRKLERİ ANLATIYORUZ. Ben de üniversitede Türkün ne demek olduğunu anlatıyorum" diye konuştur.

Filistin Sorununun Tek Çözümü Türk-İslam Birliği

TÜRK İSLAM BİRLİĞİ’Nİ TÜM MİLLETİMİZ İSTESİN
 
Türk İslam Birliği’nde hiçbir Müslüman, Hıristiyan, Musevi acı çek­mez. Öldürülmez. Yaralanmaz. Fakir olmaz. Ezilmez. Korku yaşa­maz. Hukukta, adalette sorun kalmaz. Fail-i meçhul olaylar ol­maz. Fakirlik olmaz. Üretimsizlik olmaz. Cahillik olmaz...
 
Şüphesiz Allah, kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak mücadele edenleri sever. (Saf Suresi, 4)
Ve haklarına müdahale edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır. (Şura Su­resi, 39)
 

- Türk İslam Birliği’nin oluşmasında boşa geçen her gün bir kayıptır, bir zarardır. 
- Hiç gecikme olmaksızın Türk İslam Birliği hemen oluşturulmalıdır. 
- Bütün Türk milleti bu güzel birliği destekliyor ve onaylıyor. 
- Bütün Türk devletleri, İslam ülkeleri bu birliği bir zaruret olarak görüyor. Sevinç­le samimiyetle destekliyor. 
- Amerika’nın, Rusya’nın, Çin’in, Avrupa’nın bütün dünyanın hem maddi hem mane­vi olarak lehine, hayrına olan bu birlik, bütün dünyaya barış, kardeşlik, sevgi ve fe­rahlık getirecektir. 
- Türk İslam Birliği, dünyadaki terörü, karmaşayı, huzursuzluğu, küresel krizi der­hal durduracak yegane çözümdür.
 
Türk-İslam Birliği, bir sevgi birliğidir. Muhabbet birliğidir, gönül birliğidir. Bu birliğin temeli, sevgi, fedakarlık, yardımseverlik, merhamet, hoşgörü, anlayış ve uzlaşıdır. Ayrıca insana saygı, sanatta, bilimde ve teknolojide en yüksek noktaya ulaşmak birliğin hedefidir. Birliğin kurulma­sıyla, sadece Türk toplumları ve Müslümanlar değil, tüm dünya aydınlığa kavuşacaktır.
 
Son dönemlerde yaşanan gelişmeler, Türk-İslam alemi tarafından büyük bir şevk ve heyecanla beklenen Türk-İslam Birliği'nin kurulmasının çok yakın olduğunu göstermektedir. Bu tarihi birli­ğin ilk ve en önemli adımı ise Azerbaycan ve Türkiye'nin iki devlet, tek millet olarak birleşmesi olacaktır. Yakın gelecekte Türkiye süper devlet olarak, Türk-İslam aleminin liderliğini üstlene­cek ve Kafkasya'dan Tanzanya'ya, Fas'tan Fiji'ye uzanan geniş bir coğrafyada, tüm Müslümanla­rı tek bir çatı altında birleştirecektir.
 
Birlik olmak Türk-İslam dünyasına müthiş güç kazandıracaktır. İman edenlerin ittifakını güçlü kılan aslında onların imanları ve ihlaslarıdır. Gerçek dostluk ve ittifak ancak samimi iman ile ku­rulur. Müminler, birbirlerini araya hiçbir çıkar ya da menfaat beklentisi katmadan, halis niyetle ve sadece Allah rızası için sever, Allah rızası için dost olur ve Allah rızası için birlik olurlar. Te­meli dünya üzerindeki en sağlam kaynağa, Allah sevgisine ve Allah korkusuna dayalı olan bu birliğin bozulması, dağılıp yıkılması Allah'ın dilemesi dışında hiçbir şekilde mümkün olmaz.
 
Türk-İslam Birliği Dünyaya Barış Getirecektir
 
Türk-İslam Birliği öncelikle Müslüman ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları çözüp İslam dünyasına sulh getirecek, öte yandan dünya genelinde çatışma ve savaşı kışkırtan her türlü hareketin karşı­sında yer alacak, savaşı körükleyen her türlü girişime karşı engelleyici bir güç olacaktır.
 
Türk İslam Birliğinin kurulmasıyla, Amerika, Avrupa, Çin, Rusya, İsrail kısaca tüm dünya rahat­layacaktır. Terör sorunu son bulacak, hammadde kaynaklarına ulaşım garanti altına alınacak, ekonomik ve sosyal düzen korunacak, kültürel çatışma tamamen ortadan kalkacaktır. Amerika askerlerini topraklarından binlerce kilometre uzağa göndermek zorunda kalmayacak, İsrail du­varlar arkasında yaşamayacak, Avrupa Birliği ülkeleri ekonomik herhangi bir engelle karşılaşma­yacak, Rusya güvenlik endişesi duymayacak, Çin hammadde sıkıntısı çekmeyecektir. 
 
Avrupa Birliği’nin terör endişesinden kurtulması onlar için çok büyük bir nimet ve lükstür. Türk-İslam Birliği, bunu sağlayacak kesin çözümdür. İslam âleminde ki bütün çilelerin, bütün kargaşanın bitmesi de Türk İslam Birliği ile mümkündür. Türk Devletler bu vesileyle, Avrupa ayarında hatta onu da geçen büyük bir medeniyet hamlesi yapabilirler. Çünkü Türk Devletleri potansiyel yönden çok zengin bir coğrafyadır. Türk İslam Birliği bu bölgeye büyük bir zengin­lik, bereket, huzur ve kalite getirecektir. 
 
Türk İslam Birliği, Küresel Ekonomik Krizi Durduracak Yegane Çözümdür
 
Türk-İslam Birliği ticareti canlandıracak, ekonomiyi güçlendirecektir. Ekonomide, siyasi alanda ve kültürel sahada Müslüman ülkeler arasında gerçekleştirilecek bir bütünlük, geri kalmış olanla­rın hızla ilerlemesine, gerekli imkana ve alt yapıya sahip olanların bunları en verimli şekilde kul­lanabilmelerine olanak tanıyacaktır. Ekonomik büyüme, bilim ve teknolojiye yapılacak yatırımla­rı artıracaktır. Ekonominin gelişimi ile birlikte eğitim seviyesinde de doğal bir yükselme olacak, toplum çok yönlü gelişecektir. 
 
Türk-İslam Birliği, Müslüman alemini de kalkındıracaktır. Oluşturulacak İslam ortak pazarı saye­sinde, bir ülkede üretilen ürünler, gümrük, kota gibi sınırsal engellere takılmadan bir diğer ülke­de kolaylıkla pazarlanabilecektir. Ticaret alanı genişleyecek, tüm Müslüman ülkelerin pazar payı artacak, ihracat gelişecek, bu, Müslüman ülkelerdeki sanayileşme sürecini hızlandıracak, ekono­mide sağlanacak kalkınma ile teknolojide de gelişme yaşanacaktır.
 
Türk-İslam Birliği'nin tesis edilmesiyle enerji kaynakları da güvence altına alınacaktır. Türk-İs­lam Birliği'yle zengin yer altı kaynaklarının bulunduğu bölgelere istikrar ve barış hakim olacak, buralarda demokratik sistem en düzgün şekilde işleyecektir. Böylece bu kaynakların en verimli şekilde kullanılmasında ve kaynakların değerlendirilmesinde İslam ülkelerinin olduğu kadar di­ğer toplumların da hiçbir zarar görmeyeceği bir model oluşacaktır. Bu da, başta petrol üretimi ve fiyatları olmak üzere dünya ekonomik dengeleri açısından son derece önemli olan hususlar­da, istikrarlı ve dengeli bir siyaset izlenmesini sağlayacaktır.
 
Ekonomisi güçlü bir Türk-İslam alemi, Batı dünyası ve diğer toplumlar için de önemli bir refah kaynağı olacaktır. Bu toplumlar karşılarında güven içinde, tedirginlik duymadan iş birliği yapabi­lecekleri, ticari faaliyet içinde olabilecekleri bir güç bulacaklardır. Ayrıca Batılı kurum ve kuruluş­ların sürekli olarak bu bölgelerin kalkınması için aktardıkları fonlara da gerek kalmayacak, bu fonlar dünya ekonomisinin güçlenmesi için kullanılacaktır.
 
Bu doğrultuda Türk milletine çok büyük görev düşmektedir. Türkiye'nin görevi tüm dünyaya huzur, refah ve bereket getirecek bu Türk-İslam aleminin lideri olma­sıdır. Türk-İslam aleminin liderliği dünya tarihinin en büyük vazifelerinden birisi­dir. TÜRK MİLLETİNİN EN HAYATİ GÖREVLERİNDEN BİRİ BUDUR. Yani Türk Mille­ti olarak görevimiz sadece Türkiye'yi kurtarmak değil bütün Türk-İslam alemini kurtarmak ve dünya barışı ve refahını sağlamaktır.
 
Milli Değerleri Koruma Vakfı Başkanı 
Tarkan Yavaş


18 Ocak 2009 Pazar

3. KALPLER VE SINIRLAR AÇILSIN

Ne Demişti

Denge TV, 3 Temmuz 2008

Adnan Oktar: İslam Birliği bir an önce olmazsa bizi çok büyük sıkıntılar, zorluklar bekliyor gibi görünüyor. Yani Türk İslam Birliği hem Türkiye’nin Türklük aleminin hem İslam aleminin tek kurtuluşudur. Bu konuda gecikme çok büyük sorumluluk getirir. Çok büyük bir vicdani sorumluluk gerektiren bir durumdur bu. Bizi kardeşlerimizden ayırdılar biz Azerbaycan’dan niye ayrı olalım, niye Türkmenistan’dan ayrı olalım, niye Kazakistan’dan ayrı olalım? Yani Konya’dan, İzmir’den biz ayrı oluyor muyuz? Bu ne kadar mantıksızsa o da o kadar mantıksız. Pasaportun, vizenin kalkması gerekir, SINIR KAPILARININ AÇILMASI GEREKİR, hatta Ermenistan, Gürcistan, Litvanya, İsrail içinde bunlar geçerli. Bunların hepsi inşaAllah büyük bir Osmanlı Birliği gibi, güzel bir birlik içerisinde bir Türk İslam Birliği oluşturarak ama modern bir Türk İslam Birliği oluşturarak mutlu, güzel, müreffeh, zengin bir yapıyla inşaAllah neticelendireceğiz.


El Cezire, 8 Aralık 2008

Adnan Oktar: Ama Türk-İslam Birliği oluşturulursa, SINIRLAR AÇILIRSA, İslam ülkeleriyle olan Türk Devletleri’yle olan bağlar güçlendirilirse ve bu dediğim uygulamalar yapılırsa, yani akıl almaz demeyim de, olağanüstü üstü olağanüstü bir zenginlik ve bolluk dönemi başlayacaktır… Bunun için bir an önce girişimde bulunmak lazım, bir an önce gayret etmek lazım, bunu bekletmemek lazım, yani bütün ümmetin ferahlığı, bütün Türk aleminin rahatlığı, bütün insanların rahatlığı ve dünyanın rahatlığı için bu mutlaka şart ve elzem.


Ne Oldu

Yeni Şafak, 26 Aralık 2008



Papa, Ortadoğu'da şiddeti sona erdirmeye yönelik çabaların yoğunlaştırılması çağrısında bulundu. Papa: "KALPLERİN AÇILMASI, DOLAYISIYLA SINIRLARIN DA AÇILMASI İÇİN DUA EDİN" dedi. St Pierre Kilisesinde binlerce kişiye hitap eden Papa, İsrail ve Filistinlilerin birbirlerini anlamaya çalışması gerektiğini söyledi.