17 Kasım 2007 Cumartesi

KEREVİT



FOSİL NO: SC0823
YAŞ: 95 milyon yıllık
DÖNEM: Kretase
BULUNDUĞU YER: Hakel, Lübnan



95 Milyon yaşındaki kerevitle günümüzdeki kerevitler arasında hiçbir fark yoktur. Aradan geçen 95 milyon yıl boyunca en küçük bir değişime dahi uğramayan bu canlılar, evrimcilerin iddialarının hayal ürünü birer hikaye olduğunu, bilimsel bilgi ve bulguların bu iddiaları desteklemediğini göstermektedir. Darwinistler, materyalist bakış açıları doğrultusunda bazı varsayımlarda bulunmayı ve bu varsayımları Latince kelimelerle, halk tarafından anlaşılması zor bilimsel ifadelerle süsleyip bilimsel bir gerçekmiş gibi sunmayı alışkanlık haline getirmişlerdir. Oysa, evrimin geçersizliğini gösteren kanıtlar son derece açık ve nettir. İlkokul çağındaki bir çocuk tarafından bile kolaylıkla anlaşılabilir. Bu kanıtlardan biri de, fosillerdir. Yüz milyonlarca yıl önce yaşamış canlılarla günümüzdeki örnekleri arasında hiçbir fark olmaması evrim kavramını yerle bir etmektedir.

HZ. SÜLEYMAN’IN BENZERSİZ İKTİDARININ SIRRI

HZ. SÜLEYMAN’IN BENZERSİZ İKTİDARININ SIRRI
 

Hz. Süleyman, Allah’a derin bir sevgi ve bağlılık duyan, O’nu tesbih edip yücelten mübarek bir peygamberimizdir. Rabbimiz bu kutlu şahsa ahiretteki sonsuz güzelliklerin yanı sıra dünyada da eşsiz nimetler vermiş ve kendisine görkemli bir iktidar ve hakimiyet nasip etmiştir. Yazımız boyunca da anlatacağımız gibi Hz. Süleyman’ın Allah’ın izni ile sahip olduğu iktidar, Rabbimiz'in kendisine verdiği nimetler vesilesi ile gerçekleşmiştir. Bu benzersiz hakimiyetin asıl sırrı ise, Hz. Süleyman’ın daima Allah’a yönelmesi ve yaptığı her işi sadece Rabbimiz’in rızası için gerçekleştirmesidir.

Hz. Süleyman’ın Hakimiyetine Vesile Olan Nimetler
Güçlü bir istihbarata ve tarihte eşi olmayan ordulara sahip olması

Süleyman’a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde dağıtıldı.” (Neml Suresi, 17)

Hz. Süleyman, eşi ve benzeri görülmemiş, çok güçlü bir orduya sahipti. Bu ordu, cinlerden, kuşlardan ve insanlardan oluşmaktaydı ve çok güçlü bir istihbarat ıyla desteklenmekteydi.

Ayette Hz. Süleyman’ın tek bir ordusunun değil, ordularının olduğu bildirilmektedir. Bu, onun ordusunun gücünün ve sayıca üstünlüğünün bir ifadesidir.

Hz. Süleyman’ın ordusunun en dikkat çekici yönlerinden biri ise disiplinidir. Cinler, kuşlar ve insanlar gibi üç farklı topluluk aynı ordu içinde, büyük bir uyumla görev almakta, ordudaki düzende en ufak bir aksaklık yaşanmamaktadır.

İsabetli hüküm verme yetkisine sahip olması

Peygamberlerin hayatlarını incelediğimizde verdikleri kararlarda, çeşitli uygulamalarında, konuşmalarında Allah’ın kendilerine lütfettiği üstün bir ilmin getirdiği akıl ve hikmet ıkça görülmektedir. Hz. Süleyman da “Biz bunu (hükmü) Süleyman’a kavrattık, her birine hüküm ve ilim verdik…” (Enbiya Suresi, 79) ayetiyle bildirildiği üzere kendisine hüküm ve ilim verilmiş bir peygamberdir. Yaşadığı süre boyunca aynı babası Hz. Davud gibihak ile hükmetmiş (Sad Suresi, 26), kendisine gelen her türlü anlaşmazlığı en adil şekilde çözüme kavuşturmuştur.

Adalet sisteminin başarıyla yürütülmesi için herşeyden önce adil yöneticilere, adaletle hükmeden iman sahibi insanlara ihtiyaç vardır. Hz. Süleyman’ın dönemi de, Allah’ın “Her ümmetin bir resulü vardır. Onlara resulleri geldiği zaman, aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar zulme uğratılmazlar.” (Yunus Suresi, 47) ayetinde haber verildiği gibi, bu adalet anlayışının gerçek anlamda yaşandığı bir dönemdir. Ayetlerden Hz. Süleyman’ın döneminde adil bir yargılama sistemi olduğu anlaşılmaktadır. Davalara bakan ve adaletle hüküm veren kişiler, Hz. Süleyman ve Hz. Davuddur. (Enbiya Suresi, 78)

Cinleri ve şeytanları kontrol altında tutması

  • Ordusunun cinler ve şeytanlarla desteklenmesi, Hz. Süleyman’a pek çok ıdan üstünlük sağlamıştır. Bu varlıklar insanların yapamadıkları pek çok şeyi kolaylıkla yapabilirler. “...Çünkü o ve taraftarları, (kendilerini göremeyeceğiniz yerden) sizleri görmektedir...” (Araf Suresi, 27) ayetiyle bildirildiği gibi, kendilerini göstermeden insanları görebilirler. Bu özellik, cinlere istihbarat konusunda çok büyük kolaylıklar sağlamaktadır.

  • Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıç olanı. Ve (kötülük yapmamaları için) sağlam kementlerle birbirine bağlanmış diğerlerini.” (Sad Suresi, 37-38) ayetlerinde geçen sağlam kementlerle birbirine bağlanmış” ifadesi, Hz. Süleyman’ın, hizmetine verilmiş olan cin ve şeytanlar üzerinde büyük bir hakimiyetinin olduğuna işaret etmektedir.

  • Bu bilgiler, Hz. Süleyman’ın hakimiyetinin sadece dindar ve teslim olmuş cinleri değil, inkarcıları da kapsadığını ortaya koymaktadır. Bu ayetten Hz. Süleyman’ın şeytanları, şeytanın etkisi altındaki insanları ve dinsiz kimseleri zararsız hale getirdiği anlaşılmaktadır. Dahası onları İslam’a faydalı hale getirmiş, onlara çeşitli görevler vermiştir. (En doğrusunu Allah bilir)

Pek çok canlı ile konuşup anlaşabilmesi

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların konuşma-dili öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür.” (Neml Suresi, 16)

Allah Hz. Süleyman’a kuşların konuşma dilini öğretmiş ve bu üstün ilim sayesinde ordusunda kuşlardan oluşan bir bölük kurmasını sağlamıştır. Hz. Süleymanssasındaki bu bilgiden, bazı önemli sonuçlar çıkmaktadır:

  • Kuşların, diğer insanların duyamadığı özel bir dalga boyunda, kendilerine has bir konuşmaları vardır. Hz. Süleyman kuşların bu farklı frekanslardaki sesli iletişimini anlaması sayesinde onlara çeşitli emirler vermiş, kuşlar da onun bu emirlerini yerine getirmiş olabilirler. (En doğrusunu Allah bilir.)

  • Not: Hz. Süleyman kuşları kimi zaman haber taşımada, kimi zaman da istihbarat toplamada kullanmış ve bu şekilde çok önemli sonuçlar elde etmiştir. Bu ilim, onun diğer ülkelerle iletişimini kolaylaştırmış, çok zor ulaşılabilecek bölgelere rahatlıkla ulaşmasına imkan vermiştir. (En doğrusunu Allah bilir.)

Bazı doğa olaylarının emrine verilmesi

Böylece rüzgarı onun buyruğu altına verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi.” (Sad Suresi, 36)

  • Allah, rüzgarı, Hz. Süleyman’ın emrine vermiş ve çeşitli işlerinde bir araç olarak kullanmasına imkan sağlamıştır. Bu ifadeyle Hz. Süleyman döneminde ve aynı şekilde ahir zamanda rüzgar enerjisinin, teknolojide kullanılacağına işaret ediliyor olabilir.

  • Başka bir ayette yer alan “… sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik)…” (Sebe Suresi, 12) ifadesi ile Hz. Süleyman’ın çeşitli bölgeler arasındazlı bir şekilde hareket ettiğine dikkat çekiliyor olabilir.

  • Not: Hz. Süleyman, kendi döneminde, günümüzdeki uçak teknolojisine benzer bir teknolojiyi kullanıp, rüzgarla hareket eden vasıtalar meydana getirmiş ve bunlar aracılığıyla birbirine uzak mesafelerisa sürede almış olabilir. Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.

Hz. Süleyman’ın Benzersiz İktidarındaki Başka Hikmetler

Kuşkusuz ki Hz. Süleyman’a verilen tüm bu ilim ve nimetler, Hz. Süleyman’ın iktidarında önemli bir yere sahiptir. Ancak önemle belirtilmelidir ki güçlü bir orduya sahip olunması, cin ve şeytanların emrine verilmesi, rüzgarların Hz. Süleyman’a boyun eğmesi ve erimiş bakır madeni gibi ilim ve nimetler ancak birer vesiledir. Kendisine ilim lütfedilen Hz. Süleyman’ın benzersiz iktidarının asıl sırrı; kainattaki tüm ilimlerin, mülkün ve hükmün gerçek sahibinin alemlerin Rabbi Allah olduğunu her zaman bilerek, her işinde daima Allah’a yönelmesi, O’na karşı olan boyun eğici ve teslimiyetli tavrını hayatı boyunca muhafaza etmesidir.

Hz. Süleyman’ın bu örnek tavrı bir ayette şöyle haber verilmiştir:


“Biz Davud'a Süleymanarmağan ettik. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi.” (Sad Suresi, 30)

Hz. Süleyman, putperestliğin yaygın olduğu bir dönemde bulunmasına rağmen, din ahlakının yaşanmasında kesin bir kararlılık göstermiş ve üstün ahlakı ile tüm insanlara örnek olmuştur. Olumsuz gibi görünen herhangi bir olayla karşılaştığında hemen Allah’a yönelmiş, her konuşmasında Allah’ı zikretmiş, her kararını Allah’ın adını anarak vermiştir.

Ancak Hz. Süleyman sadece zorluk anlarında değil, herhangi bir başarı ya da zafer anında da aynı ahlakı göstermiş, daima tevazulu ve Allah’a karşı aczini bilen bir kul olmuştur. Kuşkusuz bu ihlaslı tutum, onun eşsiz ve görkemli iktidarının asıl sırrı olmuştur.


Hz. Süleyman’ın Samimi Duası

“(Süleyman dedi ki:) Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin.”(Sad Suresi, 35)


Hz. Süleyman’ın yukarıdaki ayette haber verilen duasına Allah karşılık vermiş ve onu Kendi Katından çok büyük nimetlerle ve üstün ilimlerle desteklemiş, ona hiç kimsenin ulaşamayacağı bir mülk, görkemli bir saltanat, eşi ve benzeri bulunmayan bir hakimiyet vermiştir.


Sonuç

Hz. Süleymanssası birçok yönüyle, Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde bildirdiği ahir zamanda yaşanacaklar ile büyük paralellik göstermektedir. Allah’ın izni ile ahir zamanda Hz. Mehdinin gelişi ile Hz. Süleyman döneminde yaşanan görkem yeniden oluşacak ve tüm yeryüzüne İslam ahlakı hakim olacaktır.

Ayetlerde yer alan tüm bu bilgiler, düşünen her insan için çok önemli bir ders ve aynı zamanda da çok değerli bir rehberdir. Her Müslümanın Hz. Süleyman gibi din ahlakının yayılması için ciddi bir çaba sarf etmesi, Allah’ı derin bir sevgi ile severek daima O’na yönelmesi, adaletli, tevazulu, ihlaslı, akılcı, tedbirli, sabırlı ve kararlı olması gerekmektedir. Allah'ın tüm insanlığa örnek gösterdiği bu ahlak, ahirette olduğu gibi, dünya hayatında da iman edenleri büyük başarılara ve zaferlere götüren bir yoldur.

Yüce Allah Hz. Süleyman'ın ordusunu cinlerle ve kuşlarla desteklemiş, ona yeryüzünde çok güçlü bir iktidar vermişti. Onun ordusuna hiçbir ülke karşı koyamıyor, bu güçlü ordu ile karşılaşanlara sadece boyun eğmek kalıyordu.

Enbiya Suresi'nin 80. ayetinde bildirildiği gibi, Rabbimiz Hz. Süleyman'a zorlu savaşlar esnasında askerlerini olumsuz etkilerden koruması için madeni giyim sanatını öğretmişti. Bu ilimle yapılanrhlar, miğferler ve çeşitli araçlar Allah’ın izniyle Hz. Süleyman’ın güçlü ordusunu daha da yenilmez hale getirmişti.
HARUN YAHYA

1 Kasım 2007 Perşembe

EVRİMCİLERİN SUDAN KARAYA GEÇİŞ ALDATMACASI





BİR YANDAN TERÖRÜ LANETLERKEN BİR YANDAN DARWINİZM'İN ANLATILMASI BÜYÜK BİR GAFLETTİR

- Kendisi de bir Marksist olan Dawkins, "Ateistler saklandığınız yerden çıkın" diyerek ateist, materyalist, Darwinist kişileri yüreklendirip onları teşvik etmekte, Marksist-Leninist propagandaya zemin hazırlamaktadır. Bir kısım basınımız ise, tam sayfa bu kişinin reklamını yaparak bu oyuna alet olmaktadır.

- Marksist-Leninist, bölücü propagandaya karşı Yaratılışçı, milliyetçi, Atatürkçü, üniter devleti ve milli manevi değerleri savunan bir karşı propaganda şarttır.

- Tek yanlı Marksist-Leninist propaganda Doğu'da binlerce gencin bölücü örgütün saflarına katılmasına sebep olmaktadır. Marksist-Leninist propagandaya karşı propaganda yapılmamakta bilakis birçok çevrelerce bunun yerine komünizmi dolaylı yoldan destekleyen bir propaganda sürdürülmektedir. Bu, vatanımız, milletimiz ve devletimiz için çok büyük bir tehlikedir.

AVRUPA BİRLİĞİ (AB)'Nİ MATERYALİZM BATAĞINDAN SADECE TÜRKİYE KURTARABİLİR

Bölücü terörün kökünü kazıyacak, hayat damarlarını kesecek olan bizzat Türk Milleti'dir. Yapılması gereken, bölücü örgütün sahip olduğu materyalist-Darwinist dine karşı kararlı ve güçlü bir ilmi mücadele başlatmaktır. Bu din bilimsel yöntemlerle yok edilirse terörün ruhu ölecektir. Darwinizm'in olmadığı yerde komünist-bölücü hareket de olmayacaktır. Unutulmamalıdır ki bölücü teröre karşı en güçlü silah fikirdir.

-Bugün Avrupa'nın ortak paydası bölücü terör örgütü PKK'da olduğu gibi diyalektik materyalizm ve Darwinizm'dir. Avrupa'daki tüm partiler; Komünistler, Sosyalistler, Hıristiyan Demokratlar, Yeşiller ve diğerleri, tıpkı PKK'nın öngördüğü hayat görüşünde birleşmektedirler. İktidarları elinde tutan veya iktidar ortağı olmaya soyunan pek çok parti, Darwinizm kaynaklı olan ateizmi benimsediklerini ilan etmiş durumdadır. Avrupa bu görüşün etkisi altındadır.

- Avrupa'da rahiplerin bile büyük çoğunluğu Darwinist eğitimden geçmiş ve pasifize edilmiştir. Kamuoyu araştırmalarına göre Avrupa, % 75-80'lere varan bir oranda Allah inancını reddetmekte ve Darwinizm'i desteklemektedir.

- Avrupa, kendisi gibi Darwinist ve materyalist temeller üzerinde yapılanmış olan ve ülkemizin doğusunda faaliyet gösteren bölücü terör örgütüne açıkça ve gizlice desteklemekte, ona lojistik destek sağlamakta, örgütün ayakta durmasını sağlamaktadır. Böyle bir durumda bölücü terörü yok etmek için Avrupa'dan yardım beklemek abes olacaktır. İslam ülkelerinin ise böyle bir destek vermeye durumları elvermemektedir.

- Yaşlanmış, heyecanını kaybetmiş materyalistlerin peşinden giden Avrupa ölüme sürüklenmektedir. Avrupa, materyalizm batağına düşmüştür, onu bu bataktan kurtaracak yegane güç ise Türk Milleti'nde bulunmaktadır. Türk Milleti -Allah'ın izniyle- Avrupa'ya, insani duyguları, sevgiyi, merhameti, vefayı, sadakati, yardımseverliği öğretecek, dünyanın yepyeni bir çağa girmesine vesile olacaktır. Bu konuda etkili olacak sivil toplum kuruluşlarının yolunun devletimiz tarafından açılması ve önlerindeki engellerin kaldırılması çok önemlidir.

DARWINİSTLERİN OYUNUNA DİKKAT!

Darwinistler, Darwinizm'in çöküşüne dair gördükleri her delil karşısında, yeni bir sahte iddia ile ortaya çıkarlar. Ya yeni bir kafatası fosili ortaya çıkarırlar, ya yeni bir ara fosil bulundu derler, ya da insan geninin maymun geni ile benzerliğini ispat ettiklerini iddia ederler. Daha olmazsa, kendilerinin bir hücre veya kromozom ürettiklerini açıklarlar.

Oysa bunların tümü yalandır. Darwinizm'i destekleyen tek bir fosil bulunmamaktadır. Şimdiye dek yapılmış olan kazılarda tek bir ara fosil bulunmamıştır. Laboratuvarlarda hiçbir şekilde hücre oluşturulamamıştır. Bilim adamlarının ürettiklerini iddia ettikleri kromozom ise bir canlıya ait başka bir kromozomdan yapılmıştır. Üstelik bu çalışmayı yüzlerce bilim adamı, yüzlerce mühendisin geliştirdiği üstün bir teknik donanımın yardımıyla akıl kullanarak, plan yaparak, emek harcayarak gerçekleştirebilmiştir. Bir başka deyişle bu üretim tesadüfen olmamıştır. Bu gerçek, Darwinizm'i kesin olarak çürütmektedir. Önemli olan bu yapay kromozomun tesadüfen oluşmamasıdır; onu yaratan bir Yaratıcı vardır. İnsana ait tek bir proteinin bile tesadüfen oluşması 10950'de bir ihtimaldir; yani imkansızdır. Bu protein üretilse bile, ancak emek ve akıl harcanarak, binlerce işlem yapılarak laboratuvar şartlarında üretilebilir. Yani Darwinistlerin iddia ettiği gibi bataklıkta kendiliğinden oluşamaz. Buna can vermek ise ayrı bir şeydir. Morgdaki bir insan bedeninde de hücre ve kromozom bulunur, ama bu beden cansızdır. Allah ona bahşettiği ruh ile can verir.

VATANDAŞLARIMIZI BİRBİRİNE DÜŞMAN ETME OYUNUNA DİKKAT!

Doğudaki komünist terör örgütü mensupları ile terör mağduru Doğulu masum vatandaşlarımızı çok iyi ayırt etmek gerekir. Doğulu masum vatandaşlarımıza daha fazla şefkat göstermek, koruyup kollamak güzel ahlakın gereğidir. Aksi, terör örgütünün istediğidir ve gafilane, hatta hainane bir hareket olur. Doğulu vatandaşlarımıza karşı diğer vatandaşlarımızı düşman etmeye yönelik oynanan oyuna, yapılan provokasyona karşı dikkatli olmak gerekir. Bu oyuna gelmek, aklı başında, güzel ahlaklı hiç bir insan için düşünülemez. Bu gaflet, hıyanet ve dalalettir. Doğu insanı tüm milletimiz gibi, şefkatli, sevecen, sevgi ve saygıdan hoşlanan, dürüst, haysiyetli, misafirperver, kadir kıymet bilen, vefalı insanlardır. Terör örgütünün ve Avrupalı terör odaklarının bu büyük oyununa gelmekten şiddetle kaçınmak gerekir. Bu oynanan sinsi oyunu alaşağı edelim. Vatandaşlarımızın birbirine kin nefret ve öfke ile yaklaşmasını, birbirlerine düşman olmasını isteyen bu odaklara karşı en etkili şamar, milletimizin birbirine dostane, sevecen ve saygılı yaklaşmasıdır.

Evrim Teorisi'ni yalanlayan yüzlerce fosile yer verilen ve 28x38 cm.'lik dev ebadı, baskı kalitesi ve tekniği ile dünyada tek olan 764 sayfalık "Yaratılış Atlası"nda, teorinin çöküşü hakkında en doyurucu bilgileri bulabilirsiniz. Eser, kapağındaki orijinal hologram görüntülerle, parlak kuşe kağıdıyla, toplam 1500'ü aşkın renkli resim, fotoğraf ve belgeyle benzersiz bir görünüme sahip. Ayrıca "Evrimin Fosillere Yenilişi" isimli VCD belgesel bu dev eser ile birlikte...

EVRİM TEORİSİ'NİN BİR ALDATMACA OLDUĞUNU ANLAMAK İÇİN
HARUN YAHYA'NIN (ADNAN OKTAR) BU KİTAPLARINI OKUMALISINIZ!

Adnan Oktar'ın, Harun Yahya müstear ismiyle kaleme aldığı eserlerin sayısı yaklaşık 250'dir. Bu kitaplar 46.000 sayfa ve 31.500 resimden oluşmaktadır. Bu kitapların 7.000 sayfa ve 6.000 resimlik bölümü Evrim Teorisi'nin çöküşünü konu almaktadır.

Adnan Oktar'ın, Harun Yahya müstear ismi ile kaleme aldığı kitapları ve bunlardan yararlanılarak hazırlanan belgeselleri, www.harunyahya.org, www.harunyahya.net ve www.harunyahya.com adreslerinden ücretsiz olarak okuyabilir veya Global Yayıncılık'ın 0212 444 444 1 no'lu telefonundan temin edebilirsiniz.

İLANI PDF OLARAK BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ

Endonezya Politikasında Harun Yahya'nın Eserlerinin Etkisi - 15.05.2007 Endonezya/Endonezya Başkanlık İnternet Sitesi


Endonezya Devlet Başkanı Dr. H. Susilo Bambang Yudhoyono'nun resmi internet sitesinde, birçok kez Harun Yahya’dan bahsediliyor. Özellikle de terörle mücadelede barışçıl çözümler üretilmesinde, Harun Yahya'nın eserlerindeki mesaj örnek gösteriliyor.

Bilindiği gibi, Endonezya’nın Açe eyaletindeki ayaklanma ve iç çatışmalar, uzun yıllar kan dökülmesine sebep olmuştu. Endonezya'nın bu büyük iç problemi, bölgenin sosyal ve ekonomik istikrarsızlığına sebep olmuş ve ülkeyi, onlarca yıldır sivillerin ölümüne sebep olan askeri bir savaşa sürüklemişti. Fakat bu çatışma, mevcut Endonezya Başkanı Susilo Bambang Yudhoyono tarafından barışçıl bir biçimde sona erdirildi. Başkan Yudhoyono ise her fırsatta bu milli politikasına dayanak olarak, Harun Yahya'nın Terör Ancak Sevgiyle Yok Edilir kitabını örnek vermektedir.

Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesinde, Harun Yahya’nın çalışmalarından bahsedilen bölümlerden örnekler:

- "Başkanın Konuşmaları" başlıklı kısım; 25 Ekim 2005 tarihinde Jakarta’da Başkanlık Sarayında yaptığı konuşma:

Birbirimizden birşeyler öğrenerek, birbirimiz ile iletişim kurup, birbirimizi severek yaşarsak çok güzel olur. Her durumda, her toplumda, her ulusta ve her ülkede karşılaşılan her probleme cevap şefkattir, sevgidir.

Elimde bir seyahatim esnasında Dubai’den satın aldığım, ünlü Türk yazar Harun Yahya tarafından yazılmış iyi bir kitap var. Yaser Arafat’ın Mısır’daki cenazesine katıldıktan sonra yurda dönerken Dubai’de durmuştuk. Kitabın ismi Terör Sevgiyle Yok Edilir... Bu da demektir ki bu ülkedeki tüm hayatları sevgi ile kurtarabiliriz. Düşmana bile, GAM’a (Özgür Açe Hareketi) bile bu şekilde davranarak, güzel bir tavırla problemi dürüstçe çözmek istersek, kan Açe’de böyle sürekli dökülmez. Yeniden aramızdaki ilişkiyi düzeltip kardeşliğimizi oluşturup bu ülkeyi kırmızı ve beyazın (ulusal bayrak) altında geliştirelim.


- "Röportaj ve Sütunlar" başlıklı bölümde, Cumhurbaşkanı'nın 3 Mayıs 2006 tarihli, Ürdün ziyareti sırasında yaptığı konuşmadan:

... İslamın kendisi sevginin yaygınlaşmasını öğretir. Harun Yahya tarafından yazılmış çok güzel bir kitap var ve bu kitapta sadece sevginin terörü yeneceği, engelleyeceği ve çözeceği söyleniyor.

Sevgi yumuşak bir güçtür, sert bir güç değildir. Sert güç askeri olabilir, ekonomik ambargo olabilir, bir ülkenin başka hiçbir şey yapmasına engel olacak baskılar olabilir. Ama yumuşak güç; diyalog, karşılıklı anlayış, davet, karşılıklı yardım, zorlukların üstesinden gelme demektir; etkili olan da budur. Bu bizim tarafımızdan izlenmesi gereken bir yoldur, tamamen doğrudur...



- "Başkanın Konuşmaları" başlıklı kısım; 6 Temmuz 2006 Ulusal Saray’da yapılmış bir konuşmadan:

... Türkiye’den Harun Yahya isimli bir yazar var ve bu kişi, "Terör ancak sevgi ile yok edilir" diyor. Terör en geniş anlamda, ancak sevgiyle yok edilebilir. İnanan kimseler için, sevgiyle yok edilmeyecek hiç birşey yoktur. Ben de buna inanıyorum. Bu ülke birbirimiz arasındaki sevgiye susamış durumda. Bu ülke birbirimizi koruyup kollamaya, paylaşmaya susamış durumda...


- "Saray Köşesi" isimli kısım, 15 Mayıs 2007 :

... Cikeas’daki evindeyken Susilo Bambang Yudhoyono, sık sık kişisel kütüphanesinden kitap okuyarak zamanını geçirir. 35 yıldır biriktirdiği özel kitap koleksiyonu 15 bin kitaba ulaşmış durumdadır. Bunların yüzde 15’i dini kitaplardır. İslami gelişim ile ilgili Harun Yahya kitaplarından oluşan dört cilt ile beraber, tüm Kur’an tefsirleri de bulunmaktadır..."