29 Şubat 2008 Cuma

YÜZYILIMIZ İMAN YÜZYILI OLACAK

11 Eylül olaylarının ardında bazı sosyologların “İslam’dan ve din ahlakından uzaklaşılacağı” yönündeki tespitleri bugün bir bir yıkılıyor.

Dünyanın önde gelen haftalık dergisi The Economist tüm dünyada yaşanan “dini ve manevi değerlere yönelişi” kapak konusu yaparak bu gelişmeye dikkat çekti.

Ateistlerin 19. yüzyılın sonlarında oluşturdukları ve kendilerince her şeyi açıkladığını zannettikleri “dünya görüşleri” 20. yüzyıldaki gelişmelerle yıkıldı. Çeşitli bilim dallarında elde edilen bulgular ateizmin varsayımlarını yerle bir etti. Ateist görüşlerin zayıflamasındaki en önemli etken ise kuşkusuz ki yoğunluklu olarak 1980’li yıllarda başlayan ve son 30 yıldır, başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyada yürütülen kapsamlı ilmi mücadeledir. Harun Yahya (Adnan Oktar)’nın eserleriyle yürütülmekte olan bu fikri mücadele, insanların imana yönelmelerine, milli ve manevi değerlerine sahip çıkmalarına vesile olmaktadır.

Yaratılış Atlası isimli dev eserin tüm dünyadaki tartışılmaz etkisinin yanı sıra, aynı şekilde, Evrim Aldatmacası, Darwinizm’in İnsanlığa Getirdiği Belalar, Darwinizm’le İlmi Mücadelenin Önemi, Türlerin Evrimi Yanılgısı, Hayalin Diğer Adı Madde, Bir Zamanlar Darwinizm, Ara Geçiş Açmazı, Canlılardaki Fedakarlık, Darwinist Propagandanın Çürük Temelleri, Darwinistler Neleri Düşünmezler, Zamansızlık ve Kader Gerçeği gibi Adnan Oktar’ın 250’yi aşkın eseri tüm dünyanın Darwinizm aldatmacasına karşı bilinçlenmesine vesile olmuştur.

Uzun bir süredir dünya çapında yaşanmakta olan bu dini ve manevi değerlere yöneliş konusunda dünya basınında birçok haber yer almaktadır. İngiliz The Economist dergisinin dünyada inançlar konusu ile ilgili olarak yaptığı 1 Kasım 2007 tarihli yayını bu haberlerin en son örneklerinden biri olmuştur.

The Economist:
“Bu Yüzyılda Dünya Üzerinde Her Yerde Politik Gündemi İnanç Konusu Belirleyecek.” 1

The Economist dergisi 1 Kasım 2007 tarihli sayısında kapak konusu olarak dünyada Allah’a olan inancın sürekli olarak arttığı gerçeğini gündemine taşıyarak tüm dikkatleri Çin’de yaşanan gelişmelere çekti.

90’lı yılların başında komünist felsefeye dayalı ülke yönetimlerinin yaşadıkları başarısızlıklar ve bu sistemlerin çöküşleri Çin halkını da etkilemiştir. Tüm komünist sistemlerde olduğu gibi Çin’de de materyalist dünya görüşü hayat yapısını ve toplum düzenini tahrip etmiş ve insanların hayatlarında hiçbir şekilde doldurulamayan manevi bir boşluk oluşturmuştur. Allah inancının ve din ahlakının ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bu düzende, insanların temel ihtiyaçları olan sevgi, saygı, şefkat, merhamet, fedakarlık, sadakat ve vefa gibi güzel ahlak özellikleri de hayat sahası bulamamıştır. İnsan fıtratına aykırı olan böyle bir ortamda doğal olarak toplumsal bir huzursuzluk ve mutsuzluk oluşmuştur. Çin’de bu duygulardan rahatsız olup vicdanlarına başvuran insanlar ise çözüm olarak din ahlakına yönelmeyi seçmişlerdir.

Çin’de dine karşı devlet baskısı olmasına rağmen, halkın din ahlakına yönelişinin önüne geçilememektedir. Dini inançların dünyanın en kalabalık nüfuslu bu ülkesindeki gelişimini Time dergisi yedi yıl önce şu ifadelerle gündem yapmıştır:

“Çin’in dini duyguları kontrol altına almak için uyguladığı tüm baskılara rağmen, vatandaşları arasındaki manevi uyanış pek de yok olacağa benzemiyor. Her ne kadar Komünist Parti halen resmi olarak ateist olsa da, Mao'nun ideolojisinin yerle bir olması, din tarafından doldurulacak manevi bir boşluğun ortaya çıkmasına neden olmuştur.”2

Time dergisinin bu yorumundan yedi yıl sonra Çin’deki inanç durumunu The Economist dergisi de şöyle değerlendirmiştir:

“Günümüzdeki eğilimler devam ederse Çin yakın zamanda dünyanın en büyük Hıristiyan ve belki de en büyük Müslüman ülkesi olacak.”3Günümüzde, tüm dünyada yaşanan imani uyanışın, feyz ve heyecanın her geçen gün arttığını gösteren pek çok gelişme meydana gelmektedir. Allah'ın, “Ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.” (Nasr Suresi, 2-3) ayetiyle bildirdiği gibi, insanlar dalga dalga imana yaklaşmakta, Allah'a yönelmektedirler.

Din Ahlakının Engel Olunamaz Yükselişi

Ateist ve komünist kale olarak görülen kızıl Çin’in bile İslam’ın ilerleyişi karşısında elinin kolunun bağlanması, bizlere çok önemli bir dönem içerisinde bulunduğumuzu göstermektedir. Geçtiğimiz yüzyılda tamamen unutturulmaya çalışılsa da bugün din ahlakı sürekli olarak gündemde olan bir konudur. Freud, Marx ve Lenin gibi ateist ideoloji önderleri, dinin bir şekilde ortadan kalkacağını düşünmüşlerdir. Fakat bu karanlık umutları gerçekleşmemiş ve din ahlakı günlük yaşamdaki pek çok konuyu doğrudan etkiler hale gelmiştir. Din ahlakına karşı yürütülen art niyetli ve planlı hareketler bile istenilen şekilde sonuçlanmamaktadır. Örneğin, 11 Eylül terör saldırılarının İslam dini ile ilişkilendirilme gayretleri ve İslam dinine karşı yürütülmeye çalışılan aleyhte propagandalar işe yaramamış hatta tam ters yönde bir kanaat oluşmasına sebep olmuştur. Barış ve hoşgörü dini olan İslam’ın teröre karşı olduğunu herkes anlamıştır. The Economist dergisinde 11 Eylül sonrası ile ilgili olarak sosyologların öngörülerinde nasıl yanıldıkları şöyle anlatılmaktadır:

“Sosyologların öngörülerinin aksine dindarlarda bir düşüş olmadı, din daha da gelişti. İkinci unsur ise din tekrar politik hayatta etkin olmak üzere geri döndü. 1970’lerde yaşanan sıkıntılarla beraber din tekrar dünya üzerinde farklı ülkelerde ön plana çıktı. 9/11 olayları bunda çok etkili oldu… artık insanlar seçim yapıyorlar ve dini kendileri seçerek tekrar gündeme taşıyorlar… 11 Eylül 2001 tarihinden önce önemli sosyoloji kitaplarının çoğunda, tarihin dinsiz bir sona gittiği öngörüldü. Fakat bu tarih, bir değişim noktası oldu ve artık baktığımız her yerde dinle ilgili konuları görüyoruz, liste oldukça uzun.”4

11 Eylül’ün en beklenmedik etkilerinden birisinin Amerikalıların İslam dinini araştırıp incelemeye başlamaları olduğu görülmüştür. Pek çok Amerikalı, belki de hayatlarında ilk defa hak din olan İslam’ı araştırmış, Kuran-ı Kerim satışı hızla artmıştır. Bugün Amerika’da 11 Eylül’le birlikte başlayan İslam dinine olan ilgi artarak devam etmektedir.

Bazı sosyologların, tarihçilerin ve gazetecilerin yaptıkları bu yorumlar gerçekte Allah’ın İlahi bir kanunudur. Allah inkarcı sistemlerin veya bu sistemlerin işlemesini isteyen insanların kurdukları tuzakları 1400 yıldır geri çevirmektedir. Allah Kuran’da, inkarcı tuzakları boşa çıkardığını şöyle bildirmektedir:

“Onlardan öncekiler de hileli-düzenler kurmuşlardı; fakat düzen kuruculuğun (tedbirlerin, karşılık vermelerin) tümü Allah’a aittir. Her bir nefsin ne kazandığını O bilir. Bu yurdun sonu kimindir, inkâr edenler pek yakında bileceklerdir.” (Ra’d Suresi, 42)

Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah Katında onlara hazırlanmış düzen (kötü bir karşılık) vardır.” (İbrahim Suresi, 46)İçinde yaşadığımız 21. yüzyıl Allah’ın izniyle iman yüzyılı olacak ve tüm dünya şerefli bir döneme tanıklık edecektir.

Dünya Üzerindeki Tüm Sorunların Çözümü Din Ahlakının Yaşanmasıdır

“Dünya üzerindeki şiddet içeren tüm olaylara bakıldığında görülüyor ki, sorunların çözümlenmesi için bir biçimde dindar kişileri dahil etmeniz gerekiyor. Dinler arası diyalog kesinlikle çok önemli.”5


The Economist dergisi editorü John Micklethwait’in yaptığı bu açıklama gibi benzer yorumlar günümüzde dünyanın yaşadığı sıkıntılara çözüm bulmak isteyen kesimler tarafından sıklıkla dile getirilmeye başlanmıştır. Gerçek dindar Müslüman, gerçek dindar Hıristiyan ve gerçek dindar Musevilerin üzerinde uzlaşamayacakları hiçbir konu yoktur. Öncelikle tüm Müslümanlar, Allah rızası için Ehl-i Kitabı karşılıksız gözetme ve koruma bilinci içerisindedirler. Bu Allah’ın iman edenlere Kuran’da bildirdiği bir emridir.

Karşılıklı sevgi ve saygının bulunduğu bir ortamda çözülemeyecek problem, giderilemeyecek sıkıntı yoktur. Dünyada anarşinin, terörün sonlanması ve kalıcı barışın kurulması Allah’ın yardımı ile gerçekleşecektir. Bunun için yapılması gereken, iman edenlerin tüm imkanlarını sonuna kadar kullanarak dinsizlikle fikren mücadele etmeleridir. Görüş ayrılıkları bir kenara bırakılıp, din ahlakının yayılması için aciliyetli olarak ittifak edilmelidir.

Hak dinin insanlar arasında yayılacak olması Allah’ın iman edenlere bir müjdesi ve vaadidir. Yaşadığımız olayların da bize gösterdiği gibi, Allah’ın izni ile bu vaadin gerçekleşmesi çok yakındır. Allah’ın izni ile 21. yüzyıl insanlığın Altınçağı olacak, din ahlakına karşı olan tüm akımlar, inananlar tarafından fikren yok edilecektir.

Allah, Kendi rızasını arayan kullarına yardım edeceğini Kuran’da şöyle müjdelemiştir:


“Allah, sizin düşmanlarınızı daha iyi bilendir; bir veli (en güvenilir bir dost) olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah yeter.” (Nisa Suresi, 45)

“Siz yerde ve gökte (Allah’ı) aciz bırakamazsınız. Sizin Allah’ın dışında veliniz yoktur, yardım edeniniz de yoktur.” (Ankebut Suresi, 22)


1- 1 Kasım 2007 The Economist
2- Land of Spirits, Time Asia, 24 Ocak 2000
3- 1 Kasım 2007 The Economist
4- a.g.e.
5- a.g.e.