31 Ocak 2009 Cumartesi

Le Nouvel Observateur Dergisi Sayın Adnan Oktar'ın Darwinizm'e Karşı Elde Ettiği Zaferi Tasdik Etti - 22.01.2009

Fransa/Le Nouvel Observateur Dergisi 


22 Ocak 2009 tarihli Le Nouvel Observateur dergisinde Sayın Adnan Oktar'ın Darwinizm'i yerle bir eden bilimsel mücadelesine kapsamlı olarak yer verilmiştir. Her ne kadar haberde, Ergenekon Terör Örgütü'nün psikolojik savaş yöntemlerinde kullandığı üslubun izleri varsa da, Sayın Adnan Oktar'ın Darwinizm'e karşı elde ettiği ezici zaferin üstünlüğü karşısında, bu zaferi anlatmak durumunda kalmışlardır. Zira Sayın Oktar'ın eserlerinde yer alan ve ilmi olarak reddedilmesi mümkün olmayan kesin ve net deliller karşısında evrim teorisi tam anlamıyla yenilgiye uğramıştır ve bu gerçeğe tüm dünya tanıklık etmektedir. Bu eserler Sayın Nicholas Sarkozy, Sayın Tony Blair gibi çok sayıda önde gelen devlet adamının, siyasetçinin, düşünürün, akademisyenin fikir yapısında çok olumlu ve güzel değişikliklere vesile olmuştur. Nitekim yazıda da bu gerçek ifade edilmektedir. 

Aşağıda, söz konusu dergide yer alan ve Darwinistlerin mağlubiyetlerinin itirafı niteliğindeki bölümlerden birkaç örnek sunulmuştur. Haberin içeriğindeki, "Bugüne kadar gerçekleştirilmiş en büyük Yaratılışçı saldırı", "(Darwinist) Eğitimde panik başgösterdi", "Adnan Oktar Müslüman dünyasındaki en etkili evrim karşıtı hareketin önderi", "Vuruş gücü son derece etkileyici", "Korkunç etkileyici oldu", "Bugüne kadar böylesine büyük bir Darwinizm karşıtı hareket olmamıştı" gibi ifadeler, Darwinist ve materyalistlerin Sayın Adnan Oktar'ın çalışmaları karşısında ne büyük bir acizlik ve çaresizlik içinde olduklarının delillerindendir. Yazıda dikkat çeken bir diğer ifade de, " Eğer Yaratılışçı fikirler, bu laik felsefenin hakim olduğu toprakları fethederse MÜCADELE KAZANILMIŞ OLACAK. BÜYÜK HAYALİ, DİNDAR BİR AVRUPA GERÇEK OLACAK..." cümleleridir. Burada yer alan laik felsefe ifadesiyle kast edilen, elbette inançlara saygılı, fikir özgürlüğünü savunan, dinsizin de dindarın da, ateistin de imanlı bir insanın da dilediği gibi düşüncelerini açıklayabileceği yani Sayın Adnan Oktar'ın ve tüm Müslümanların savunduğu bir laiklik düşüncesi değildir. Kast edilen dinsizliği temel alan ve savunan, din ahlakına ve inanca karşıt materyalist felsefedir. Ve Avupalı Darwinistlerin ve materyalistlerin asıl korkusu da, yaklaşık 150 yıldır Avrupa'yı adeta esir almış, büyük bir karanlığa sürüklemiş materyalizmin artık çöküyor olmasıdır. Allah'ın izniyle Darwinizm'in yıkılması ve materyalizmin çökmesiyle, Avrupa –tam da materyalistlerin korktuğu gibi- akın akın din ahlakına yönelecek ve gerçek aydınlanma dönemine girecektir. 
   
 
2007 Ocak ayında FRANSA, KENDİ TOPRAKLARINDA BUGÜNE KADAR GERÇEKLEŞTİRİLMİŞ EN BÜYÜK YARATILIŞÇI SALDIRIYLA KARŞILAŞTI. 
 
EĞİTİMDE PANİK BAŞGÖSTERDİ. Bu zehirli hediyenin (Darwinizme zehir etkisi gösteren bu eser, Avrupa'nın kurtarıcısı ve aydınlatıcısı niteliğindedir) gizemli göndericisi kim?
 
Kendisi (SAYIN ADNAN OKTAR), MÜSLÜMAN DÜNYASINDAKİ EN ETKİLİ EVRİM KARŞITI HAREKETİN ÖNDERİ.
 
(Sayın Adnan Oktar) Kravatlı, güzel sanatlar eski öğrencisi, bugün karşımızda ULUSLARARASI ÜNE ULAŞMIŞ BİR BİLİM ADAMI, YAZAR OLARAK BULUNUYOR. 
 
Kendinden emin. Amacına ulaştı. DÜNYA ÇAPINDA KENDİSİNDEN BAHSETTİRDİ. ATLAS’ININ – İYİ BİR İNANAN OLARAK NİTELEYİP KUTLADIĞI - FRANSA CUMHURBAŞKANI NICOLAS SARKOZY’NİN DİNİ SÖYLEMLERİNE VE TONY BLAIR’İN KATOLİKLİĞE DÖNÜŞÜNE İLHAM KAYNAĞI OLDUĞUNA EMİN OLDUĞUNU SÖYLÜYOR. 
 
VURUŞ GÜCÜ SON DERECE ETKİLEYİCİ. DAHA ŞİMDİDEN ESERLERİNDEN 71 TANESİ FRANSIZCA OLARAK YAYINLANMIŞ DURUMDA. Aralarında çocuklar için olan “Bana Yaradılışı Anlatın” veya “Küçük dostlarımız karıncaların dünyası” kitaplarının da bulunduğu eserlerinden 71 tanesi daha şimdiden Fransızca olarak yayınlanmış durumda. Bütün kitapları Merkezi Montreal’de bulunan Orientica.com sitesinde mevcut. Ayrıca Paris’in 11. ve 18. ilçelerindeki bazı İslami kitabevlerinde de bulunmakta. Hatta örneğin Amazon.fr veya Fnac.com gibi önde gelen internet siteleri dahi düzinelerce referans öneriyor. 
 
Propaganda mekanizması KORKUNÇ ETKİLİ OLDU. BİLİMLER AKADEMİSİNİN YAPTIĞI BİR ANKETE GÖRE ÜLKEDEKİ LİSELİLERİN %75'İNİN EVRİM TEORİSİNE İNANMADIĞI ORTAYA ÇIKTI.
 
İstanbul Teknik Üniversitesi'nde görev yapan jeolog Prof. Celal Şengör'ün analizi şöyle: "Yakın zamana kadar evrimi gayet iyi tolere eden İslam'da (İslamla evrimi bağdaştırmaya çalışmak, Darwinist bir propagandadır ve Sayın Adnan Oktar'ın eserleri vesilesiyle bu propaganda etkisiz olmuştur.) BUGÜNE KADAR BÖYLESİNE BÜYÜK BİR DARWİNİZM KARŞITI HAREKET OLMAMIŞTI. HARUN YAHYA'NIN FİKİRLERİNİN ENDİŞE VERİCİ İLERLEYİŞİ ..." (Sayın Oktar'ın fikirlerinin Türkiye'de ve dünya genelinde maneviyatın güçlenmesine, inancın artmasına vesile olması sadece materyalistler ve Darwinistler açısından endişe vericidir. Bu gerçek dışı beyanların Darwinizm'in çöküşünü engellemesi mümkün değildir.)
  
Eğer Yaratılışçı fikirler, bu laik felsefenin hakim olduğu toprakları fethederse MÜCADELE KAZANILMIŞ OLACAK. BÜYÜK HAYALİ, DİNDAR BİR AVRUPA GERÇEK OLACAK... Çünkü bizzat kendi ifadesine göre Darwinizm'in yok edilmesi sadece birinci aşama. Bu, toplumun tekrar inançlı olması için bilincinde açılacak "psikolojik bir kilit".

HZ. MEHDİ (A.S.) ÖNCE TÜRK BAYRAĞIYLA TÜRKİYE'DE ORTAYA ÇIKACAK


HZ. MEHDİ (A.S.) ÖNCE TÜRK BAYRAĞIYLA TÜRKİYE'DE ORTAYA ÇIKACAK; SONRA DA YEŞİL BAYRAKLARI OLAN DİĞER ÜLKELERİN MANEVİ ÖNDERLİĞİNİ ÜSTLENECEKTİR

O yılda KIRMIZI BAYRAĞIN VE SONRA YEŞİL BAYRAĞIN SAHİBİ OLAN OĞLUM’UN (HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN) gaybeti ilan olunacaktır.  (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 170)



Peygamberimiz (sav)'in hadisinde haber verildiğine göre, Hz. Mehdi (a.s.) önce Türk bayrağıyla Türkiye’den çıkacak, daha sonra da yeşil bayrak sahibi olan İslam ülkelerine de manen hakim olacaktır. Türk İslam Birliği’nin oluşmasına vesile olacak ve bu birliğin manevi liderliğini üstlenecektir.

30 Ocak 2009 Cuma

TÜRKİYE'YE MİNNETTARIZ

Ne Demişti

Afganistan Ayna TV, 8 Ağustos 2008

Adnan Oktar: Türk Milleti’nin özelliği şu: Türk Milleti güzel ahlaklı ve dindar bir millet. Böyle bir milletin lider olması onun hakkıdır. Bu işi hakkıyla yerine getirir, güzel liderlik yapar. Bu anlamda; yoksa kanı üstündür, işte ensesi buruşuktur, kafatası şöyledir, böyle bir şey yok. Bu faşistlik bu, bu delilik ve rezillik ve bereketsizlik, uğursuzluktur bu. Bunu düşünenin Allah belasını verir. Bu felaketle sonuçlanır bu. Böyle bir şey olmaz. Türkiye’nin öncülüğünde, Türk Devletleri’nin desteğinde bir Türk-İslam Birliği. Biz Allah’ın kullarıyız. İnsanlar takva ile üstün olur. Irk üstünlüğü iddiası yok. Ama liderlik için Türk milleti tam biçilmiş kaftandır. Allah çok güzel yaratmıştır bu milleti. Yani lider millettir. Çileye açıktır, zorluğa açıktır, acıya açıktır, fedakardır, cesurdur, imanlıdır, güzel ahlaklıdır, merttir, dürüsttür. Türk milletinin özelliği bu. Böyle bir millet lider olsun diyoruz. Kim yapacak başka, başka yapacak kimse yok. Yani tek yapacak Türk milleti görülüyor. Bir de Osmanlıdan gelen tecrübe var. Yani Allah genetik bir tecrübe de vermiş inşaAllah. Şahane yapacak birikime sahip, şu an bu güç olarak. Şahane olarak bu liderliği yapacak bir güce sahip Türkler. Bu gücü deruhte etmesi, yerine getirmesi mevzu bahis. Bu zaten kader böyle yani inşaAllah. Bu olacak. Yani hadislere baktığımızda Türk milletinin böyle bir görev alacağını biz açık açık görüyoruz. Rivayetlerden bu açık açık görülüyor. Onun için yani tarihin akışı zaten böyle. Kim ne derse desin bu şekilde olacak inşaAllah.



Ne Oldu


Bugün Gazetesi, 13 Ocak 2009

Türkiye Gazetesi, 18 Ocak 2009


Türkiye'nin yaptığı yardımların tarih boyunca unutulmayacağını söyleyen Dr. Ebu Zuhri, "Türkiye'de halk ve hükümet aynı tepkiyi göstermiştir. Ne yazık ki Arap toplumlarından bunu göremedik. SİZE GERÇEKTEN MİNNETTARIZ. OKULLARIMIZDA ÇOCUKLARA TÜRKLERİ ANLATIYORUZ. Ben de üniversitede Türkün ne demek olduğunu anlatıyorum" diye konuştur.

Filistin Sorununun Tek Çözümü Türk-İslam Birliği

TÜRK İSLAM BİRLİĞİ’Nİ TÜM MİLLETİMİZ İSTESİN
 
Türk İslam Birliği’nde hiçbir Müslüman, Hıristiyan, Musevi acı çek­mez. Öldürülmez. Yaralanmaz. Fakir olmaz. Ezilmez. Korku yaşa­maz. Hukukta, adalette sorun kalmaz. Fail-i meçhul olaylar ol­maz. Fakirlik olmaz. Üretimsizlik olmaz. Cahillik olmaz...
 
Şüphesiz Allah, kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak mücadele edenleri sever. (Saf Suresi, 4)
Ve haklarına müdahale edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır. (Şura Su­resi, 39)
 

- Türk İslam Birliği’nin oluşmasında boşa geçen her gün bir kayıptır, bir zarardır. 
- Hiç gecikme olmaksızın Türk İslam Birliği hemen oluşturulmalıdır. 
- Bütün Türk milleti bu güzel birliği destekliyor ve onaylıyor. 
- Bütün Türk devletleri, İslam ülkeleri bu birliği bir zaruret olarak görüyor. Sevinç­le samimiyetle destekliyor. 
- Amerika’nın, Rusya’nın, Çin’in, Avrupa’nın bütün dünyanın hem maddi hem mane­vi olarak lehine, hayrına olan bu birlik, bütün dünyaya barış, kardeşlik, sevgi ve fe­rahlık getirecektir. 
- Türk İslam Birliği, dünyadaki terörü, karmaşayı, huzursuzluğu, küresel krizi der­hal durduracak yegane çözümdür.
 
Türk-İslam Birliği, bir sevgi birliğidir. Muhabbet birliğidir, gönül birliğidir. Bu birliğin temeli, sevgi, fedakarlık, yardımseverlik, merhamet, hoşgörü, anlayış ve uzlaşıdır. Ayrıca insana saygı, sanatta, bilimde ve teknolojide en yüksek noktaya ulaşmak birliğin hedefidir. Birliğin kurulma­sıyla, sadece Türk toplumları ve Müslümanlar değil, tüm dünya aydınlığa kavuşacaktır.
 
Son dönemlerde yaşanan gelişmeler, Türk-İslam alemi tarafından büyük bir şevk ve heyecanla beklenen Türk-İslam Birliği'nin kurulmasının çok yakın olduğunu göstermektedir. Bu tarihi birli­ğin ilk ve en önemli adımı ise Azerbaycan ve Türkiye'nin iki devlet, tek millet olarak birleşmesi olacaktır. Yakın gelecekte Türkiye süper devlet olarak, Türk-İslam aleminin liderliğini üstlene­cek ve Kafkasya'dan Tanzanya'ya, Fas'tan Fiji'ye uzanan geniş bir coğrafyada, tüm Müslümanla­rı tek bir çatı altında birleştirecektir.
 
Birlik olmak Türk-İslam dünyasına müthiş güç kazandıracaktır. İman edenlerin ittifakını güçlü kılan aslında onların imanları ve ihlaslarıdır. Gerçek dostluk ve ittifak ancak samimi iman ile ku­rulur. Müminler, birbirlerini araya hiçbir çıkar ya da menfaat beklentisi katmadan, halis niyetle ve sadece Allah rızası için sever, Allah rızası için dost olur ve Allah rızası için birlik olurlar. Te­meli dünya üzerindeki en sağlam kaynağa, Allah sevgisine ve Allah korkusuna dayalı olan bu birliğin bozulması, dağılıp yıkılması Allah'ın dilemesi dışında hiçbir şekilde mümkün olmaz.
 
Türk-İslam Birliği Dünyaya Barış Getirecektir
 
Türk-İslam Birliği öncelikle Müslüman ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları çözüp İslam dünyasına sulh getirecek, öte yandan dünya genelinde çatışma ve savaşı kışkırtan her türlü hareketin karşı­sında yer alacak, savaşı körükleyen her türlü girişime karşı engelleyici bir güç olacaktır.
 
Türk İslam Birliğinin kurulmasıyla, Amerika, Avrupa, Çin, Rusya, İsrail kısaca tüm dünya rahat­layacaktır. Terör sorunu son bulacak, hammadde kaynaklarına ulaşım garanti altına alınacak, ekonomik ve sosyal düzen korunacak, kültürel çatışma tamamen ortadan kalkacaktır. Amerika askerlerini topraklarından binlerce kilometre uzağa göndermek zorunda kalmayacak, İsrail du­varlar arkasında yaşamayacak, Avrupa Birliği ülkeleri ekonomik herhangi bir engelle karşılaşma­yacak, Rusya güvenlik endişesi duymayacak, Çin hammadde sıkıntısı çekmeyecektir. 
 
Avrupa Birliği’nin terör endişesinden kurtulması onlar için çok büyük bir nimet ve lükstür. Türk-İslam Birliği, bunu sağlayacak kesin çözümdür. İslam âleminde ki bütün çilelerin, bütün kargaşanın bitmesi de Türk İslam Birliği ile mümkündür. Türk Devletler bu vesileyle, Avrupa ayarında hatta onu da geçen büyük bir medeniyet hamlesi yapabilirler. Çünkü Türk Devletleri potansiyel yönden çok zengin bir coğrafyadır. Türk İslam Birliği bu bölgeye büyük bir zengin­lik, bereket, huzur ve kalite getirecektir. 
 
Türk İslam Birliği, Küresel Ekonomik Krizi Durduracak Yegane Çözümdür
 
Türk-İslam Birliği ticareti canlandıracak, ekonomiyi güçlendirecektir. Ekonomide, siyasi alanda ve kültürel sahada Müslüman ülkeler arasında gerçekleştirilecek bir bütünlük, geri kalmış olanla­rın hızla ilerlemesine, gerekli imkana ve alt yapıya sahip olanların bunları en verimli şekilde kul­lanabilmelerine olanak tanıyacaktır. Ekonomik büyüme, bilim ve teknolojiye yapılacak yatırımla­rı artıracaktır. Ekonominin gelişimi ile birlikte eğitim seviyesinde de doğal bir yükselme olacak, toplum çok yönlü gelişecektir. 
 
Türk-İslam Birliği, Müslüman alemini de kalkındıracaktır. Oluşturulacak İslam ortak pazarı saye­sinde, bir ülkede üretilen ürünler, gümrük, kota gibi sınırsal engellere takılmadan bir diğer ülke­de kolaylıkla pazarlanabilecektir. Ticaret alanı genişleyecek, tüm Müslüman ülkelerin pazar payı artacak, ihracat gelişecek, bu, Müslüman ülkelerdeki sanayileşme sürecini hızlandıracak, ekono­mide sağlanacak kalkınma ile teknolojide de gelişme yaşanacaktır.
 
Türk-İslam Birliği'nin tesis edilmesiyle enerji kaynakları da güvence altına alınacaktır. Türk-İs­lam Birliği'yle zengin yer altı kaynaklarının bulunduğu bölgelere istikrar ve barış hakim olacak, buralarda demokratik sistem en düzgün şekilde işleyecektir. Böylece bu kaynakların en verimli şekilde kullanılmasında ve kaynakların değerlendirilmesinde İslam ülkelerinin olduğu kadar di­ğer toplumların da hiçbir zarar görmeyeceği bir model oluşacaktır. Bu da, başta petrol üretimi ve fiyatları olmak üzere dünya ekonomik dengeleri açısından son derece önemli olan hususlar­da, istikrarlı ve dengeli bir siyaset izlenmesini sağlayacaktır.
 
Ekonomisi güçlü bir Türk-İslam alemi, Batı dünyası ve diğer toplumlar için de önemli bir refah kaynağı olacaktır. Bu toplumlar karşılarında güven içinde, tedirginlik duymadan iş birliği yapabi­lecekleri, ticari faaliyet içinde olabilecekleri bir güç bulacaklardır. Ayrıca Batılı kurum ve kuruluş­ların sürekli olarak bu bölgelerin kalkınması için aktardıkları fonlara da gerek kalmayacak, bu fonlar dünya ekonomisinin güçlenmesi için kullanılacaktır.
 
Bu doğrultuda Türk milletine çok büyük görev düşmektedir. Türkiye'nin görevi tüm dünyaya huzur, refah ve bereket getirecek bu Türk-İslam aleminin lideri olma­sıdır. Türk-İslam aleminin liderliği dünya tarihinin en büyük vazifelerinden birisi­dir. TÜRK MİLLETİNİN EN HAYATİ GÖREVLERİNDEN BİRİ BUDUR. Yani Türk Mille­ti olarak görevimiz sadece Türkiye'yi kurtarmak değil bütün Türk-İslam alemini kurtarmak ve dünya barışı ve refahını sağlamaktır.
 
Milli Değerleri Koruma Vakfı Başkanı 
Tarkan Yavaş


18 Ocak 2009 Pazar

3. KALPLER VE SINIRLAR AÇILSIN

Ne Demişti

Denge TV, 3 Temmuz 2008

Adnan Oktar: İslam Birliği bir an önce olmazsa bizi çok büyük sıkıntılar, zorluklar bekliyor gibi görünüyor. Yani Türk İslam Birliği hem Türkiye’nin Türklük aleminin hem İslam aleminin tek kurtuluşudur. Bu konuda gecikme çok büyük sorumluluk getirir. Çok büyük bir vicdani sorumluluk gerektiren bir durumdur bu. Bizi kardeşlerimizden ayırdılar biz Azerbaycan’dan niye ayrı olalım, niye Türkmenistan’dan ayrı olalım, niye Kazakistan’dan ayrı olalım? Yani Konya’dan, İzmir’den biz ayrı oluyor muyuz? Bu ne kadar mantıksızsa o da o kadar mantıksız. Pasaportun, vizenin kalkması gerekir, SINIR KAPILARININ AÇILMASI GEREKİR, hatta Ermenistan, Gürcistan, Litvanya, İsrail içinde bunlar geçerli. Bunların hepsi inşaAllah büyük bir Osmanlı Birliği gibi, güzel bir birlik içerisinde bir Türk İslam Birliği oluşturarak ama modern bir Türk İslam Birliği oluşturarak mutlu, güzel, müreffeh, zengin bir yapıyla inşaAllah neticelendireceğiz.


El Cezire, 8 Aralık 2008

Adnan Oktar: Ama Türk-İslam Birliği oluşturulursa, SINIRLAR AÇILIRSA, İslam ülkeleriyle olan Türk Devletleri’yle olan bağlar güçlendirilirse ve bu dediğim uygulamalar yapılırsa, yani akıl almaz demeyim de, olağanüstü üstü olağanüstü bir zenginlik ve bolluk dönemi başlayacaktır… Bunun için bir an önce girişimde bulunmak lazım, bir an önce gayret etmek lazım, bunu bekletmemek lazım, yani bütün ümmetin ferahlığı, bütün Türk aleminin rahatlığı, bütün insanların rahatlığı ve dünyanın rahatlığı için bu mutlaka şart ve elzem.


Ne Oldu

Yeni Şafak, 26 Aralık 2008



Papa, Ortadoğu'da şiddeti sona erdirmeye yönelik çabaların yoğunlaştırılması çağrısında bulundu. Papa: "KALPLERİN AÇILMASI, DOLAYISIYLA SINIRLARIN DA AÇILMASI İÇİN DUA EDİN" dedi. St Pierre Kilisesinde binlerce kişiye hitap eden Papa, İsrail ve Filistinlilerin birbirlerini anlamaya çalışması gerektiğini söyledi.

2. BORÇLULARA AF HÜKÜMETİN GÜNDEMİNDE


Ne Demişti

El Cezire, 13 Aralık 2008

Adnan Oktar: ... BORÇLU OLANLARIN BORÇLARINI AFFETMELERİ, çünkü Kuran’da borcun affedilmesi bir ibadet olarak belirtiliyor, yani illa borcu öde diye fakir insanların yakasına yapışılması doğru değil, bundan vazgeçilmesi lazım. Vergi affı getirilmesi gerekiyor ve vergilerin iyice düşürülmesi gerekiyor, bu piyasayı çok çok canlandırır.


Ne Oldu

Radikal Gazetesi, 29 Aralık 2008
Kredi kartı borcu olanlar için sicil affı çıkarılacak.Sanayi Bakanı Çağlayan,"Düzenleme hazır" dedi.

17 Ocak 2009 Cumartesi

1. ESNAF, HALKI ALIŞVERİŞE DAVET ETTİ

Ne Demişti

Maraş Aksu TV, 20 Kasım 2008


Adnan Oktar: Allah’a tevekkülsüzlük insanları korkuya itiyor, korkuya itince insanlar parayı tutuyorlar, parayı tutunca ve HİÇBİR ŞEY ALMAYINCA PİYASADA DURGUNLUK MEYDANA GELİYOR, durgunluk meydana gelince fabrikalar kapanıyor, fabrikalar kapanınca mal arzı olmuyor, mal olmayınca da kıtlık oluyor.


El Cezire TV, 13 Aralık 2008

Adnan Oktar: FAKİR HALKA MAAŞLARINA ZAM YAPARAK ALIŞVERİŞİ ARTTIRMAK MÜMKÜN OLABİLİR, yani piyasa hareketlendirebilinir, yani sanayi tesislerine, işletmecilere para aktarımı değil de, özellikle lüks üretim yapan yerlere para aktarımı değil de, halka para aktarımı daha doğru olur, yani fakir halka para aktarımı daha doğru olur. Tabi Müslümanların görevi de zekat, sadakada daha titiz olmaları, bol bol kardeşlerine kendi imkanlarını dağıtmaları, onlara malla, parayla, yiyecekle bol bol yardım etmeleri, borçlu olanların borçlarını affetmeleri, çünkü Kuran’da borcun affedilmesi bir ibadet olarak belirtiliyor, yani illa borcu öde diye fakir insanların yakasına yapışılması doğru değil, bundan vazgeçilmesi lazım.

Ne Oldu


Yeni Asya Gazetesi, 31 Aralık 2008


AESOB Başkanı Orhan Tolunay şunları kaydetti: "Vatandaşlarımız ihtiyaçlarını ertelememeli. EKONOMİYİ CANLI TUTMAK GEREKİR… VATANDAŞIMIZ GÜÇLERİ ORANINDA ALIŞ VERİŞ YAPMALI. PİYASALARDAKİ DURGUNLUK KRİZİ TETİKLEYECEK. Vatandaşlarımızın alım güçleri oranında çarşılara inmelerini, ihtiyaçlarını almalarını istiyoruz."

13 Ocak 2009 Salı

ARAMIZDA SINIR DEĞİL, BİRLİK OLSUN

ARAMIZDA SINIR DEĞİL, BİRLİK OLSUN

Ne Demişti

Ne Oldu


Çay TV, 23 Temmuz 2008

Adnan Oktar: Herkes Avrupa Birliği’ni son derece makul görüyor. Akdeniz Birliği’ni çok makul görüyor. Fakat öz be öz kardeşimiz olan Türklerin bir araya gelmesini yani şöyle düşünelim Konya, Erzurum, İzmir haşa Allah esirgesin bizden ayrı olsa biz bir gün desek ki bizim birleşmemiz gerekiyor biz kardeşiz nasıl oluyor bu desek bu son derece makul bir şey.

Çay TV: Bu kadar doğal diyorsunuz.

Adnan Oktar: Bu kadar doğal. Dinimiz bir, dilimiz bir, her şeyimiz bir, aynı köklerden geliyoruz, kardeşiz fakat ayrıyız. Bugün Azerbaycan’a desek ki hadi birleşelim. Bir gün düşünmezler kabul ederler. Yani bunun sadece resmi olarak talep edilmesi gerekiyor. Yani iki devlet bir millet olarak, çok rahat birleşebiliriz. Hiçbir engel yok. Kazakistan da öyle, Kırgızistan da öyle, Türkmenistan da öyle, Doğu Türkistan’da öyle hepsi rahatlar ve bu birleşmenin sonucunda İslam alemi de öyle Irak, SURİYE CAN ATIYORLAR TÜRKİYE İLE BİRLEŞMEK İÇİN. Bütün mesele Türkiye’nin bunu açıkça ortaya koymasında yani adı konulması gerekiyor. Sadece talep olması yeterlibuna ait.



MPL TV Satranç Tahtası Programı, 19 Aralık 2008

Adnan Oktar: Bütün bu bölgenin ağabeysiyiz biz, dostuyuz. Hepsi bizim komşumuz, binlerce sene, yüzlerce sene iç içe yaşamışız biz, tamamen suni bir ayrılık var. SINIRLAR AÇILSIN, VİZELER KALKSIN, GÜRÜL GÜRÜL TİCARET YAPALIM, BAĞRIMIZA BASALIM ONLARI, BİR SEVİNÇ OLSUN, BAYRAM OLSUN, BEREKET, BOLLUK BÖYLE HER YERİ BİR SARSIN. Dünya da görsün bu kalleşliğin, egoistliğin, bencilliğin çirkinliğini görsünler, bize özensinler.

Türkiye Gazetesi, 6 Ocak 2009


Suriye Başmüftüsü Ahmed Bedreddin Hassun: "Aramıza sınır koyan güçler, şimdi yeniden ülkelerimizi parçalayıp taksim etmek istiyorlar. Irak'ta Sünni, Şii, Kürt, Keldani ve Türkmen diye halkın arasına nifak sokup bölüyorlar. Daha önce aynı oyunu Lübnan'da da oynadı malum güçler. AMAN DİKKATLİ OLALIM, BİRLİĞİMİZİ ve kimliğimizi MUHAFAZA EDELİM." Diyen Müftü Hassan, ARAMIZDA SINIRLAR HİÇ OLMASIN ÇAĞRISINDA BULUNDU.

Dr. Hassun Türkiye'ye de "Avrupa Birliği'nin kapısını çok fazla zorlamanıza gerek yok. ONLAR DAHA ÇOK SİZE MUHTAÇ VE mutlaka bir gün ayağınıza gelecekler" dedi.

12 Ocak 2009 Pazartesi

KAMİL İMAN SAHİBİ BİR MÜMİN... NASIL BİR ALLAH İNANCINA SAHİPTİR?

  •  Allah'tan başka bir ilah olmadığını,
  • Herşeyi yaratanın ancak Allah olduğunu,
  • Her işi evirip çevirenin Allah olduğunu,
  • Tüm kalplerin ancak Allah'ın kontrolünde olduğunu,
  • Allah'ın herşeyi sarıp kuşatan oluğunu,
  • Kaderi belirleyen olduğunu,
  • Herşeye gücü yeten ve dilediğini yapan olduğunu,
  • Herşeyden haberdar olduğunu ve herşeyi işitip gördüğünü,
  • Herşeyin üzerinde gözetici ve koruyucu olduğunu,
  • Gaybı bildiğini,
  • Hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını ve bütün eksikliklerden uzak olduğunu,
  • Doğurmamış ve doğurulmamış olduğunu,
  • Şaşırmayan ve unutmayan olduğunu,
  • Mülkün tek sahibi olduğunu,
  • Herşeyin tek varisi olduğunu,
  • Daima diri olduğunu,
  • İzzet ve şerefin tek sahibi olduğunu,
  • Daima üstün ve galip gelen olduğunu,
  • En güzel isimlerin sahibi olduğunu,
  • Hüküm ve hikmet sahibi olduğunu,
  • Kullarına şahdamarlarından daha yakın olduğunu,
  • Kalplerinden geçirdikleri en ufak şeyi dahi bildiğini,
  • Gizlinin gizlisini bilen olduğunu,
  • Sonsuz adaletli olduğunu,
  • Merhametlilerin en merhametlisi olduğunu,
  • Kullarına karşı çok bağışlayıcı olduğunu,
  • Kullarını çok seven olduğunu,
  • Tevbeleri kabul eden olduğunu,
  • Samimi duaya karşılık veren olduğunu,
  • İyiliğin ve şükrün karşılığını fazlasıyla veren olduğunu,
  • İnsana herşeyi öğreten olduğunu,
  • Uyarıp korkutan olduğunu,
  • Ölüleri dirilten ve hesap gününü yaratan olduğunu,
  • Dinine yardım edenlere dünyada ve ahirette yardım eden olduğunu,
  • Vaadinin hak olduğunu,
  • İnkarcılar için cehennemi ve müminler için de cenneti yaratan olduğunu bilen bir Allah inancına sahiptir.

    NASIL BİR ALLAH KORKUSUNA SAHİPTİR?

  •  Yalnızca Allah'tan korkup yine yalnızca O'ndan sakınır.
  •  Allah'tan başka hiçbir şeyden korku duymaz.
  •  Allah'tan güç yetirebildiğince çok korkar.
  •  İmanı ve Allah korkusunu kalbe yerleştirenin Allah olduğunu hisseder.
  •  Bu korkuyu sadece zorluk ve çaresizlik anlarında değil, her an yaşar.
  •  Allah'ın sinelerin özünde olanı ve gizlinin gizlisini bilen olduğunu unutmaz.
  •  Kimsenin görmediği yerde de Allah'ın gören olduğunu her an hatırlar.
  •  Hesap vereceğini bilerek hareket eder.
  •  Haram ve helallere titizlik gösterir.
  •  Yaptığı herşeyin temeli bu korku üzerine kuruludur.
  •  Yapılan her işte Allah'a yönelip döner.
  •  Tek cezalandıranın Allah olduğunu bilir.
  •  Allah'ın makamından, tehdidinden ve cehennem azabından korku duyar.
  •  Daha önce gelip geçenlere Allah'ın verdiği azapları unutmaz.
  •  Saygı dolu, içi titreyen ve şiddetli bir Allah korkusuna sahiptir.

    NASIL BİR İMANA SAHİPTİR?
  •  Yalnız Allah korkusuna ve Allah sevgisine dayalı,
  •  Yalnızca Allah'a ibadet ettiren,
  •  Allah'ı herşeyin üzerinde tutmayı sağlayan,
  •  Allah'tan başka İlah aramayan,
  •  Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayan,
  •  Herşeyin Allah'tan olduğunu bilen,
  •  Allah'ın her zaman onun yanında olup, yaptıklarını gördüğünü bilen,
  •  Hayatının her anında asıl hedefini, 'Allah'ın rızasını kazanmak' olarak belirleyen,
  •  Tüm hayatı Allah için yaşamayı gerektiren,
  •  Allah'ın sınırlarını titizlikle korumayı sağlayan,
  •  Allah'ın karşısında acizliğini çok iyi bilmesini sağlayan,
  •  Allah'ın ayetlerine gönülden boyun eğici bir tavır sağlayan,
  •  Sadece Allah'a güvenip dayanmayı sağlayan,
  •  Yardımın ancak Allah'tan olduğunu kavratan,
  •  Daima Allah'ı anmayı sağlayan,
  •  Kuran'a kuvvetle bağlanmayı getiren,
  •  Allah'a asla nankörlük ettirmeyen,
  •  Kıyamet gününe kesin bir bilgiyle iman ettiren,
  •  Ahiretin varlığına kesin olarak inandıran,
  •  Dünya hayatına aldanmayı engelleyen,
  •  Gelecek endişesini ortadan kaldıran,
  •  Her işte bir hayır olduğunu her an hissettiren,
  •  Her işte Allah'a yönelip dönmeyi sağlayan,
  •  Sahip olunan tüm özelliklerin Allah'tan olduğunu unutturmayan,
  •  Allah'a, hükümlerine ve elçilerine gönülden bir itaat sağlayan,
  •  Şeytanın etkisine izin vermeyen,
  •  Her an vicdanın sesiyle hareket etmeyi sağlayan,
  •  Katıksız, sadece Allah'a yönelmiş bir ruh hali veren,
  •  Sadece Allah'ı ve inananları dost edinmeyi sağlayan,
  •  Allah'a yakınlaşmak için çok şiddetli bir çaba harcatan,
  •  Allah'a her an şükredici olmayı sağlayan,
  •  Her güçlüğe sabredebilecek, kesinlikle yılmayan bir kararlılık veren,
  •  Üstün bir ahlak kazandıran,
  •  Gösterilen mümin alametlerinde süreklilik sağlayan,
  •  Takvada yarışıp öne geçiren bir imana sahiptir.

    NASIL BİR KADER ANLAYIŞINA SAHİPTİR?

  •  Herşeyin bir kader ile yaratıldığını,
  •  Doğumdan ölüme kadar her olayı, Allah'ın bir kader üzerine yarattığını,
  •  Her olayın ancak Allah'ın takdir ettiği zamanda gerçekleşeceğini,
  •  Allah'a karşı kalbi tam tatmin bulmuş olarak bağlanmak gerektiğini,
  •  Gönülden boyun eğici olmanın makbul olduğunu,
  •  Allah'ın tüm zamanları tek bir an içinde gördüğünü,
  •  Katıksızca sadece Allah'a teslim olmanın gerekliliğini,
  •  Her ne yaparsa yapsın sonucu belirleyecek olanın Allah olduğunu,
  •  Allah'a tam bir teslimiyet gösterdiği takdirde asla mahzun olmayacağını,
  •  Allah'ın yarattığı her görüntüden razı olması gerektiğini bilir.
  •  Başına gelen herşeyin Allah'tan olduğunu bildiği için;
     
  • heyecana kapılmaz.
  • üzüntü ya da sıkıntıya düşmez.
  • paniğe kapılmaz.
  • umutsuzluğa düşmez.
  • sıkıntı ve stres yaşamaz.
  • endişeli bir ruh haline girmez.
  • kızgınlık duymaz.
  • "keşke" demez.
  • ani ve aşırı tepkiler vermez.
  • ölüm karşısında üzüntü duymaz.
  • elinden gidene ve kendisine isabet edene üzülmez.

    NASIL BİR DÜŞÜNCE YAPISINA VE NASIL BİR AKLA SAHİPTİR?

  •  Kuran'ı gereği gibi, iyice düşünen.
  •  Herşeyi Kuran mantığıyla değerlendiren.
  •  Herşeyi pozitif düşünen.
  •  Vicdanın yönlendirdiği şekilde hareket eden.
  •  Herşeyi kaderde Allah'ın takdir ettiği şekilde meydana geldiğini bilerek düşünen.
  •  Her olayın ardında gizlenen hayır ve hikmeti görmeye çalışan.
  •  Ayakta iken, otururken, yatarken, her an daima Allah'ı düşünen.
  •  Allah'ın varlığını ve yaratışındaki sanatını derin derin düşünen.
  •  Öncelikli olarak Allah'ın dikkat çektiği konuları ve iman hakikatlerini araştırıp, düşünen.
  •  Sorularının cevaplarını sadece Kuran'dan bulan.
  •  Aksamalar karşısında çözümü hep Kuran'da arayan.
  •  Daima dinin lehine düşünen.
  •  Vesvese geldiğinde şeytandan olduğunu düşünüp, Allah'a sığınan.
  •  Müminler hakkında hüsn-ü zanla düşünen.
  •  Başkalarının ihtiyaçlarını düşünebilen.
  •  Aciliyetli konuları tespit edip onlara öncelik verebilen.
  •  Hak ile batıl arasında Kuran'a uygun kıyaslar yapabilen.
  •  Temiz bir akıl ile düşünebilen.
  •  Kendi yaratılışını düşünen.
  •  Kıyameti düşünen.
  •  Hesap gününü düşünen.
  •  Cenneti ve cehennemi düşünüp öğüt alan.
  •  Kendisine yöneltilen öğütleri iyice düşünen.
  •  Kendi nefis muhasebesini iyi yapabilen bir akıl ve düşünce yapısına sahiptir.

    NASIL BİR SEVGİ ANLAYIŞINA SAHİPTİR?

  •  Allah'ı herkesten ve herşeyden fazla sever.
  •  Müminlere olan sevgisi Allah'ın rızasına dayalı bir sevgidir.
  •  En çok sevdiği kişiler, Allah'ın rızasını kazanmaya en çok çaba harcayan, en takva olduğunu umduğu kişilerdir.
  • Dünya hayatının süslerine karşı tutkulu bir sevgi hissetmez.
  •  İşlediği hayırların karşılığında Allah'ın sevgisi dışında hiçbir karşılık beklemez.
  •  Allah'a ve elçisine karşı başkaldıranlara karşı asla bir sevgi duymaz.
  •  Bir şeye karşı duyduğu sevgi ve ihtiyaç, o konuda fedakarlık göstermesini engellemez.

    NASIL VE NELER HAKKINDA KONUŞUR?

  •  Allah'ı en güzel isimleriyle tesbih eder.
  •  Sözün en güzelini söyler.
  •  Gelecekte olacak bir olay için her zaman için "Allah dilerse" anlamındaki "İnşaAllah" kelimesini kullanır.
  •  Allah'ın sanatını yansıtan her güzelliği gördüğünde "MaşaAllah" diyerek Allah'ın şanını yüceltir.
  •  Allah'ın en hoşnut olacağını umduğu sözü söyler.
  •  Konuşmalarında ayetleri hatırlatarak konuşur.
  •  Hikmetli konuşur.
  •  Kısa, özlü ve anlaşılır konuşur.
  •  Boş ve yararsız konuşmalar yapmaz.
  •  İhtiyaca yönelik konuşur.
  •  Yalan söz söylemez.
  •  Anne ve babasına karşı "öf" bile demeyecek kadar saygılı konuşur.
  •  Yumuşak söz söyler.
  •  Konuşmalarıyla karşı tarafa güvenilir olduğunu hissettirir.
  •  Olabildiğince samimi, sade, içinden geldiği gibi konuşur.
  •  Gizli konuşmalardan kaçınır.
  •  Söylediği sözün ne anlama gelebileceğini bilerek ve iyi düşünerek konuşur.
  •  Öğüt vererek konuşur.
  •  Bir eve girdiğinde önce Kuran'da belirtildiği gibi "selam" sözünü söyler.
  •  Cahillerle karşılaştığında onlarla cahilce söze dalmaz, "selam" diyerek geçer.
  •  İftira içeren bir söz söylemez.
  •  Ve bu tarz konuşmalara katılmayarak, onurlu olarak geçer.
  •  İyi ve güzel tavırları teşvik edecek ve kötü davranışlardan kaçındıracak şekilde konuşur.
  •  Sesinde orta bir yol tutar, bağırarak konuşmaz.
  •  Ağzından çıkan her sözden sorumlu olduğunu bilir.
  •  Boş ve gereksiz amaçlar için yemin edip durmaz.
  •  Konuşmalarında kimseyi ayıplayıp, kötülemez.
  •  Dedikodu yapmaz.
  •  Vicdanı harekete geçirecek etkili sözler söyler.

    NASIL VE NELERE DUA EDER?

  •  Herşeyde Allah'a dönüp yönelerek,
  •  Yalnızca Allah'a dua ederek ve yalnızca O'ndan yardım dileyerek,
  •  Allah'ın her duaya icabet eden olduğunu bilerek,
  •  Allah'ın şahdamarından daha yakın olduğunu ve her düşündüğünü anında duyduğunu bilerek,
  •  Allah'ı en güzel isimleriyle tesbih ederek ve bu isimlerinin anlamlarını derin derin düşünerek,
  •  Dua ederken Allah'tan istekte bulunma konusunda sınır koymayarak,
  •  Duanın bir şekli olmadığını, Allah'ın rızasını kazanmak için yapılan her hareketin bir dua olduğunu bilerek,
  •  Dua etmek için özel bir mekan ve yere gerek olmadığını, her zaman, her yerde dua edilebileceğini bilerek,
  •  Allah'a karşı olabilecek en saygılı şekilde dua eder.
  •  Sadece sıkıntı ve ihtiyaç içindeyken değil, bolluk ve nimet içerisindeyken de dua eder.
  •  Dualarının arkasından verilen nimetlere nankörlük etmez.
  •  Duası samimi ve içtendir.
  •  Allah'a yalvara yalvara, için için dua eder.
  •  Gösteriş için dua etmez.
  •  Korku ve umut taşıyarak dua eder.
  •  Kendisi için olduğu kadar hatta daha da fazlasıyla peygamberler ve diğer müminler için de dua eder.
  •  Müminlerin sağlığı, güvenliği, rahatı, zenginliği ve gücü için dua eder.
  •  Allah'a yakınlaşmak, başarılı olmak, din ahlakını en iyi şekilde yaşayabilmek ve güzel ahlakta sabır gösterebilmek için dua eder.
  •  Dünyada ve ahirette Allah'ın en güzelini vermesi, nimetlerini artırması için dua eder.
  •  Hiç kimsenin müminlere zarar verememesi için dua eder.
  •  Kuran'da yer verilen peygamber dualarını kendisine örnek alır.
  •  Dualarının sonunda "gerçekten hamd alemlerin Rabbi olan Allah'ındır" (Yunus Suresi, 10) diyerek Allah'ı tesbih eder.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN 7 OCAK 2009 TARİHİNDE KANAL MALATYA'YLA YAPTIĞI CANLI RÖPORTAJDA FİLİSTİN HALKI İÇİN YAPTIĞI DUA


Allah inşaAllah bütün Müslüman alemini birlik ve beraberlik içinde yapsın.

Ve bunu en kısa sürede yapsın inşaAllah. Allah Mehdi'yi zuhur ettirsin. Hz. İsa'yı inşaAllah nuzül ettirsin, Onun nüzulunü çabuklaştırsın. Dünyadaki fitne ve fesadı inşaAllah tamamen kaldırıp Müslümanların adaletini güzelliğini, güzel ahlakını bütün dünyaya göstersin.

Musevi kardeşlerimizi, Hristiyan kardeşlerimizi, bütün Müslüman alemini inşaAllah huzur, barış ve kardeşlik içerisinde birleştirsin Allah. Bütün Müslümanların bu birlik ve beraberliğe uyması için içlerine ilham versin, şiddetle bunu istetsin. Bölünmüşlüğe karşı şiddetle tavır koymalarını sağlasın Allah. Ve birlik ve beraberlik içinde olmak için aşkla şevkle gece gündüz gayret ettirsin Allah. Filistinli kardeşlerimize inşaAllah Allah şehit sevabı versin. Onların inşaAllah şehitlikle ahirete irtihallerini nasib etsin. Hastalara da şifa versin. Onlara Allah tahammül gücü, sabır ve cesaret versin. Zalimlerinde zulmünü Allah tepelerine geçirsin, onları basiretlerini bağlayarak, ferasetlerini bağlayarak, akıllarını bağlayarak, kalplerini bağlayarak, güçlerini bağlayarak, dillerini bağlayarak güçsüz hale getirsin Allah. Ateist siyonistlerin, ateist masonların zulmünü bertaraf etsin. Bütün Müslüman alemine birlik, beraberlik ve kardeşlik içerisinde huzur içinde mutluluk içinde yaşamalarını nasib etsin inşaAllah. Bu güzel çağa, güzel döneme inşaAllah girdik. Muharrem ayındayız inşaAllah. Bu ayın da bereketiyle Allah onu da vesile etsin inşaAllah. Peygamberimizin yolundan bizi ayırmasın. Kuran ahlakından bizleri ayırmasın inşaAllah. Bütün Müslümanlara bereket, huzur, cesaret, itidal, acılara karşı tahammül ve yılmazlık, cesaret, güzel ahlak nasib etsin inşaAllah.

İÇTEN SAMİMİ DUA EDEREK RABBİMİZ'E YÖNELMEK

Dua etmek Allah’ın kullarına lütfettiği çok güzel bir nimet ve çok büyük bir lütuftur. Allah Kuran’da, dua eden kullarının duasına icabet edeceğini bildirerek insanları Kendisi’ne yönelmeye çağırmıştır. Bakara Suresi’nin 186. ayetinde şu şekilde bildirilmektedir:

'Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.'

İnsanların tamamı her şeyleriyle Allah’a muhtaç yaşarlar. Aklı veren, zekayı, gücü, sağlığı, güzelliği, yetenekleri, malı, mülkü kısaca akla gelecek herşeyi insanlara lütfeden yalnızca Yüce Allah’tır. Günlük hayat içinde Allah bir sebeple bu nimet ve güzelliklerden birini eksilttiğinde insan bir anda, Allah'ın lütfetmesi dışında o nimetin var olamayacağını görür ve yalnızca Allah’tan yardım ister. İnsanlar bu tip zor anlarında tüm samimiyetleriyle Allah’a yönelirler ve kendilerine yalnızca Allah’ın yardım edeceğinin şuurunda bir ahlak gösterirler. Bu imanlı insanların doğal ve güzel bir tavrıdır. Ancak insanın zor anlarında olduğu gibi rahatlık dönemindeyken, nimet ve bolluk içindeyken, her istediği elindeyken, sağlıklıyken de Allah’ın büyüklüğünü, azametini herşeye kadir olduğunu düşünmesi ve bu düşüncelerle samimi olarak Allah'a dua etmesi gerekir. Nitekim daha derin düşünen müminler bu önemli gerçeği bilirler ve Allah kendilerini nimet içinde yaşatırken de için için dua ederek Allah’a şükrederler.

Duanın en önemli özelliklerinden biri de, Allah ile kul arasında sıcak bir bağlantı kurmak için bir yol olmasıdır. Allah’a yakınlaşmak isteyen mümin, içinde bulunduğu zor durumları ve isteklerini Allah’a açar. Herşeye güç yetirenin, herşeyi yapanın Allah olduğunu kendisinin ise yalnızca Allah'ın aciz bir kulu olduğunu en derin şekilde hissederek samimiyetle Allah’a yönelir. Böyle samimi ve güzel bir ruh haliyle dua eden kullarının dualarına Allah inşaAllah icabet edeceğini bildirmiştir. Allah Kuran’da Kendisi’ne içten bir kalple yönelerek dua edilmesini şöyle bildirmiştir:

Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez. (A’raf Suresi, 55)

Mümin dua ederken ayrıca, istediği her türlü imkan ve nimetin Allah’a ait nimetler olduğunu bilerek dua eder. Zenginlik istiyorsa gerçekte bunun Allah’ın zenginliği olduğunu bilerek, akıl istiyorsa bunun Allah’ın sonsuz aklının bir tecellisi olduğunu bilerek Allah’tan talep eder. Bu yüzden de Allah’a gönülden yönelen müminler, ‘Allah’ım tecellin olarak bizi zengin et” derler. Ya da insanlara güzel ahlakı tebliğ edenin ve kalplerinde etki oluşturacak olanın Allah olduğunu bilerek, “Ya Rabbim tebliğini arttır bize bunu göster, bizde bunu tecelli ettir” diye dua ederler.

Mümin dua ederken sürekli olarak Allah'ın yarattığı mükemmel kadere teslimiyet ruhu içerisindedir. Örneğin ciddi bir hastalığı olan mümin Allah’tan şifa ister. Sağlıklı olup Allah’a hizmet etmeyi ve iyileşmeyi Allah’tan umar. Ancak Allah, bir hikmet üzerine şifa nasip etmezse, bu durumda mümin Allah’ın yarattığı kadere en güzel şekilde razı olur. Allah’ın yarattıklarında mutlaka hayır görür. Allah’ın hastalıkla kendisini denediğini, buna sabretmekle ahiretteki hayatının güzelleşebileceğini, cennete girmeyi layık olabileceği üstün bir ahlaka erişebileceğinin ümidi içerisinde olur. Allah’ın bu hastalıkla kendisini derinleştirdiğini, olgunlaştırdığını, dünya hayatından uzaklaştırarak yalnızca ahiretteki sonsuz hayata yönelttiğini düşünür ve her zaman şükür halinde yaşar.

11 Ocak 2009 Pazar

DOĞUMUNUN 200. YILINDA DARWİN’İN VASİYETNAMESİ AÇILDI

Darwin, 1859 yılında, bundan tam 150 yıl önce Türlerin Kökeni isimli kitabında şunları söylemişti:
 
Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse,
neden sayIsIz ara geçİş formuna rastlamIyoruz?
 
Neden bütün doğa bİr karmaşa halİnde değİl de,
tam olarak tanImlanmIş ve yerlİ yerİnde?
 
SayIsIz ara geçİş formu olmalI, fakat nİçİn yeryüzünün sayIlamayacak kadar çok katmanInda gömülü olarak bulamIyoruz...
 
Nİçİn her jeolojİk yapI ve her tabaka böyle bağlantIlarla dolu değİl?
 
Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çIkarmamaktadIr ve belki de
bu benİm teorİme karşI İlerİ sürülecek en büyük İtİRaz olacaktIr. (Charles Darwin, The Origin of Species, s. 172, 280)
 
Şu anda, Darwin’in 150 yıl önce söylediği sözler gerçek oldu!
 
Şu anda, Darwin’in 19. yüzyılda söylediği gibi, gerçekten de ara fosİl dİye bİr şey olmadIğI ortaya çIktI.
 
Yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında 100 milyondan fazla fosil bulundu. Fakat bunların tek bİr tanesİ bİle ara fosİl değİldİ.
 
Bulunan 100 milyon fosil, tam da Darwin’in öngördüğü gibi doğanIn bİr karmaşa İçİnde olmadIğInI, tam, mükemmel, kusursuz ve tüm parçalarI yerlİ yerİnde olan canlIlardan oluştuğunu ortaya çıkardı.
 
Darwin’in söylediği gibi, hİçbİr jeolojİk yapIda ve hİçbİr tabakada canlıların birbirine sözde bağlantısını gösteren hİçbİr ara canlI fosİlİ olmadIğI görüldü.
 
Bütün bunların üstüne, yeni bilimler hücrenİn, kromozomlarIn, proteİnlerİn olağanüstü komplekslİkte olduğunu gösterdi.
 
DNA’nın içinde bİr mİlyon ansİklopedİ sayfasInI dolduracak miktarda bilgi olduğu ve böyle muhteşem bir yapının tesadüfen meydana gelmesİnİn İmkansIz olduğu keşfedildi.
 
Her şeyin en temel yapıtaşı olan atomların kusursuz bİr düzene ve muhteşem bİr komplekslİğe sahip olduğu anlaşıldı.
 
Ve yeryüzündeki bu muhteşem düzen, eşsiz, kusursuz sanat, yine tam olarak Darwin’in söylediği gibi teorİsİne karşI öne sürülecek en önemlİ İtİraz olarak ortaya çıktı.
 
Günümüzde yaşayan Darwinistler de bu vasiyetin doğruluğunu teyid ettiler:
 
Niles Eldredge (Harvard Üniversitesi'nde Paleontolog)
 
Gerçekten de, çeşitli ve iyi saklanmış fosillerin ani oluşumu, olağanüstü bİr entelektüel meydan okuma teşkİl etmektedİr.[1]
 
Derek W. Ager (Ünlü İngiliz Paleontolog):
 
Sorunumuz şudur: Fosil kayıtlarını detaylı olarak incelediğimizde, türler ya da sınıflar seviyesinde olsun, sürekli olarak aynı gerçekle karşılarız; kademeli evrimle gelişen değil, anİden yeryüzünde oluşan gruplar görürüz.[2]
 
Mark Czarnecki (Evrimci Paleontolog):
 
Teoriyi (evrimi) ispatlamanın önündeki büyük bir engel, her zaman İçİn fosİl kayItlarI olmuştur... Bu kayItlar hİçbİr zaman İçİn Darwin'İn varsaydIğI ara formlarIn İzlerİnİ ortaya koymamIştIr. Türler anİden oluşurlar ve yİne anİden yok olurlar. Ve bu beklenmedİk durum, türlerİn Allah tarafIndan yaratIldIğInI savunan yaratIlIşçI argümana destek sağlamIştIr.[3]
 
Carlton E. Brett:

 
Yeryüzünde hayat zaman içinde, yavaş yavaş ve kademe kademe mi gelişti? Fosil kayıtlarının bu soruya cevabı; "HayIr"dIr.[4]
 
Dr. Colin Patterson (Paleontolog):
 
Herhangi bir türün başka hangi tür canlıdan geldiğini gösteren bir fosil fotoğrafı göstermemi istemişsiniz - böyle bİr fosİl kaydI mevcut değİl.[5]
 
David B. Kitts (Oklahoma Üniversitesi, Bilim Tarihi Profesörü):
 
Evrim, türler arası geçiş formalarını gerektirir, ama paleontolojİ bunu evrİmcİlere sunamadI.[6]
 
Mark Ridley (Zoolog, Oxford Üniversitesi):
 
Gerçek bir evrimci hiçbir zaman, yaratılışa karşı evrim teorisine dayanak olarak fosİl kayItlarInI kullanmamaktadIr.[7]
 
Steven M. Stanley:
 
Bilinen fosil kayıtları, evrimin büyük bir morfolojik ara geçişi başaran tek bİr örneğİnİ dahİ belgeleyemedİ. Bundan dolayI fosİl kayItlarI kademelI evrİMİn geçerlİ olabİleceğİne daİr hİçbİr kanIt öne süremez.[8]
 
Hoimar Von Ditfurth :
 
Geri dönüp baktığımızda, neredeyse ıstırapla aranan o geçiş biçimlerini bir türlü bulamamış olmamıza şaşırmamamız gerektiğini anlıyoruz. Çünkü büyük olasılıkla böyle bİr ara aşama hİç var olmadI.[9]
 
George Gaylord Simpson:
 
Evrim tarihinin büyük bölümünü temsil eden ara-geçiş formları nerededir? Henüz hİçbİr yerde bulunamadIlar.[10]
 
Tom Kemp (Oxford Üniversitesi):

 
Bir nesilden diğerine türlerin birbirine geçişinin mümkün olduğunu gösterecek tek bİr kayIT örneğİ yoktur.[11]
 
Dr. Colin Patterson:
 
Gould ve Amerikan Müzesi uzmanları ara fosillerin bulunmadığını söylerken bir çelişki sergilememektedirler. Tek bİr ara fosİl bİle yoktur.[12]
 
İşte bu sebeplerle Darwin’i tebrik ediyoruz!
 
Yaşadığımız yüzyılda ele geçen bilimsel delillerle Darwin’in gerçekten de çok öngörülü bir insan olduğu ortaya çıktı! 150 yıl önce “tek bir tane bile ara fosil yok” demişti, şimdi tek bir tane bile ara fosil olmadığı milyonlarca fosil kaydı ile teyid edilmiş oldu! Darwin’in vasiyeti aynısıyla doğrulandı! Darwin’i, üstün öngörüsü ve bu önemli tahmininden dolayı, doğumunun 200. yıldönümünde tebrik ediyoruz.

[1] Niles Eldredge The Monkey Business: A Scientist Looks at Creationism, Washington Square Press, New York, 1982, s.44
[2] Derek A. Ager, "The Nature of the Fossil Record", Proceedings of the British Geological Association, cilt 87, 1976, s. 133
[3] Mark Czarnecki, "The Revival of the Creationist Crusade", MacLean's, 19 Ocak 1981, s. 56
[4] Carlton E. Brett, "Statis: Life in the Balance", Geotimes, vol. 40 (Mart 1995), s.18
[5] L.D.Sunderland, Darwin's Enigma: Fossils and Other Problems, 4. Baskı, Master Books, 1988, 10 Nisan 1979 tarihli mektuptan
[6] "Paleontology and Evolution Theory", Evolution, Vol. 28 (Eylül 1974) s.467
[7] "Who Doubts Evolution?", New Scientist, sayı 90, 25/06/1981, s. 831
[8] Stanley, Steven M., Macroevolution: Pattern and Process, San Francisco: W. H. Freeman and Co., 1979, s. 39
[9] Hoimar Von Ditfurth, Dinozorların Sessiz Gecesi 2, Alan Yayıncılık, Kasım 1996, İstanbul, Çev: Veysel Atayman, s.22
[10] G.G. Simpson, The Meaning of Evolution, Bentam Books, Inc. New York, 1971, s. 16-19
[11] Tom S. Kemp, Mammal-like Reptiles and the Origin of Mammals, New York American Press, 1982, s.363
[12] L.D.Sunderland, Darwin's Enigma: Fossils and Other Problems, 4. Baskı, Master Books, 1988, s. 89

9 Ocak 2009 Cuma

YENİ İPEKYOLU KURUYORUZ

Ne Demişti

Azerbaycan Halk Gazetesi, 6 Ekim 2008

Adnan Oktar: Şimdi Kafkas halklarına sorulacak, diyecekler ki, hangi ülkenin bayrağı altında, hangi ülkenin liderliği altında birleşmek istersiniz? Hangi ülkeyi seviyorsunuz? Onlar diyecekler ki, biz Türkiye’yi çok seviyoruz. Türk Devleti bizim ağabeyimiz olsun, bize yol göstersin, birleşelim, her devlet ayrı olsun, her devlet kendi içerisinde hür ve bağımsız olsun ama Türkiye ağabey olsun, manevi liderliği alsın diyecekler. 


Çırağan İftar Yemeği Toplantısı, 16 Ekim 2008


Adnan Oktar: Türk İslam Birliği’nin önemi açık açık görülüyor. Türkiye’nin süper devlet olarak, büyük bir devlet olarak iki süper gücün Rusya’nın ve Amerika’nın arasında dengeyi sağlayan üçüncü bir güç olarak ortaya çıkması gerektiği ortaya çıkıyor. Türkiye ılımlılığıyla, sevecenliğiyle, makul düşüncesiyle bu gücün tam hakkını verecek bir ülkedir. Dikkat ederseniz yabancı ülkeler, Sarkozy olsun, diğer yabancı devlet adamları olsun, Türkiye’nin bu akılcı, güzel, uzlaştırıcı tavrını çok beğeniyorlar. Bu Türk İslam Birliği’nin ön uygulamalarıdır. Kafkas birliği de oluşacak onu söyleyeyim. Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan bunların hepsi Türkiye’yle kardeş olan ülkelerdir. Hep bizden koparılmışlardır. Türkiye’nin her yeri Gürcü kaynar, Ermeni kardeşlerimiz burada gelip çalışıyorlar. 30-40 bin Ermeni var Türkiye’de çalışan. Hatta daha da fazla. Biz onlarla iç içeyiz.

Ne Oldu

Vakit Gazetesi, 24 Aralık 2008



Gürcistan ile son yıllarda ikili ve bölgesel düzeyde önemli bir ivme kazanan ilişkilerin HALKLAR ARASINDAKİ KARŞILIKLI DAYANIŞMA İLE BÖLGENİN İSTİKRAR VE REFAHINA KATKIDA BULUNDUĞUNU belirten Erdoğan…

Türkiye'de ÇOK SAYIDA KAFKAS KÖKENLİ VATANDAŞ olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, BUNUN İKİ ÜLKE ARASINDAKİ İLİŞKİLERİ BİR KÖPRÜ OLARAK GÜÇLÜ KILDIĞINI vurguladı.

5 Ocak 2009 Pazartesi

ALLAH A ŞİRK KOŞANLAR ZİHİNLERİNDEKİ KABUSU AHİRETTE BULACAKLARDIR-2

6- İnkar Eden Evrimciler Ne İddia Ediyor?

Kainatın Karanlık ve Karmaşa İçerisinde İken Tesadüfen Oluştuğunu Öne Sürerler

Yeryüzündeki canlı cansız herşey, Yüce Allah'ın “Ol” demesiyle yaratılmıştır. Evrimciler ise, ilk başlarda, kainatın ve canlılığın sözde başıboş bir şekilde, karanlık ve karmaşa içerisinde iken tesadüflerin imkansız bir şekilde biraraya gelmesiyle oluştuğu gibi bir hurafeye inanmaktadırlar.

Cehennemde Ne Olacak?

Allah İnkar Edenler İçin “Duman İçerisinde ve Karanlık” Bir Ortam Yaratacaktır


“ÖYLEYSE SEN, GÖĞÜN AÇIKÇA BİR DUMAN GETİRECEĞİ GÜNÜ GÖZLE; (BU DUMAN) İNSANLARI SARIP-KUŞATIVERİR. İŞTE BU, ACI BİR AZAPTIR.” (Duhan Suresi, 10-11)


“VE KAPKARA DUMANDAN BİR GÖLGE İÇİNDEDİRLER. 

Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim).

Çünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı.

ONLAR, BÜYÜK GÜNAH ÜZERİNDE ISRARLI DAVRANANLARDI.” (Vakıa Suresi, 43-46)


7- İnkar Edenler Evrimciler Ne İddia Ediyor?


Geçmiş Dönemlerde Yaşamış Olan İnsanların Medeniyetlerinin İlkel Olduğunu Öne Sürerler

Evrimci bilim adamları, tek hücreden çok hücreye ve ardından maymundan insana doğru uzayan sözde evrim sürecini açıklayabilmek için, tarihin gelişimini de senaryolaştırmışlardır. Bunun için kendilerince ‘ilkel’ olarak nitelendirdikleri insanların yarı maymun yarı insan, konuşma yeteneğinden yoksun, kıyafetleri olmayan, dik duramayan, sadece garip hırıltılar çıkaran, vahşi mağara adamları olduğu yalanını ortaya atmışlardır. Bu insanların yaşam şeklini açıklamak için de "mağara devri", "taş devri" gibi hayali dönemler uydurmuşlardır. 

Cehennemde Ne Olacak?

Taş Devri Yalanını Yazarken Hayal Ettikleri Gibi Tozlu, Karanlık Ortamlarda Yaşayacaklardır

“Ve o gün, ÖYLE YÜZLER DE VARDIR Kİ ÜZERİNİ TOZ BÜRÜMÜŞTÜR. BİR KARARTI SARIP-KAPLAMIŞTIR. İşte onlar da, kafir, facir olanlardır.” (Abese Suresi, 40-42)


“"Ashab-ı Şimal", ne (mutsuzdur o) "Ashab-ı Şimal." Hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su. VE KAPKARA DUMANDAN BİR GÖLGE İÇİNDEDİRLER. Kİ O, NE SERİNDİR, NE FERAHLATICI (KERİM).” (Vakıa Suresi, 41-44)
 
“(Ateş,) Onları uzak bir yerden gördüğünde, onlar bunun gazablı öfkesini ve uğultusunu işitirler. ELLERİ BOYUNLARINA BAĞLI OLARAK, SIKIŞIK BİR YERİNE ATILDIKLARI ZAMAN, orada yok oluşu isteyip-çağırırlar. Bugün bir yok oluşu çağırmayın, birçok (kere) yok oluşu isteyip-çağırın.” (Furkan Suresi, 12-14)

“İlkel İnsanların Giyecekleri Yoktu” Yalanını Söyledikleri Gibi Cehennemde Giyecekleri Olmayacak, Ateşle Giydirilecekler

“… İşte o inkâr edenler, ONLAR İÇİN ATEŞTEN ELBİSELER BİÇİLMİŞTİR; başları üstünden de kaynar su dökülür. Bununla karınları içinde olanlar ve derileri eritilmiş olur.” (Hac Suresi, 19-20)

“GİYİMLERİ KATRANDANDIR, yüzlerini ateş bürümektedir.” (İbrahim Suresi, 50)

8- İnkar Eden Evrimciler Ne İddia Ediyor?


Sosyal Darwinistler Kanlı Dikta Rejimlerin Dünyanın Düzeni İçin Gerekli Olduğu Yalanını Savunurlar

Dünya tarihinin en kanlı katliamlarını yapan Stalin, Lenin, Brejnev, Mao, Pol Pot ve Hitler gibi diktatörlerin ortak özelliği, hepsinin de sosyal Darwinist olmasıdır. Darwinizm’in desteklediği bu kanlı dikta rejimlerinde milyonlarca insan soykırıma uğramış, İngiltere'den Almanya'ya, ABD'den İsveç'e kadar birçok ülkede yüz binlerce insan sadece hasta, sakat veya yaşlı olduğu için zorla kısırlaştırılmış veya ölüme terk edilmiş ve acımasız rekabet nedeniyle dünyanın her yanında insanlar ezilmiş, sömürülmüş ve komünal hayvani yaşama zorlanmışlardır. 

Cehennemde Ne Olacak?

Dünyada Oluşturdukları Komünal Sistemlere Benzer Şekilde Topluca Azap Görecekler

“(Allah) diyecek: "Cinlerden ve insanlardan SİZDEN ÖNCE GEÇMİŞ ÜMMETLERLE BİRLİKTE ateşe girin." Her bir ümmet girişinde kardeşini (kendi benzerini) lanetler. Nitekim HEPSİ BİRBİRİ ARDINCA ORADA TOPLANINCA, en sonra yer alanlar, en önde gelenler için: "Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse ateşten kat kat arttırılmış bir azab ver diyecekler. (Allah da:) "Hepsi için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz" diyecek.” (Araf Suresi, 38)

Kanlı Dikta Rejimlerinde Uyguladıkları İşkence Yöntemlerine Benzer Şekilde Cezalandırılacaklar

“Gerçekten Biz onların boyunlarına, ÇENELERE KADAR (DAYANAN) HALKALAR GEÇİRDİK; BU YÜZDEN BAŞLARI YUKARI KALKIKTIR. Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.” (Yasin Suresi, 8-9)

 “Doğrusu Biz KAFİRLERE ZİNCİRLER, DEMİR HALKALAR (TOMRUKLAR) ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık.” (İnsan Suresi, 4)

 “Artık o gün hiç kimse (Allah'ın) vereceği azap gibi azablandıramaz. ONUN VURACAĞI BAĞI HİÇ KİMSE VURAMAZ.” (Fecr Suresi, 25-26)

“Mutsuz olanlar ateştedirler, ONLAR İÇİN ORADA (KAHIRLA VE ACIYLA) NEFES ALIP VERMELER VARDIR. Onlar, Rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklardır. Çünkü Rabbin, gerçekten dilediğini yapandır.” (Hud Suresi, 106-107)


9- İnkar Eden Evrimciler Ne İddia Ediyor?


Sosyal Darwinistler “Kayırılmış Irklar Yalanı”yla Dünya Tarihinde Irkçılığı Ateşlemiştir

Dünya tarihinin pek çok döneminde ırkçı toplumlara, yöneticilere ve uygulamalara rastlamak mümkündür. Ancak ırkçılığa ilk kez sözde bilimsel bir geçerlilik kazandıran evrim teorisi olmuştur. Evrim teorisinin sözde bilimsel geçerlilik kazandırmasıyla, 19. ve 20. yüzyıl bilim adamları hiçbir çekinme ve tereddüt duymadan, "aşağı" ırklar, insanlardan çok maymunlara daha yakın olan ırklar gibi hayali kavramlardan söz edebilmişlerdir. Hitler gibi zalim ırkçı diktatörler ise, bu ortamı fırsat bilerek milyonlarca insanı kendince "aşağı", "yetersiz", "kusurlu", "hasta" oldukları için katletmişlerdir.

Cehennemde Ne Olacak?


Kendilerinin Üstün Irk Olduğunu İddia Ederek Diğer Irkları Aşağılayan İnkar Eden Sosyal Darwinistler Cehennemde Aşağılık Kılınacaklardır

"Onu tutun da cehennemin orta yerine sürükleyin. Sonra kaynar suyun azabından başının üstüne dökün; (AZABI) TAD; ÇÜNKÜ SEN, (KENDİNCE) ÜSTÜN, ONURLUYDUN. Gerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir." (Duhan Suresi, 47-50)

“(Allah buyruk verir:) "ONU TUTUKLAYIN, HEMEN BAĞLAYIN. SONRA ÇILGIN ALEVLERİN İÇİNE ATIN. DAHA SONRA ONU, UZUNLUĞU YETMİŞ ARŞIN OLAN BİR ZİNCİRE VURUP GÖNDERİN. Çünkü, o, büyük olan Allah'a iman etmiyordu. Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı."” (Hakka Suresi, 30-34)

“Sonra (Allah) KIYAMET GÜNÜ ONLARI AŞAĞILIK KILACAK ve diyecek ki: "Haklarında (mü'minlere karşı) düşman kesildiğiniz ortaklarım hani nerede?" Kendilerine ilim verilenler, dediler ki: "BUGÜN, GERÇEKTEN AŞAĞILANMA VE KÖTÜLÜK KAFİRLERİN ÜSTÜNEDİR."” (Nahl Suresi, 27)

10- İnkar Eden Evrimciler Ne İddia Ediyor?


Darwinist Düşünce Zihinsel Engellilerin Yiyecek Amaçlı veya Bilimsel Deneyler İçin Öldürülebileceğini Savunur

Charles Darwin, evrim teorisi ile Allah'ın doğada var ettiği dayanışma ve yardımlaşma örneklerini göz ardı ederek, sözde tüm canlıların acımasız bir yaşam mücadelesi sürdürdüklerini öne sürdü. Darwin'in evrim teorisi, toplumlara uygulandığında ortaya sosyal Darwinizm çıktı. Hayatın sözde bir "mücadele alanı" olduğu, insanın bu mücadeleyi kazanmak ya da en azından bu vahşi ortamda "ayakta kalmak" için yaşaması gerektiği şeklindeki sapkın düşünce sosyal Darwinizm ile yaygınlaştı. Hiçbir bilimsel dayanağı bulunmayan bu akımla birlikte, acımasızlık, vahşet ve zulüm din ahlakını yaşamayan pek çok kimse tarafından olağan karşılanmaya başlandı. Darwinist düşünce insan hayatını değersizleşmesine neden oldu. Evrimciler tarafından zihinsel engelli kişilerin bilimsel deneyler için öldürülebileceğinin ve daha da vahşileşilerek yiyecek amaçlı kullanılabileceğinin savunulması bunun en açık göstergesidir.

Cehennemde Ne Olacak?

İnsan Eti Yemeyi Makul Görenler Cehennemde Kan, İrin, Darı Dikeni ve Zakkum Ağacı ile Besleneceklerdir

 “Orada ne serinlik tadacaklar, ne bir içecek. KAYNAR SUDAN VE İRİNDEN BAŞKA. (İşlediklerine) Uygun olan bir ceza olarak.” (Nebe Suresi, 24-26)

“Bundan dolayı bugün, kendisine hiçbir sıcak dost yoktur. İRİN VE KAN KARIŞIMINDAN BAŞKA BİR YEMEK YOKTUR. Bunu da hata edenlerden başkası yemez.” (Hakka Suresi, 35-37)

“Nasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa ZAKKUM AĞACI MI? Doğrusu Biz, onu kafirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık. Şüphesiz o, 'çılgınca yanan ateşin' dibinde bitip çıkar. ONUN TOMURCUKLARI, ŞEYTANLARIN BAŞLARI GİBİDİR. Artık gerçekten, ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar.” (Saffat Suresi, 62-66)

“Onlar için (zehirli olan) DARI DİKENİNDEN BAŞKA BİR YİYECEK YOKTUR. NE DOYURUP-SEMİRTİR, NE AÇLIKTAN KORUR.” (Gaşiye Suresi, 6-7)



11- İnkar Eden Evrimciler Ne İddia Ediyor?

Sosyal Darwinistler Muhtaç İnsanlara Yardım Etmeyi Hoş Görmezler

İnsanları bir hayvan türü olarak gören Darwinist anlayışın yalanlarına göre, zayıf, yardıma muhtaç olan insanların hiçbir değeri yoktur. Sosyal Darwinist mantıkta, acı çeken, zorluk ve korku içinde olan insanların kurtarılması için hiçbir şey yapılmaz. Bu insanlar, yardımsız ve korumasız bırakılırlar.

Cehennemde Ne Olacak?


İnkar Eden Sosyal Darwinistler İhtiyaç İçinde Olan İnsanlara Yardım Etmedikleri Gibi Cehennemde de Onlara Yardım Edilmeyecektir

“İşte bunlar, ahireti verip dünya hayatını satın alanlardır; bundan dolayı azapları hafifletilmez ve KENDİLERİNE YARDIM EDİLMEZ.” (Bakara Suresi, 86)

“Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Onlar, tağuta ve cibt'e inanıyorlar ve diğer inkâr edenler için: "Bunlar, iman edenlerden daha doğru bir yoldadır" diyorlar. İşte bunlar Allah'ın kendilerini lanetlediğidir. ALLAH'IN KENDİSİNİ LANETLEDİĞİNE HİÇBİR YARDIMCI BULAMAZSIN.” (Nisa Suresi, 51-52)

“Ve de ki: "Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Şüphesiz Biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. EĞER ONLAR YARDIM İSTERLERSE, KATI BİR SIVI GİBİ YÜZLERİ KAVURUP-YAKAN BİR SU İLE YARDIM EDİLİRLER. NE KÖTÜ BİR İÇKİDİR O VE NE KÖTÜ BİR DESTEKTİR.” (Kehf Suresi, 29)

SONUÇ:

 DARWINİSTLERE ÖNEMLİ ÇAĞRI!


Darwinizm yanılgısına kapılmış olanların önemli bir gerçeğin farkına varmaları gerekir: Tüm eksiklikleri ve yanlışlıklarına rağmen ısrarla savunmaya çalıştıkları evrim teorisinin bilimsel olarak hiçbir geçerliliği kalmamıştır. Bugün bilim dünyasında yaşanan her gelişme bu gerçeği bir kez daha pekiştirmekte, evrim teorisi tarihin tozlu sayfalarına gömülmektedir. Üstelik tarihi pek çok tecrübe göstermektedir ki, evrim teorisinin ortaya koyduğu yaşam modeli, zulüm, haksızlık, acımasızlık, adaletsizlik ile eş anlamlıdır ve insanlara acı, gözyaşı ve kayıptan başka birşey getirmez. Bu nedenle Darwinistlerin de evrim teorisinin teşvik ettiği kötülüklerin farkına varmaları, ön yargılarından kurtularak akıl ve bilim dışı bu teorinin savunuculuğundan bir an önce vazgeçmeleri gerekir. 

HZ. MEHDİ, YARGININ VE MAHKEMENİN ADİL HALE GELMESİNE VESİLE OLACAKTIR


MEHDİ (a.s.) YENİ BİR YARGI VE KAZAVET (KADILIK) SİSTEMİ GETİRECEK.

(El-Gaybet (Nümani). Bihar'ül Envar, c. 52, s. 349, 354)

MEHDİ'NİN HİÇ MALI MÜLKÜ OLMAYACAKTIR


O (MEHDİ) DÜNYAYA GÖNÜL BAĞLAMAZ VE (BUNUN İÇİN DE) TAŞ ÜSTÜNE TAŞ YIĞMAZ. 


(El-Mehdiyy-il Mev'ud..., c. 1, s. 280 ve 300)

HZ. MEHDİ HİÇKİMSEDE OLMAYAN DERİN BİR İLME SAHİPTİR

MEHDİ (a.s.) HAŞMET, SÜKUNET VE VAKAR SAHİBİDİR.

...MEHDİ'NİN İLİM VE HİLMİ HERKESTEN DAHA ÇOKTUR. Mehdi, Peygamber'in adını taşımaktadır ve ahlakı da Muhammedî (s.a.v.) ahlaktır.

(El-Mehdiyy-il Mev'ud, c. 1, s. 281-282 ve 266 ve 300)

MEHDİ ZAMANINDA TÜM İNSANLARIN AKLI AÇILACAK VE İLİMLERİ ARTACAKTIR

MEHDİ'NİN (a.s.) HÜKÜMETİ ZAMANINDA HERKESE İLİM VE HİKMET ÖĞRETECEKLER, öyle ki; kadınlar evlerinde Allah'ın kitabı ve Peygamberin sünnetiyle hüküm edecekler. 

(Bihar'ül Envar, c. 52, s. 352)


O dönemde HALK KİTLESİNİN AKLİ GÜCÜ TEMERKÜZ (toplanıp yoğunlaşacak) BULACAK. MEHDİ (a.s.), Allah'ın teyidiyle İNSANLARIN AKLINI TEKAMÜLE (İlahi terbiye ile kemale vardıracak) VARDIRACAK ve HERKESTE BİR AYDINLIK MEYDANA GETİRECEKTİR. 

(Usul-u Kafi, c. 1, Kitab'ül Akl, Hadis: 21)

HZ. MEHDİ, TÜM DÜNYANIN HİDAYETİNE VESİLE OLACAKTIR

MEHDİ (a.s.), HİDAYET MEŞALESİYLE ALEMDE DOLAŞIR VE SALİHLER GİBİ YAŞAR.

(El-Mehdiyy-il Mev'ud, c. 1, s. 281-282 ve 266 ve 300)

ALLAHPERESTLİK NEFSPERESTLİĞE ÇEVRİLDİKTEN SONRA MEHDİ GELECEK VE NEFSPERESTLİĞİ ALLAHPERESTLİĞE ÇEVİRECEK; KURAN, GÖRÜŞ VE DÜŞÜNCELERE UYDURULDUKTAN SONRA MEHDİ GELİP GÖRÜŞ VE DÜŞÜNCELERİ KURAN'A UYDURACAK...

(Nehc-ül Belağa, Feyz'ül İslam baskısı, s. 424, 425)

HZ. MEHDİ ZAMANINDA ZALİMLERİN HAKİMİYETİ SONA ERECEKTİR


MEHDİ'NİN (a.s.) HÜKÜMRANLIĞI ZAMANINDA ZALİMLERİN VE MÜSTEKBİRLERİN HÜKÜMRANLIĞI , MÜNAFIKLARIN VE HAİNLERİN SİYASİ NÜFUZU NABUD (YOK) OLACAKTIR (SON BULACAKTIR).

(El-Mehdiyy-il Mev'ud, c. 1, s. 252)

4 Ocak 2009 Pazar

3 Ocak 2009 Cumartesi

ALLAH'A ŞİRK KOŞANLAR ZİHİNLERİNDEKİ KABUSU AHİRETTE BULACAKLARDIR 1

Allah'a iman etmeyen, O'nu gereği gibi takdir etmeyip kulluk görevini yerine getirmeyen her insan, sonsuz ahiret hayatında cehennemle karşılık görecektir. Bu açık gerçeğe karşın, insanların bir kısmı bir tür sarhoşluk içindedirler. Bu insanlara inkar eden evrimcileri örnek vermek mümkündür.

İnkar eden evrimciler, Allah’ın apaçık olan varlığını inkar etmek için (Yüce Allah’ı tenzih ederiz) tüm hayatlarını harcamaktadırlar. Bu sapkın ideolojiyi savunmayı hayatlarının amacı haline getirmişlerdir. Kuşkusuz bunun Allah Katındaki karşılığı da çok şiddetli olacaktır. Dünya hayatında insanları Allah’ın yolundan saptırmak için söyledikleri her yalan ve yazdıkları her bilim dışı senaryo kendi kafalarındaki evrim hikayelerindeki karanlık dünya gibi cehennemde karşılarına çıkacaktır. İnkar edenler evrimciler, nasıl kabus gibi ahlak anlayışları varsa cehennemde de bunu göreceklerdir ve -Allah’ın dilemesi dışında- azap dolu sonsuz bir yaşam süreceklerdir. ( Doğrusunu Allah bilir.)

“Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalpleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır.” (Araf Suresi, 179)

Evrim propagandasının en belirgin özelliklerinden biri, Darwinistlerin hayal gücüne dayalı hikayelerden oluşmasıdır. Hikayeyi anlatan bilim adamı, çoğu zaman kişisel önyargıları, çoğu zaman da evrimi bir dogma olarak benimsemesi nedeniyle bilimsel bulguları yanlış yorumlayarak evrim senaryoları oluşturur. Daha sonra da bu senaryoyu sağlam bilimsel kanıtlara dayalı bir tez havasında insanlara empoze etmeye çalışır. Gerçekte ise evrimcilerin yaptıkları bir hayvana ait diş parçasını insan dişi gibi göstermek ya da farklı canlılara ait kemikleri birleştirerek sahte kafatasları oluşturmaktır. Teorilerini kanıtlayacak delilleri olmayan Darwinistler hikayelerine birçok hayali unsur eklemekte sakınca görmezler. Oysa bu, tamamen önyargıya dayalı, bilim dışı bir propaganda yöntemidir.

Kendilerince insanları aldatmaya çalışan inkar eden Darwinistler, çok önemli bir konuyu, üstelik 150 yılı aşkın bir süredir göz ardı etmektedirler: Allah’ın varlığını inkar etmek (Rabbimiz’i tenzih ederiz), evrim sahtekarlığını insanlara kabul ettirmek için yazdıkları ve kendi karanlık dünyalarının, sağlıksız ruh hallerinin yansıması olan bu senaryolar, cehennemde teker teker karşılarına çıkacaktır. ( Doğrusunu Allah bilir.) 

Allah cehennemdeki yaşamla ilgili her detayı inkar edenlere özel bir karşılık olarak yaratmıştır. Kuran’da, cehennemdeki azap dolu hayatı gerek fiziksel yönüyle gerekse psikolojik ve sosyal yönüyle anlatan pek çok ayet bulunmaktadır. Yüce Allah’ın bu ayetlerde cehennem ortamına ilişkin olarak bildirdiği detaylara dikkatlice bakıldığında, Allah’ın, Kendisi’ni inkar ederek (Allah’ı tenzih ederiz) tesadüfleri ilah edinenlere, kendi sapkın inançları paralelinde bir karşılık hazırladığı görülmektedir. Yüzyıllardır insanlara telkin etmeye çalıştıkları hayali evrim süreci, hiçbir detay eksik kalmaksızın, evrimcilere yaşattırılacaktır. Yiyeceklerden kıyafetlere, cehennemdeki tüyler ürpertici insan tiplerinden maddi ve manevi azaplarla kuşatılmış yaşam şekilerine kadar herşey tam da onların senaryolarındaki gibi karanlık ve azap verici olacaktır. Böylelikle inkar eden evrimciler cehennemde, fikren aşina oldukları bir ortamla ve yaşam felsefesiyle karşılaşacaklardır. İddiaları paralelinde; hayallerinde kurdukları ara form şeklindeki korkunç yaratıklarla birarada olacak, sürekli bir sınıf çatışması yaşayacak, sapkın üstün ırk iddiaları nedeniyle aşağılanacak, ilkel dünyada olduğunu iddia ettikleri karanlık ve dumanlı ortamda türlü azaplarla yüzleşeceklerdir. ( Doğrusunu Allah bilir.) 

Allah’ın üstün yaratışını inkar eden (Yüce Allah’ı tenzih ederiz) ve evrenin, dünyanın ve insanın varoluşu ile ilgili uydurma hikayeler yazan kişilerin, cehennemde yaşayacakları hayallerindeki evrim ortamını şöyle tarif edebiliriz:

1- İnkar Eden Evrimciler Ne İddia Ediyor?


Yüce Allah’ın Üstün Özelliklerle Yarattığı İnsanın Maymundan Türediğini Öne Sürerler

Evrimciler, bilinçli, irade sahibi, düşünebilen, konuşabilen, akledebilen, karar verebilen, muhakeme yapabilen bir varlık olan insanın, bilinç açısından bir attan veya bir köpekten farkı olmayan maymundan türediğini iddia ederler. 

Cehennemde Ne Olacak?

Allah’ın Yaratışını İnkar Edenler (Allah’ı Tenzih Ederiz) Dünyada ve Ahirette Aşağılık Maymunlar Kılınacaklardır

“… İşte Biz, onlara: "AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN" dedik.” (Bakara Suresi, 65

“De ki: "Allah Katında, 'kesinleşmiş bir ceza olarak' bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah'ın kendisine lanet ettiği, ona karşı gazablandığı ve onlardan MAYMUNLAR VE DOMUZLAR KILDIĞI İLE TAĞUTA TAPANLAR; işte bunlar, yerleri daha kötü ve dümdüz yoldan daha çok sapmışlardır."” (Maide Suresi, 60)

“Onlar, kendisinden sakındırıldıkları 'şeyi yapmada ısrar edip başkaldırınca' onlara: "AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUNUZ" dedik.” (Araf Suresi, 166)


2- İnkar Eden Evrimciler Ne İddia Ediyor?


İnsanların Sözde Sürüngenlerden Evrimleştiğini İddia Ederler

Evrimciler yeryüzündeki bütün canlı türlerinin, uzun bir zaman süreci içinde sözde birbirlerinden evrimleşerek ortaya çıktığını iddia etmektedirler. Bu hayali senaryoya göre, bazı balıklar çeşitli nedenlerle sudan karaya geçme ihtiyacı hissetmiş; bu ihtiyaç üzerine balıklarda sözde bazı değişimler başlamıştır. Balıklar zamanla karaya çıkarken güya sürüngenlere dönüşmüşler ve sözde evrim sürecini başlatmışlardır.  

Cehennemde Ne Olacak?

Yüce Allah Ahirette İnkar Edenleri ‘Aynı Evrim Senaryosundaki Sürüngenler Gibi’ Yüzükoyun Sürünerek Cehenneme Haşredecektir

“Allah, kimi hidayete erdirirse, işte o, hidayet bulmuştur, kimi saptırırsa onlar için O'nun dışında asla veliler bulamazsın. Kıyamet günü, BİZ ONLARI YÜZÜKOYUN KÖRLER, DİLSİZLER VE SAĞIRLAR OLARAK HAŞREDERİZ. Onların barınma yerleri cehennemdir; ateşi sükun buldukça, çılgın alevini onlara artırırız.” (İsra Suresi, 97)

“Cehennem ateşine, 'KÜÇÜLTÜCÜ BİR SÜRÜKLENME İLE' SÜRÜKLENECEKLERİ GÜN; (Onlara şöyle denir:) "İşte sizin yalanladığınız ateş budur."” (Tur Suresi, 13-14)


3- İnkar Eden Evrimciler Ne İddia Ediyor?

Kendilerinin “Güya Konuşamayan, Göremeyen, Duyamayan Sözde Ara Geçiş Canlılarından Türediklerini” Öne Sürerler

Evrimcilerin iddialarına göre evrim sürecinde iki canlı türü arasındaki geçiş dönemini yansıtan ve her iki türden bazı özellikler taşıyan birtakım canlıların yaşamış olması zorunludur. Örneğin, balıklar karaya çıkıp sürüngenlere dönüşene kadar mutlaka yarı solungaçlı yarı akciğerli, yarı yüzgeçli yarı ayaklı türden ya da maymunlar insana dönüşene kadar yarı maymun yarı insan bazı canlıların milyonlarca yıl boyunca yaşamış olmaları gerekir. Evrimciler, geçmişte yaşamış olduklarına inandıkları bu hayali canlılara "ara geçiş formu" adını verirler. Yazdıkları senaryoya göre evrim sürecinin önemli bir aşaması kabul edilen bu ara geçiş döneminde ise iki tür arasında kalan canlıların eksik ve yarım organlara sahip, dolayısıyla göremeyen, duyamayan canlılar olmaları gerekir. Oysa yeryüzü katmanlarından bugüne kadar çıkarılan milyonlarca fosil örneğinde tek bir tane bile ara geçiş delili bulunamamıştır.

Cehennemde Ne Olacak?

Allah Ahirette İnkar Edenleri Tam İstedikleri Gibi, “Gözleri Görmeyen, Kulakları Duymayan ve Konuşamayan” Varlıklar Olarak Haşredecektir

"Kim de Benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve Biz onu kıyamet günü KÖR OLARAK HAŞREDECEĞİZ." (Taha Suresi, 124)

“ ... Biz de onların GÖZLERİNİ SİLİP KÖR ETTİK. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın."” (Kamer Suresi, 37)

“... Kıyamet günü, BİZ ONLARI yüzükoyun KÖRLER, DİLSİZLER VE SAĞIRLAR OLARAK HAŞREDERİZ. Onların barınma yerleri cehennemdir; ateşi sükun buldukça, çılgın alevini onlara arttırırız.” (İsra Suresi, 97)


4- İnkar Eden Evrimciler Ne İddia Ediyor?


Amino Asitlerin, Proteinlerin Kaynar Suda Tesadüfen Oluşabileceğini Öne Sürerler

Evrimciler yazdıkları bir diğer senaryoda amino asitlerin, proteinlerin ve hatta hücrelerin kaynar suyun içinde tesadüfen oluşabileceğini ve yine tesadüfen hücrelerin de zamanla yan yana gelip birleşerek canlı organizmaları oluşturabileceğini iddia ederler.

Cehennemde Ne Olacak?

Cehennemde Her Susadıklarında Kendilerine İlah Edindikleri Kaynar Sudan İçirilecek

“Sizin tümünüzün dönüşü O'nadır. Allah'ın va'di bir gerçektir. İman edip salih amellerde bulunanlara, adaletle karşılık vermek için yaratmayı başlatan, sonra onu iade edecek olan O'dur. İnkâr edenler ise, küfürleri dolayısıyla, onlar İÇİN KAYNAR SUDAN BİR İÇKİ ve acı bir azap vardır.” (Yunus Suresi, 4)

“Sonra kendileri için onun üzerinde KAYNAR SU KARIŞTIRILMIŞ BİR İÇKİLERİ de vardır. Sonra onların dönecekleri yer, elbette (yine) çılgınca yanan ateştir.” (Saffat Suresi, 67-68)

“Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz. Böylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız. ONUN ÜZERİNE DE ALABİLDİĞİNE KAYNAR SUDAN İÇECEKSİNİZ. ÜSTELİK 'İÇTİKÇE SUSAYAN HASTA DEVELERİN' İÇİŞİ GİBİ İÇECEKSİNİZ.” (Vakıa Suresi, 52-55) 

5- İnkar Eden Evrimciler Ne İddia Ediyor?

Yaptıkları Hayali Çizimlerde Geçmiş Dönemlerde Yaşamış Olan İnsanları Birer Maymun Adam Gibi Resmederler

Evrimcilerin kullandığı propaganda yöntemlerinden en bilineni "rekonstrüksiyon"dur. Rekonstrüksiyon, "yeniden inşa" demektir ve kimi zaman sadece bir kemik parçası bulunmuş olan canlının hayali resminin ya da maketinin yapılmasıdır. Gazetelerde, dergilerde, filmlerde gördüğünüz "maymun adam"ların her biri birer rekonstrüksiyondur. Evrimciler, ellerine fırça alıp çirkin görünümlü hayali yaratıklar çizerler, ama bu canlıların fosillerinin olmayışı, onlar için büyük bir sorundur. Dolayısıyla rekonstrüksiyon çizimler, sadece evrimcilerin hayal gücünü yansıtır, bilimsel bulguları değil...

Cehennemde Ne Olacak?

Dünyada Allah’ın Yaratışını İnkar Etmek İçin (Allah’ı Tenzih Ederiz) Yaptıkları Hayali Çizimlerdeki Çirkin Yaratıklara Dönüştürülecekler

“Bazı yüzlerin ağaracağı, BAZI YÜZLERİN DE KARARACAĞI GÜN... YÜZLERİ KAPKARA-KESİLECEK OLANLARA: "İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyleyse inkar etmenize karşılık olarak azabı tadın” (denilir).” (Al-i İmran Suresi, 106)

“Kıyamet günü, Allah'a karşı yalan söyleyenlerin YÜZLERİNİN KAPKARA OLDUĞUNU görürsün. Büyüklenenler için cehennemde bir konaklama yeri mi yok?” (Zümer Suresi, 60)
“Ateş, onların yüzlerini yalayarak yakar da onun içinde ONLAR, (ETLERİ SIYRILMIŞ OLARAK SIRITAN) DİŞLERİYLE kalıverirler. Ayetlerim size okunuyorken, yalanlayanlar sizler değil miydiniz?” (Müminun Suresi, 104-105)


“Sur'a üfürüleceği gün, biz suçlu-günahkarları o gün, (YÜZLERİ KARA, GÖZLERİ) GÖMGÖK (KASKATI VE KÖR) OLARAK' toplayacağız.” (Taha Suresi, 102)

O gün, öyle yüzler vardır ki, 'ZİLLET İÇİNDE AŞAĞILANMIŞTIR.' Çalışmış, boşuna yorulmuştur.” (Gaşiye Suresi, 2-3)

2 Ocak 2009 Cuma

DÜNYADA DİNE DÖNÜS.COM


NTVMSNBC/Vatan Tony Blair: 'Her Gün Kuran Okuyorum' 25.12.2008
 Channel 4 News/Hurriyet Ahmedinejad, Hıristiyanlara sunduğu Noel mesajında Hz. İsa’nın geri döneceğini ve Hz. Mehdi ile birlikte yeryüzünü barışla dolduracağını hatırlattı 25.12.2008

 TIMES ONLINE MAHMOUD AHMADİNEJAD: 'Biz inanıyoruz ki Hz İsa geri gelecek; İslam'ın o pek muhterem habercisinin çocuklarından bir tanesiyle birlikte gelecek ve dünyayı doğru noktaya yöneltecek.' 24.12.2008

 Akşam Gazetesi Serdar Turgut Yazısında, 'Bilimin, Allah'ın Yaratma Gücündeki Sırları Anlamadaki Önemine' Değiniyor 22.12.2008

 Akşam Gazetesi Serdar Turgut: Dindar İnsanların Sayısı Çok Artacak 13.12.2008

 Milliyet Gazetesi Metin Münir: 'Her sabah uyanmak bir mucizedir.' 13.12.2008

 Arab News Müslüman gazeteciler, dünyaya İslam’ın gerçek kimliğini tanıtacaklar 13.12.2008

 GMANews.TV Filipinli Müslüman alimler, dinler arası barış çağrısında bulunuyor 13.12.2008

 Zaman Gazetesi Ateizmden dine dönen Washington Post yazarı, İslam'ın tüm dünyada tanıtılmasının önemine değindi 11.12.2008

 Vatan Gazetesi / Yeni Şafak Gazetesi ABD’deki Otomotiv Sektörü Çalışanları, Ekonomik Kriz İçin Allah’a Dua Ettiler 09.12.2008

ALTINÇAĞ MÜJDESİ

 
 
 

ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (26 Aralık 2008)



GÜZEL AHLAKLI OLMAK MÜMİNLERİN KADERİNDEDİR

Allah yarattığı herşeyi kaderiyle birlikte varetmiştir. İnsanların, hayvanların, bitkilerin, eşyanın, canlı ve cansız, Allah’ın varettiği herşeyin bir kaderi vardır. Her insan Allah’ın kendisi için seçip beğendiği, binlerce hatta milyonlarca ayrıntıyla süslediği kaderiyle birlikte doğar. Yaşamı boyunca, nefes aldığı her an, her saniye bu kaderini yaşar. Ve ölüm vakti geldiğinde de yine Yüce Yaratanımız Allah, o kişinin canını kaderinde belli olan anda, yerde ve kaderinde olan şartlar içinde alır. Allah’tan korkan ve Allah’ı razı ederek yaşamayı amaç edinen samimi Müslümanların kaderleri daima güzelliklerle birlikte yaratılmıştır.

Müslüman için herşey bir güzelliktir. Nimetlerin güzellik olması gibi Allah’ın imtihanın bir gereği olarak yarattığı zorluklar, sıkıntılar, hastalıklar, geçici olan dünya hayatının acizlikleri, Allah’ın Kuran’da da bildirdiği, inanmayanların baskı ve tehditleri, bunların tümü Müslüman için güzelliklere dönüşen nimetlerdir. Yüzeysel ve Kuran’dan ahlakından uzak bir bakış açısıyla bakıldığında zorluk ve sıkıntı gibi görünen herşey, sabır ve imanla Müslüman için hem dünyada hem de asıl hayatı olan Ahirette sonsuz güzelliğe dönüşür. Müslüman kaderini yaşadığını bilmenin bilinci ve sevinciyle daima olumlu bir ruh hali içindedir. Dünyada Allah’ın karşısına çıkardığı herşeye hikmet ve Ahirette Allah’ın rızasını kazanması için çaba harcayacağı bir sebep gözüyle bakar. Müslüman için hiçbir olay üzüntü ve mutsuzluk konusu olamaz.

Allah’ın inanan insanlarda böyle bir ruh halini beğenmediğini bilen samimi bir kişi, sürekli olarak Allah’ın varlığından, sonsuz büyüklüğünden ve herşeyi en mükemmel şekilde varetmesinden duyduğu coşkuyla yaşar. Ezeli ve ebedi olan, sonsuz akıl ve yaratma gücüne sahip olan Allah, sonsuz olan Ahireti de en mükemmel şekilde yaratmıştır ve bu Müslümanlar için dünyadaki en güzel müjdelerden birisidir. Allah sevgisi, Allah’ın kendisini sarıp kuşattığını bilmenin verdiği heyecan, din ahlakını yaşamanın verdiği coşku ve çok kısa olan dünya hayatının sonunda varılacak olan Ahirete sürekli yaklaştığını bilmek; Müslümanı hep ümitvar, canlı, zinde ve güçlü bir ruh halinde tutar. Böyle bir ruh haliyle yaşayan bir insan her zaman Allah’tan ümit içindedir, daima pozitiftir. Kaderinde güleryüzlü olmak, herşeye olumlu ve Kuran’da Allah’ın bizlerden istediği bakış açısıyla yaklaşmak vardır. Yüz ifadesiyle, tavırlarıyla, sözleriyle din ahlakının sıcaklığını ve Kuran’da bildirilen üstün ahlakı çevresine sürekli hisettirir. Her zaman sözün en güzelini söyleme eğilimi içindedir, güzel sözler söyler, Müslümanları teşvik eder, güzel yönlerini bulup ortaya çıkarır. Allah, Müslümanın kaderinde yarattığı tüm güzellikleri, yaşamı içindeki ayrıntılarda ortaya çıkarır.

Aynı şekilde inkar edenler de kaderleriyle birlikte yaratılmıştır. Allah herşeyi sonsuz aklı ve sonsuz hikmetle yaratmaktadır. İnkar eden, Allah’ın rızasını değil kendi nefsini amaç edinen insanların hayatı, tüm güzelliklerden ve Allah’ın Müslümanlara sunduğu nimetlerden yoksun olarak geçer. Allah’ın verdiği en büyük nimetler olan iman, vicdan rahatı, huzur, Allah sevgisi, Allah korkusu, Ahiret sevinci inkar edenler için, onların mahrum oldukları nimetlerdir. Allah’ın imtihanın bir gereği olarak dilediği kişiye verdiği, sağlık, maddi imkanlar gibi fiziksel nimetler ise, Ahirette inanmayanlar için sonsuz azaba dönüşecektir. İnkar edenler dünyada hiçbir nimetten Müslümanın aldığı zevki alamaz, hiçbir zaman -Allah’ın sadece inananlara vereceğini bildirdiği- mutluluğa ulaşamazlar. Güzellikten zevk almak, Allah için sevmek, fedakarlık, sadakat, vefa, temizlik, iç huzuru, kendi hakkından vazgeçmek, daima güzel ahlak göstermek ve Allah’ın Müslümanların kaderinde yarattığı tüm bu özellikler, inkar edenlerin kalbinde aynı etkiyi oluşturmaz. Onlar bu güzelliklerin arayışına girmezler. İnsani özellikler onlar için önem taşımaz. Müslümanın taşıdığı duyarlılıktan uzaktırlar. Ruh duyarlılığı, hassasiyet ve birçok tavırları açısından adeta hayvanlara benzeyen bir ahlak gösterirler.



Allah tüm bu hayvanları kaderlerinde bu şekilde dilediği için bu özellikleriyle yaratmıştır. Hepsi kaderlerinde kendileri için belirlenen hareketleri yapmakta, belirlenen tavırları göstermektedir. Fiziki görünümleri, verdikleri tepkiler Allah’ın birçok hikmet üzerine yarattığı şekildedir. Aynı şekilde sinirlenen, kibirli, kendisini kontrol edemeyen, alaycı, olayları Allah’ın yarattığının farkında olmayan, kendisinin bağımsız bir gücü olduğunu zanneden bir kişi de –Allah’ı tenzih ederiz- kaderinde Allah böyle yarattığı için bu tavırları göstermektedir.

İnsan ruhunu kontrol edebilen ve nefsini eğitebilme özelliğine sahip bir varlıktır. İnce düşünür, detayları farkeder. Güzelliklerden zevk alır, ruhu estetik ve temizliğe göre ayarlıdır. Öfkesini kontrol eder, aklını kullanır. Hayvanlar ise Allah’ın sadece insan ruhuna ilham ettiği bu üstün özelliklerden yoksundurlar. Böyle bir kaderle yaratıldıkları için bu şekilde yaşamaktadırlar. Allah Kuran’da insani özelliklerden yoksun olan insanların durumunu şöyle bildirmektedir:

" Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?” (Furkan Suresi, 43)

“ Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar yol bakımından daha şaşkın (ve aşağı) dırlar.” (Furkan Suresi, 44)

İnkar edenler Allah’ın ayetinde de bildirdiği üzere hayvanlar gibi hatta daha da şuursuzdurlar. Tıpkı Allah’ın hayvanları kaderlerinde o şekilde dileyip yaratması gibi onlar da, kaderlerinde olduğu için benzer özellikleri göstermekte, Müslümanlardan belirgin şekilde ayrılmaktadırlar.