22 Kasım 2009 Pazar

Dem TV'de Evrim Yanlısı Tartışma Programına Cevaplar

Evrim karşıtlarının yönelik bilimsel olmadığı, biyolojiyi bilmedikleri yönündeki iddialara cevaplar:

Söz konusu iddia, bilimsel delillere cevap veremeyen her Darwinist’in sığındığı iddiadır. Evrimi çürüten ve Yaratılış gerçeğinin kesin doğruluğunu gösteren 250 milyon fosil karşısında tek bir tane bile delil getiremeyen Darwinistler, çözümü genellikle bilimsel olmayan böyle suçlamalarda bulunurlar.

Söz konusu iddiaya daha önce pek çok kere cevap vermiştik. Konuyla ilgili yazıları buradan ve buradan okuyabilirsiniz.

26 Mart 2009 Perşembe

PEYGAMBERİMİZİN YİĞİT DOSTLARI: ASHAB-I KİRAM



Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’i gören, ona iman edip kendisiyle birlikte hareket eden kişilere sahabi denir. Sahabe ve ashab, sahabinin çoğuludur. Sahabe, İslâm’ı din olarak seçtikleri ilk andan itibaren Peygamberimiz (sav)'e çok güçlü bir imanla bağlanmışlardır. Hayatlarının büyük bir kısmını Peygamberimiz (sav)'in yanında geçirmişler, İslam dininin yayılması için Peygamberimiz (sav)'le birlikte mücadele etmişlerdir. Onların Peygamber (sav)'e olan bu kopmaz sarsılmaz bağlılıkları dönemin müşriklerinin ve kafirlerinin çok tepkisine neden olmuş ve Müslüman oldukları için bu çevreler tarafından tehdit edilmiş, işkenceye maruz kalmış, ölümle karşılaşmış hatta bir kısmı şehit olmuştur. Ancak tüm bu zorluklara rağmen Allah’a ve Hz. Muhammed (sav)’e bağlılıklarını terkeden olmamıştır. Bu nedenle Ashab-ı Kiram’ın her biri çok değerli insanlardır. Onlar büyük bir fedakarlık örneği göstererek ailelerini, eşlerini, çocuklarını kısacası tüm hayatlarını bir anda geride bırakarak Peygamber Efendimiz (sav)’in yardımcısı olmuşlardır.

Kuran’da Allah sahabe ahlakını şöyle övmüştür:

Nice peygamberle birlikte birçok Rabbaniler (kendisini Rabb'e adayanlar, Allah dostları) savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah, sabredenleri sever. Onların söyledikleri: "Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı (bastıkları yerde) sağlamlaştır ve bize kafirler topluluğuna karşı yardım et" demelerinden başka bir şey değildi. Böylece Allah, dünya ve ahiret sevabının güzelliğini onlara verdi. Allah iyilikte bulunanları sever. (Al-i İmran Suresi, 146-148)

Kuran'da Ashab-ı Kiram gibi Allah'ın rızası için her türlü fedakarlığı göze alan samimi Müslümanların cennetle müjdelendikleri şöyle bildirilmektedir:

Nitekim Rableri onlara (dualarını kabul ederek) cevab verdi: "Şüphesiz Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden bir işte bulunanın işini boşa çıkarmam. Sizin kiminiz kiminizdendir. İşte, hicret edenlerin, yurtlarından sürülüp-çıkarılanların ve yolumda işkence görenlerin, çarpışıp öldürülenlerin, mutlaka kötülüklerini örteceğim ve onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. (Bu,) Allah Katından bir karşılık (sevap)tır. (O) Allah, karşılığın (sevabın) en güzeli O'nun Katındadır." (Al-i İmran Suresi, 195)

TÜM HAYATLARINI ALLAH’A VE PEYGAMBERİMİZ (SAV)'E ADAYAN SAHABE-İ KİRAM

Hz. EBU BEKR-İ SIDDIK: Bütün servetini, kazancını İslam için harcamış, Camiu'l Kur'an, es-Sıddık, el-Atik lakaplarıyla bilinen büyük sahabi.
Hz. ÖMER: Adaletin timsali ikinci büyük halife.
Hz. OSMAN: İlk Müslümanlardan, üçüncü halife.
Hz. ALİ BİN EBU TALİB: Allah’ın arslanı, dördüncü halife.
ABDURRAHMAN BİN AVF: Tüm zenginliğini İslam yolunda vakfeden sahabi.
EBÛ UBEYDE BİN CERRAH: Eminü'l-Ümme (ümmetin emini). Mekke fethinde, Taif muhasarasında, Veda Haccı'nda hep Resullullah (sav)'in yanında bulunmuş, Bedir Savaşı’nda babasına karşı savaşmıştır.
SA’D BİN EBI VAKKAS: Resulullah’ın okçusu. Uhud savaşında, Peygamber Efendimiz (sav)’in yanından ayrılmayıp gövdelerini siper ederek onu korumaya çalışan bir kaç kişiden birisi.
TALHA BİN UBEYDULLAH: Cömertliği ve kahramanlığıyla ünlü sahabi.
ZÜBEYR BİN AVVAM: Müslüman olduktan sonra başta amcası olmak üzere, müşrikler tarafından muhtelif işkence ve eziyetlere maruz kalan, Mekke'nin fethi sırasında İslam ordusunun sancaktarlığını yapan sahabi.
ADİ BİN HATİM TAİ: Ailece cömert olan sahabi.
AMİR BİN FÜHEYRE: Bilal-i Habeşi ile birlikte ağır işkencelere maruz kalan sahabi.
AMMAR BİN YASER: Şehid oğlu şehid.
ABBAS BİN ABDÜLMUTTALİB: Peygamberimiz (sav)'in amcası.
ABDULLAH BİN ABBAS: Tefsir alimlerinin şahı.
ABDULLAH BİN AMR BİN AS: Hadis-i şerif yazması ile meşhur sahabi.
ABDULLAH BİN CAHŞ: Uhud şehitlerinden.
ABDULLAH EBUBEKR-İ SİDDIK: Hz. Ebu Bekir’in oğlu.
ABDULLAH BİN HUZAFE: Resulullah’ın elçilerinden.
ABDULLAH BİN MES’UD: Kur’an-ı Kerim'i açıktan okuyan ilk sahabi.
ZÜBEYR BİN AVVAM: Müslüman olduktan sonra başta amcası olmak üzere, müşrikler tarafından muhtelif işkence ve eziyetlere maruz kalan, Mekke'nin fethi sırasında İslam ordusunun sancaktarlığını yapan sahabi.
ABDULLAH BİN ÖMER: En çok hadis bilen sahabilerden.
ABDULLAH BİN REVAHA: Resulullah’ın şairi.
ABDULLAH BİN SELAM: Bedir’de babasına karşı savaşan sahabi.
ABDULLAH BİN SÜHEYL: Tevrat’ta Resulullah’ın alametlerini görüp Müslüman olan sahabi.
ABDULLAH BİN ZEYD: Sahib-ül ezan.
ABDULLAH BİN ZÜBEYR: Medine’de muhacirlerden ilk doğan sahabi
ADİ BİN HATİM TAİ: Ailece cömert olan sahabi.
AMİR BİN FÜHEYRE: Bilal-i Habeşi ile birlikte ağır işkencelere maruz kalan sahabi.
AMMAR BİN YASER: Şehid oğlu şehid.
AMR BİN AS: Meşhur Arab dahilerinden.
ASIM BİN SABİT: Arıların koruduğu sahabi.
BERA BİN AZİB: Kıblenin değiştiğini haber veren sahabi.
BEŞİR BİN SA’D: Hz. Ebu Bekir’e ilk biat eden sahabi.
BİLAL-İ HABEŞİ: Peygamber Efendimiz (sav)'in müezzini.
BÜREYDE BİN HASİB: Resulullah’ın sancaktarı.
CABİR BİN ABDULLAH: Sahabenin en çok hadis bildirenlerinden.
CA’FER-İ TAYYAR: Görünüş olarak ve güzel huylarıyla Peygamberimiz (sav)'e benzeyen, Mute gazasında yetmişten fazla yara alarak şehid olan sahabi.
DIHYE-İ KELBI: Cebrail aleyhisselamın, şekline girdiği sahabi.
EBU DÜCANE: Peygamber Efendimiz (sav)'in fedaisi.
EBU EYYUB-EL ENSARİ: Mihmandar-ı Resulullah.
EBU HÜREYRE: En çok hadis-i şerif rivayet eden sahabi.
EBU KATADE: Resulullah’ın süvarilerinden.
EBU LÜBABE: Tevbesi ile meşhur sahabi.
EBU MUSEL-EŞ’ARİ: Kur’an-ı Kerim’i en iyi okuyan sahabilerden.
EBU SA’ID-İ HUDRİ:
Çok hadis rivayet eden yedi sahabiden.
EBU SELEME: Tek başına hicret eden sahabi.
EBU TALHA: Resulullah’ın fedaisi.
EBU ZER GİFARI: Gıfari kabilenin reisi.
EBÜDDERDA: Kadılık yapan sahabilerden.
ENES BİN MALİK: Resulullah’ın hizmetçisi.
ERKAM BİN EBİ’L ERKAM: Evi ilk vakıf olan sahabi.
ES’AD BİN ZÜRARE: Cahiliye devrinde de tek bir Allah’a inanan sahabi.
FEYRUZ BİN DEYLEMI: Yemenli sahabilerden.
ABDULLAH BİN ÖMER: En çok hadis bilen sahabilerden.
ABDULLAH BİN REVAHA: Resulullah’ın şairi.
ABDULLAH BİN SELAM: Bedir’de babasına karşı savaşan sahabi.
ABDULLAH BİN SÜHEYL: Tevrat’ta Resulullah’ın alametlerini görüp Müslüman olan sahabi.
ABDULLAH BİN ZEYD: Sahib-ül ezan.
ABDULLAH BİN ZÜBEYR: Medine’de muhacirlerden ilk doğan sahabi
HABBAB BİN ERET: İlk Müslüman sahabilerden.
HALİD BİN SA’İD BİN AS: İlk Müslüman olan sahâbilerden
HANZALA BİN EBU AMİR: Uhud Savaşı’nda şehid olan sahabi.
HUBEYB BİN ADİY: Darağacında ilk namaz kılan sahabi.
HUZEYFE BİN YEMAN: Sevgili Peygamberimiz (sav)'in sırdaşı.
HZ. HAMZA: Şehidlerin efendisi.
KA’B BİN MALİK: Peygamber Efendimiz (sav)'in şairlerinden.
MİKDAD BİN ESVED: Resulullah’ın süvarilerinden.
MUHAMMED BİN MESLEME: Resulullah Efendimizin fedailerinden.
MUS’AB BİN UMEYR: İslam’da ilk öğretmen.
NEVFEL BİN HARİS: Haşimoğullarının en yaşlısı.
NU’MAN BİN MUKARRİN: Eshab-ı kiramın meşhur kumandanlarından.
OSMAN BİN MAZ’UN: Medine’de ilk vefat eden muhacir sahabi.
OSMAN BİN TALHA: Kabe’nin hizmetinde olan sahabi.
SABİT BİN KAYS: Peygamber Efendimiz (sav)'in hatiblerinden.
SA’D BİN MU’AZ: Ensarın en hayırlılarından.
SA’D BİN REBİ: Şehid olurken nasihat eden sahabi.
SAİD BİN AMİR: Hz. Ömer’e benzeyen vali.
SALİM MEVLA EBU HUZEYFE: Kur’an-ı Kerim’i en iyi okuyanlardan.
SEHL BİN HANİF: Eshab-ı kiramın okçularından.
SEHL BİN SA’D: Medine’de en son vefat eden sahabi.
SELEME BİN EKVA: Piyadelerin en hayırlısı.
SELEME BİN HİŞAM: Kardeşlerinin işkence ettiği sahabi.
SELMAN-I FARİSİ: Ehl-i beytten sayılan İranlı sahabi.
SEVBAN: Resûlullah’ın hizmetçisi.
SÜMAME BİN ÜSAL: Yemame kabilesi reisi.
TUFEYL BİN AMR: Devs kabilesinin putlarını kırıp, Müslüman olmalarına vesile olan şair sahabi.
UBADE BİN SAMİT: Akabe bi’atlerinde kavminin temsilcisi olan sahabi.
UKBE BİN AMİR: Eshab-ı suffadan, Peygamberimiz (sav)'in talebesi.
ÜBEYY BİN KA’B: Kıraati ile meşhur sahabi.
ÜSAME BİN ZEYD: Resulullah’ın çok sevdiği sahabilerden.
ÜSEYD BİN HUDAYR: Eshab-ı kiramın sancaktarlarından.
VELİD BİN VELİD: Kardeşleri tarafından işkence gören sahabi.
ABDULLAH BİN ATİK: Medineli ilk Müslümanlardan.
ABDULLAH BİN ÜMM-İ MEKTUM: Peygamberimiz (sav)'in müezzinlerinden.
ABBAS BİN UBADE: Ensarın muhaciri diye tanınan sahabi.
CÜVEYRİYYE BİNTİ HARİS: Müminlerin annelerinden.
EBU RAFİ: Peygamberimiz (sav)'in azatlı kölelerinden.
EBU SÜFYAN BİN HARİS: Peygamberimiz (sav)'in süt kardeşi.
FATİMA BİNTİ ESED: Hz. Ali’nin annesi.
HACCAC BİN ILAT: Mekkeli sahabilerden.
HADİCE-TÜL KÜBRA: Peygamberimiz (sav)'in ilk hanımı.

HAFSA BİNTİ ÖMER: Peygamberimiz (sav)'in hanımlarından.
HALİD BİN VELİD: Allah’ın kılıcı lakabı ile tanınan kumandan Sahabi.
HALİME HATUN: Peygamberimiz (sav)'in sütannesi.
HAMNE BİNTİ CAHŞ: Peygamber Efendimizin halasının kızı.
HANSA HATUN: Meşhur kadın şair sahabilerden.
HASSAN BİN SABİT: Peygamber Efendimizin şairlerinden.
HATİB BİN EBİ BELTEA: Peygamber Efendimizin elçilerinden.
Hz. AİŞE-İ SIDDIKA: Peygamberimiz (sav)'in hanımlarından.
Hz. FATIMA: Peygamberimiz (sav)'in en sevgili kerimesi.
Hz. HASAN: Peygamberimiz (sav)'in en sevdiği torunlarından, Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın büyük oğlu.
Hz. HÜSEYİN: Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın oğlu, Peygamberimiz (sav)'e benzeyen torunu.
Hz. REYHANE: Peygamberimiz (sav)'in hanımlarından.
HZ. SAİD BİN ZEYD: Müslüman olunca müşriklerin çok sayıda saldırısıyla karşılaşan, Şam’ın fethinde bulunan sahabi.
İKRİME BİN EBİ CEHİL: Meşhur İslam kumandanlarından.
İMRAN BİN HUSAYN: İki yüze yakın hadis nakleden, iyi idareci, iyi giyinen sahabi.
KA’B BİN ZÜHEYR: Peygamberimiz (sav)'in hırkasını verdiği şair sahabi.
KATADE BİN NU’MAN: Eshab-ı kiramın okçularından.
MEYMUNE BİNTİ HARİS: Peygamberimiz (sav)'in hanımlarından.
MUĞİRE-TEBNİ ŞU’BE: Meşhur beş dahiden biri olan sahabi.
RİBİ BİN AMİR: Eshab-ı kiramın elçilerinden.
SA’D BİN UBADE: Ensarın sancaktarlarından.
SAFİYYE BİNTİ ABDÜLMUTTALİB: Peygamberimiz (sav)'in halası.
SAFİYYE BİNTİ HUYEY: Peygamberimiz (sav)'in hanımlarından.
SEDDAD BİN EVS: Ailece müslüman olan sahabilerden.
SEVDE BİNTİ ZEM’A: Peygamberimiz (sav)'in hanımlarından.
SÜRAKA BİN MALİK: Eshab-ı kiramın süvarilerinden.
UKAYL BİN EBİ TALİB: Hz. Ali’nin abisi.
ÜMM-İ EYMEN: Peygamberimiz (sav)'in dadısı.
ÜMM-İ HABİBE: Peygamberimiz (sav)'in hanımlarından.
ÜMM-İ HANİÇ: Hz. Ali’nin kızkardeşi.
ÜMM-İ HİRAM: Hala Sultan olarak tanınan kadın sahabi.
ÜMM-İ RUMAN: Hz. Ebu Bekir’in hanımı.
ÜMM-İ ÜMARE NESİBE HATUN: Eshabın kadın kahramanlarından.
VAHŞİ: Yalancı peygamber Müseyleme’yi öldüren sahabi.
ZEYD BİN DESİNNE: Darağacından Resulullah’a selam gönderen sahabi.
ZEYD BİN HARİSE: İlk iman eden köle.
ZEYD BİN SABİT: En meşhur vahiy katibi Sahabi.
ZEYNEB BİNTİ CAHŞ: Peygamberimiz (sav)'in hanımlarından.

6 Mart 2009 Cuma

ARALARINDAN AYRILANLAR OLMASI, HZ. MEHDİ (A.S.) CEMAATİ İÇİN BÜYÜK BİR RAHMETTİR

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde sayıca çok az kişiden oluşacağı haber verilen Hz. Mehdi (a.s.) cemaatinden ayrılanların olacağı bildirilmiştir. Bu kimseler, Hz. Mehdi (a.s.)’yi çok yakından tanıdıkları, onun hadislerde bildirilen özelliklere sahip olduğuna ve yalnızca Hz. Mehdi (a.s.)’nin yapabileceği bildirilen faaliyetleri gerçekleştirdiğine yakından şahit oldukları halde onun yanından ayrılacaklardır. Ancak Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde, bu ayrılan kişilerin Hz. Mehdi (a.s.) cemaati için çok büyük bir hayır ve güzellik olduğu da bildirilmektedir. Bu hak topluluk, arasında gizlenen samimiyetsiz kişilerin ortaya çıkmasıyla, Allah’ın izniyle Hz. Mehdi (a.s.) cemaatinin birbirlerine bağlılığı daha da artacak, samimiyetsiz kimselerin ayrılması onları daha da kuvvetlendirecektir.

Müslüman toplulukları içindeki münafıklar ve bu kişilerin tüm karakter özellikleri Kuran ayetlerinde detaylı olarak tarif edilmektedir. Bu kişiler iman edenlerle birlikte hareket eden, onlarla aynı inançlara sahip olduklarını iddia eden, ancak gerçekte gereği gibi iman etmemiş samimiyetsiz kimselerdir. Allah rızası için yaşayan samimi iman sahiplerinin arasında, sanki onlardan gibi görünerek yaşayan bu kişiler, aslında salih müminlerden değildirler. Nitekim zaman içinde bu samimiyetsizlikleri ortaya çıkar ve Müslüman topluluğu içinden ayrılmak durumunda kalırlar. Bir hadiste Peygamber Efendimiz (sav), Hz. Mehdi (a.s.)’nin cemaatinden ayrılan münafıkları şu şekilde tarif etmektedir:

Esbağ bin Nebate der ki: Emirülmüminin Ali aleyhisselam şöyle buyurdu: "...Öyle ki sizden sadece gözdeki sürme kadar veya yemekteki tuz kadar kalacaktır. Ve ben size bir örnek vereceğim: Adamın birinin bir miktar buğdayı vardır. Onu temizler ve bir eve koyar, uzun bir süre sonra geri döndüğünde onun kurtlandığını görür, onu tekrar ayıklar ve temizler sonra tekrar evin içine koyar. Uzun bir süre sonra döndüğünde onun tekrar kurtlandığını görür. Tekrar onu ayıklar ve temizler ve hep aynı işi tekrarlar. SONUNDA KURTLARIN HİÇ ZARAR VEREMEDİĞİ ÇOK AZ SAĞLAM BUĞDAY KALIR. İşte siz de böylesiniz. Sonunda içinizde fitnelerin asla zarar veremediği çok az bir grup kalacaktır."

(Aynı hadisi Ahmet bin Muhammed bin Said de nakleder.)
(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 246)

Hadiste Hz. Mehdi (a.s.) cemaatinden çıkan münafıkların, "buğdaya musallat olan iğrenç kurtlar" gibi oldukları haber verilmiştir. Hz. Mehdi (a.s.) cemaati, "buğday gibi, ilerde açıp serpilecek, gelişip büyüyecek, bereket getirecek, gelecek vadeden bir nimete" benzetilmiştir. Münafıkların da, "buğdayı içten tahrip etmeye çalışan, kurt gibi iğrenç ve habis varlıklar oldukları" haber verilmiştir. Hadiste, sahibinin, elindeki buğdayı temizleyeceği, ama buğdayın yine kurtlanacağı; sahibi her defasında bu işlemi tekrarladıktan sonra, en sonunda buğdayda hiç kurt kalmayacağı anlatılmıştır. Bu bilgilere göre, buğdaydaki iğrenç ve asalak kurtların ayıklanıp buğdayın pislikten temizlenmesi gibi; Hz. Mehdi (a.s.) cemaati de bir süre sonra münafıklardan temizlenip sonunda tertemiz bir cemaatle vazifesini yapacaktır.

Allah, Kuran’da Müslüman topluluğu içinde bulunan münafıkların ne şekilde kendilerini belli edecekleriyle ilgili de çok önemli bilgiler vermektedir. Bir ayette şu şekilde bildirilmektedir:

Sonra kederin ardından üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu. Bir grup da, canları derdine düşmüştü; Allah'a karşı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak: "Bu işten bize ne var ki?" diyorlardı. De ki: "Şüphesiz işin tümü Allah'ındır." Onlar, sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, "Bu işten bize bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: "Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı). Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (Ali İmran Suresi, 154)

Ayette belirtildiği gibi, münafıklar sıkıntı anlarında, nefislerinin zorlandığı bir olayla karşılaştıklarında, Müslümanlar için bir fedakarlıkta bulunmaları gerektiğinde, şevksizlikleriyle ve ilgisizlikleriyle hemen kendilerini belli ederler. Uğrayacakları en ufak bir menfaat kaybı bu kişilerin hemen dine yönelik isyan, ve inkar sözleri söylemelerine neden olur (Allah'ı tenzih ederiz). Oysa bunların hepsi Allah’ın samimiyetsiz kimselerin ortaya çıkması için yarattığı denemelerdir.

Münafıkların dünya hayatına olan düşkünlükleri, ahiretten yana kuşku duymaları ve kalplerindeki hastalık, onların bu isyanlarında en önemli nedenlerdendir. Kuran’da Müslüman cemaati içindeki münafıkların dünya hayatını isteyerek Müslüman topluluğu içinde fitne çıkarmaya çalıştıkları şu şekilde haber verilmektedir:

Andolsun, Allah size verdiği sözünde sadık kaldı; siz O'nun izniyle onları kırıp-geçiriyordunuz. Öyle ki sevdiğiniz (zafer)i size gösterdikten sonra, siz yılgınlık gösterdiniz, isyan ettiniz ve emir hakkında çekiştiniz. Sizden kiminiz dünyayı, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra (Allah) denemek için sizi ondan çevirdi. Ama (yine de) sizi bağışladı. Allah mü'minlere karşı fazl (ve ihsan) sahibi olandır. (Ali İmran Suresi, 152)

Bu ahlaktaki kişiler tarih boyunca tüm samimi mümin toplulukları arasında bulundukları gibi, Hz. Mehdi (a.s.) cemaati içinde de bulunacaklardır. Hadislerde bildirildiğine göre, Hz. Mehdi (a.s.)’nin cemaatinden ayrılanlar, yıllarca bu toplulukla birlikte hareket etmelerine rağmen, daha sonradan kendilerine inkar edenlerin arasında bir yol çizeceklerdir. Müslümanlarla aynı iman ve samimiyette olmayan, Allah’a ve Kuran’a sadakat göstermeyen, Allah korkusu zayıf olan bu kişiler, kendi menfaatleriyle çatışan bir durum olduğunda Hz. Mehdi (a.s.)’nin yanından ayrılabileceklerdir. Ancak Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde, bu durumun, Hz. Mehdi (a.s.) ve beraberindeki şahıslara hiçbir zarar veremeyeceği, aksine hayırlara vesile olacağı bildirilmektedir. Allah’ın izniyle Hz. Mehdi (a.s.) ve beraberindekiler, yaptıkları hayırlı çalışmalarda başarılı olmaya devam edeceklerdir. Bir hadiste bu durum şöyle haber verilmektedir:

Ayrılanlar da, muhalifler de ona (Hz. Mehdi (a.s.)’ye) zarar veremeyecek. O kendisinden ayrılanlara rağmen muzaffer olarak yoluna devam edecektir.

(Ramuz e’l-Ehadis, s. 487) (Taberani’nin Kebir’inden)

Snoop Dogg, Müslüman Olduğunu Açıkladı - 03.03.2009 Radikal Gazetesi/Bugün Gazetesi

Geçtiğimiz hafta Chicago’da gerçekleşen İslam Ulusu Topluluğu Kurtarıcılar Günü Toplantısı’na katılan Snoop Dogg, Müslüman olduğunu açıkladı


Rap müziğin ünlü ismi Snoop Dogg Müslüman olduğunu açıkladı. Müziğinin yanı sıra uyuşturucu kullanması, hapis hayatı ve sıradışı hayatı ile gündemden düşmeyen Snoop, bu kararını Chicago’da yapılan İslam Ulusu Topluluğu Kurtarıcılar gününde hayranları ile paylaştı.

Snoop Dogg, yaptığı şarkılar ile müzik listelerinin zirvesinde yer alıyor ve aykırı hayatı ile sık sık gündeme geliyordu.

Snoop Müslüman olduğuna dair daha önce de iddialar ortaya atılmıştı. Şimdiye kadar bu haberler doğrulanmamıştı. Bu kez Snoop Dogg Müslüman olduğunu hayranlarına kendisi duyurdu.

Chicago’da gerçekleşen “İslam Ulusu Topluluğu Kurtarıcılar Günü Toplantısı”na katılan Dogg hem para bağışında bulundu hem de İslam dinine geçtiğini açıkladı.


İslam ahlakının güzelliği giderek dünyanın dört bir yanında çok daha iyi anlaşılmakta ve insanlar akın akın İslamiyet’e dönmektedirler. Snoop Dog, hemen hemen her gün Müslümanlığı kabul eden bu binlerce insandan sadece bir tanesidir. Allah'ın izniyle, Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde de vadedildiği gibi, içerisinde bulunduğumuz ahir zaman, Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.)'nin de ortaya çıkmasıyla birlikte, İslam ahlakının tüm yeryüzüne hakim olduğu çok kutlu bir dönem olacaktır.

5 Mart 2009 Perşembe

DARWINİST DÜNYA MAFYASI PAPA'YI TEHDİT Mİ EDİYOR?


Dünya, Darwinist-materyalist bir fikir diktatörlüğünün hakimiyeti altındadır. Dünya ülkelerinin neredeyse % 95’inin resmi himayesiyle korunmakta olan evrim teorisi, bilimsel olarak geçersizliği ispatlanmış, akla ve mantığa aykırı sahte bir teori olmasına rağmen, resmi bir ideoloji olarak insanlara dayatılmaktadır. Ortaokul, lise ve üniversite imtihanlarında evrim teorisi hakkındaki sorulara, sanki bu sahte teori doğru ve gerçekmiş gibi cevap verilmesi şartı getirilmektedir. Darwinizm'e inanmadığını imayla dahi olsa ifade eden bir akademisyenin veya bilim adamının çalışmalarına devam etmesine, mevkisinin yükselmesine hiçbir şekilde müsaade edilmediği gibi, çoğunlukla işten atılmaları sağlanmaktadır. 

Dünya tarihinde ilk defa böyle bir ideoloji, neredeyse tüm ülkeler tarafından himaye altına alınmakta ve dayatılmaktadır. Sosyal bir diktatörlük şeklinde kendini gösteren bu sistem, müthiş bir baskı rejimi kurmuş durumdadır. Bu baskının açığa çıktığı son olaylarda biri de, Papa'nın evrim teorisiyle ilgili yaptığı iddia edilen ve basına yansıyan açıklamalardır. Bu açıklamalar, eğer doğruysa, Darwinistlerin adeta bir dünya mafyası şeklinde uyguladıkları baskının boyutlarının hangi aşamaya vardığını göstermesi açısından son derece dikkat çekicidir.

• Akademisyenlere evrim aleyhinde tek bir söz dahi söyletmeyen, 

• Bilim adamlarına evrimin geçersizliğini ortaya koyan araştırma sonuçlarını açıklamalarına izin vermeyen, 

• Medyada yalan haberlerle aralıksız Darwinizm propagandası yaptıran,

• Okullarda gençlere zorla evrim teorisi öğreten ve kabul etmeye mecbur bırakan,

• Evrim karşıtı kitapları yasaklatan, 

• Darwinizmle ilmi mücadele yapanları iftiralarla, yalanlarla baskı altına alıp akıllarınca yıldırmaya çalışan bu Darwinist dünya mafyasının, şimdi de 1 milyardan fazla Hıristiyanın manevi lideri konumundaki Vatikan'ı baskı altına aldığı görülmektedir.

Vatikan'ı da sardığı anlaşılan Darwinist mafyanın etkisiyle, Papa'nın gerçekleri savunmasının, dürüstçe doğruları söylemesinin engellenmesi, Vatikan'ın bir oyuna alet edildiğini gösteren vahim bir gelişmedir. Oysa Vatikan da gayet iyi bilmektedir ki, son 30 yıldır Darwinizm'e karşı verilen büyük ilmi mücadele bu ideolojinin tüm sahtekarlıklarını deşifre etmiş ve Darwinizm tarihin en büyük yenilgisini almıştır. Avrupa materyalistleri ve Darwinistleri bu büyük yenilginin şokuyla hareket etmekte, kendilerince Vatikan'a Darwinizm taraftarı açıklamalar yaptırarak, Darwinizm'i diriltebileceklerini sanmaktadırlar. Halbuki, Darwinizm ölmüştür ve hiçbir girişimin bu ölüyü diriltmesi mümkün değildir.

Tek bir proteinin dahi tesadüfen oluşmasının mümkün olmadığının, bugüne kadar ara form diye sunulan fosillerin hemen hepsinin ya sahte ya da soyu tükenmiş canlılara ait olduğunun, elde edilen 100 milyondan fazla fosilin tamamının evrim olmadığını gösterdiğinin yaratılışı ispatladığının açık ve net olarak anlaşıldığı bir dönemde, Darwinist dünya mafyasının da sonu gelmiş demektir. Darwinistlere ve materyalistlere düşen, artık Darwinizmin cenazesini kaldırmak ve 150 yıldır yürütülen dikta rejimi nedeniyle tüm dünya halklarından özür dilemektedir. 

DAWKINS ÜMİDİNİ KAYBETTİ!


Roma’da darwinist Douglas Futuyma firar etti

Pontifical Gregorian Üniversitesi’nde darwinistler show yapmaya ve insanları kandırmaya çalıştılar, ancak gereken cevabı aldılar. Douglas Futuyma gerçekler karşısında kürsüyü terk etti. Futuyma tıpkı Dawkins gibi çözümü kaçmakta buldu.









Deşifre:

Oktar Babuna: Ben Oktar Babuna. Türkiye’den bir doktorum. Beyin cerrahıyım. İçlerinde Yaratılış Atlası’nın da bulunduğu 300 kitabın yazarı olan Harun Yahya’yı temsil ediyorum.

Şimdi, bilimsel teorilerden bahsedersek. Genelde şöyle işler: Önce, bir hipotezin prensiplerini ortaya atarsınız. Gözlemler ve deneylerle doğrulandığında bu bir teori olur.

Konuşmacılar bazı iddialarda bulundular fakat bunlar bilimsel kanıtlarla doğrulanmadılar. Örneğin,

Eğer evrim gerçek olsaydı, biliyorsunuz Darwin, türler arasında ardı ardına küçük değişiklikler olması gerektiğini savundu. O zaman ara geçiş formları görmeliyiz.

Ara geçiş formları görmeliyiz. Bize ara geçiş formları gösterebilir misiniz?

Örneğin kanatları olmayan canavarımsı canlılar. Tek kanatlı, kanadının az bir kısmı gelişmiş , tamamlanmamış organları gösteren ara geçiş formları.

Moderatör: Düzen bozuluyor... Sorunuz cevaplanmayacak.

Oktar Babuna: Tiktaalik rosaea ve Archaeopteryx. Bunlar ara geçiş formları değil, bunlar mükemmel canlılar. Soyu tükenmiş canlılar.

Moderatör: Mikrofonunu kapatmanın bir yolu var mı? Kuralları çiğniyorsunuz.

Oktar Babuna: Bu bilimsel bir tartışma

Moderatör: Siz konuşmacı değilsiniz.

Oktar Babuna: Konuşmacı değilim. Ben bana ara geçiş formu göstermeleri için soru soruyorum. Kambriyen patlaması...

...

Bu bilimsel bir tartışma...

...

Darwinizm bir ideolojidir.



AYRICA:
REUTERS VATİKAN'DAKİ KONFERANSIN ANTİ-DEMOKRAT OLDUĞUNU DOĞRULADI

24 Şubat 2009 Salı

HZ. MEHDİ (A.S.)'NİN İSİMLERİ

EL MEHDİ: Hidayet Olunmuş, Hidayete Ermiş

EL HÂDİ: Hidayete Sevk eden, Doğru Yola Ulaştıran

EL KAİM: Hak İçin Kıyam Eden, Ayakta Duran

EL HÜCCET: Reddi Mümkün Olmayan Kesin Delil

EL MUNTAZAR: Herkes Tarafından Beklenen 

MEHDİ-Yİ MUNTAZAR: Beklenen Mehdi

İMAM-I MUNTAZAR: Beklenen İmam (manevi lider)

HALEF-İ SALİH: Allah Evliyalarının Liyakatli Halifesi (manevi lideri)

MANSUR: Allah Tarafından Yardım Edilen

SAHİBİ’L-EMR: İlahi Adaleti Uygulamakla Sorumlu Olan

SAHİBÜ’Z-ZAMAN: Zamanın Sahibi

VELİYİ ASR: Asrın Velisi, Zamanın Tek Hakimi, Zamanın Tek Rehberi

MEHDİ-Yİ MEV'UD: Vadedilmiş Mehdi

İMAM-I ASR: Asrın İmamı (manevi lideri)

SAHİB'ÜD DAR: Yurdun Sahibi (manevi sahibi)

BAKİYYETULLAH: Allah’ın Yeryüzünde Geriye Kalan Tek Hücceti ve Son İlahi Manevi Lideri

KÂİM-İ AL-İ MUHAMMED (A.S): Peygamberimiz (sav)'in Soyundan gelen, Kıyam Edecek Olan Mehdi

EL HATİM: Hatmeden, Sona Erdiren

NAHİYETÜ'L-MUKADDESE: Kutlanmış Yön, En Yüce ve Kudsi

HZ. MEHDİ (A.S.)'NİN SAÇLARI GÜZELLİĞİYLE DİKKAT ÇEKECEKTİR

Ahmed b. Sinan Kirmani Dimeşki (1019): Ehl-i Sünnet’in meşhur alimlerinden olup “Ahbar-ud Duvel” adlı kitapta şöyle yazar: “
“…O (HZ. MEHDİ (A.S.)) , ORTA BOYLU, GÜZEL YÜZLÜ, GÜZEL SAÇLIDIR...”


(Ahbar-ud Duvel, s. 117 -Hicri 1382 basımı)

Abdulmelik İsami (1111): Mekke’de ikamet eden tanınmış tarihçilerdendir. O, “Sımt-ul Nucum-il Avali” diye bilinen dört ciltlik tarih kitabında şöyle yazıyor: “... O (HZ. MEHDİ (A.S.)) MU’TEDİL, GÜZEL YÜZLÜ VE GÜZEL SAÇLI, İNCE BURUNLU VE GENİŞ YÜZLÜ BİR GENÇTİR.” 

(Sımt-ul Nucum-il Avali, c. 4, s. 138)
(Hz. Mehdi Aleyhisselam, Abdullah Turan, Al-i Taha, s. 157)

Hadiste Hz. Mehdi (a.s.)'nin “güzel yüzlü ve güzel saçlı” olacağı bildirilmiştir. Ayrıca “geniş yüzlü” ifadesiyle de, diğer hadislerde “geniş alınlı” olduğu bildirilen Hz. Mehdi (a.s.)'nin başının da, Peygamber Efendimiz (sav)’in mübarek başı gibi büyükçe olduğu anlaşılmaktadır.

22 Şubat 2009 Pazar

ÜNLÜ ARAŞTIRMACI VE PAGAN DİNİ RAHİBİ OLAN DAWKINS OLAĞANÜSTÜ ZEKİ BAKIŞLARIYLA ATALARINI İNCELERKEN

ÜNLÜ ARAŞTIRMACI VE PAGAN DİNİ RAHİBİ OLAN DAWKINS OLAĞANÜSTÜ ZEKİ BAKIŞLARIYLA ATALARI OLDUĞUNU İDDİA ETTİĞİ HAYVANLARI KENYA'DA DETAYLI ŞEKİLDE İNCELERKEN

www.DawkinseCevap.com 
 
 
 


ALLAH, MEHDİ'YE BİR GÜNDE ÇOK BÜYÜK BİR NİMET VE GÜÇ VERİR

İmam Muhammed Taki (a.s) Abdulazim Haseni’ye şöyle buyurdu: "Kâim, vaat edilmiş Hz. Mehdi’dir. Gaybeti zamanında onu beklemek, zuhur edince de ona itaat etmek gerekir...

Muhammed’i (sav) Peygamber seçen Allah’a andolsun ki eğer kıyametin kopmasına bir gün dahi kalsa, Allah (cc) Hz. Mehdi zuhur etsin ve yeryüzünü zulümle dolduğu gibi adaletle doldursun diye o günü uzatır, ONUN İKTİDARINI MUSA’NIN İKTİDARI GİBİ BİR GÜNDE DÜZELTİR. Musa (a.s) eşi için biraz ateş almaya gitti. Ama risalet ve peygamberlik makamıyla geri döndü."
(İmam Muhammed Taki) (Bihar-ul Envar, c.51, s.156; Isbat-ül Hüdat, c.6, s.420)

HZ. MEHDİ (A.S)'NİN ÇIKIŞINDAN ÖNCE, TOZLU DUMANLI BİR FİTNE GÖRÜLECEKTİR


Tozlu dumanlı, karanlık bir fitne görülecek, bunu diğerleri takip edecek... 

(Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26)

Bu hadiste ise, Mehdi'nin çıkışından önce, tozlu ve dumanlı, karanlık bir fitnenin görüleceğinden söz edilmektedir. Fitne, "insanın akıl ve kalbini doğrudan doğruya hak ve hakikatten saptıracak şey, savaş, azdırma, karışıklık, ihtilaf, kavga" gibi anlamlara gelen bir kelimedir.* Hadiste bu fitnenin ardında toz ve duman bırakacağı belirtilir. Ayrıca bu fitnenin"karanlık" olarak nitelendirilmesi, nereden geldiği belli olmayan, umulmadık bir olay olduğuna işaret kabul edilebilir. 

Bu açılardan bakıldığında söz konusu hadisin, 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'nin New York ve Washington şehirlerinde meydana gelen, dünya tarihinin en büyük terör olayı olarak nitelendirilen saldırıya işaret etmesi muhtemeldir. Televizyon ekranlarında ve gazetelerde de şahit olunduğu gibi, bu iki büyük terör olayının ardından büyük bir toz bulutu ve duman çevreyi sarıp kuşatmıştır.




New York'ta Dünya Ticaret Merkezi'ne ve Washington'da Pentagon binasına çarpan uçakların yakıtlarının sebep olduğu patlamalar sonucunda büyük bir duman oluşmuş ve bu duman tüm şehirden ve hatta civar kentlerden görülebilecek kadar yükselmiş ve yayılmıştır. Patlamalar sonucunda çöken binalar ise, daha büyük bir toz bulutunun oluşmasına neden olmuş, hatta çevredeki insanların üzerleri tamamen bu tozla kaplanmıştır. 

Bu olay, hem dünya tarihinin en büyük terör saldırılarından biri olması, hem diğer alametlerle yakın dönemlerde vuku bulması ve ayrıca hadiste yapılan tarife benzer özellikler taşıması sebebiyle son derece önemlidir. Dolayısıyla binlerce masum insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olan, insanlık tarihinin bu en elim terör olaylarından biri, hadiste haber verilen ve Mehdi'nin çıkışının bir alameti olarak bildirilen "tozlu dumanlı, karanlık fitne" olabilir.


Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Büyük Lügat, Türdav, İstanbul, 2000, s. 274

15 Şubat 2009 Pazar

BÜTÜN İNSANLARDAN ÖZÜR DİLEYİN!


Charles Darwin evrim teorisini ortaya attığı Türlerin Kökeni kitabını yazdığında amacı hayatın kökenine bir açıklama getirmekti. Daha doğrusu bu iddia ile ortaya çıkmıştı. Ne var ki, Türlerin Kökeni'ni okuyanlar, hayatın ilk olarak nasıl başladığı sorusuna bir cevap bulamadılar, hatta Darwin bu konuya değinmemişti bile. Bunun en önemli nedeni, bir Yaratıcı'nın varlığını inkar eden Darwin'in bu soruya vereceği bir cevabının bulunmayışı idi.

Darwin'in bu konuya cevap verememesinin bir diğer nedeni ise yaşadığı dönemin az gelişmiş bilim ve teknoloji seviyesi idi. 1800'lü yıllarda bilim adamlarının ne hücrenin muazzam yapısından, ne de hücre çekirdeğinde yer alan dünyanın en büyük bilgi bankasının varlığından haberleri vardı. Dolayısıyla bunların nasıl oluştuklarını açıklama gereği duyamazlardı. Hayatın "protoplazma" adı verilen basit bir madde ile başladığını düşünüyorlardı. Protoplazma ise karbondioksit, oksijen ve nitrojen gibi basit kimyasalların tekrar tekrar birleşmeleri ile tesadüfen oluşmuştu. Hatta dönemin bilim adamlarından Ernst Haeckel ve Julian Huxley'e göre, sodyum kloride eklenerek nasıl doğal olarak tuz elde ediliyorsa, pekala bir kaç kimyasal bileşerek canlı bir hücreyi oluşturabilirdi. 

1800'lü yılların bilim seviyesine baktığımızda, o dönemde bilimin günümüzün amatör bir araştırmacısının veya bir ortaokul öğrencisinin sahip olduğu bilgilerle sürdürüldüğünü ve bu yüzden de son derece ilkel çıkarımlara varıldığını görüyoruz. Charles Darwin hem bu düşük seviyeli bilgiler, hem de kendisinin hiçbir eğitimi olmaması nedeniyle, teorisini şekillendirirken, inanılması imkansız birçok iddiayı öne sürebilmişti. Döneminin koşulları gözönünde bulundurulduğunda Darwin'in büyük yanılgısı mazur görülebilir belki. Peki ama, ya günümüzün "gözü kara" bilim adamları? Gözü kara diyoruz çünkü günümüzde, ortaokul bilgisine sahip bir çocuğun dahi kabul edip inanamayacağı iddialara, bazı bilim adamları körü körüne inanabiliyorlar. Bunun için mutlaka gözlerini karartıyor olmaları gerekir.

İlk olarak, evrimcilerin ilk canlı hücresinin tesadüfler sonucunda bazı cansız maddelerin bir araya gelmeleri ile oluştuğu iddiasına olan inançlarını düşünelim. Evrim teorisine göre, ilkel dünyada, canlılık için gereken cansız maddeler (karbon, fosfor vs.), yüzbinlerce madde arasından birbirlerini bulmuşlar, sonra kendi aralarında kusursuz bir organizasyon sağlayarak ilk canlı hücresini oluşturmuşlar. 1800'lü yılların köhne laboratuarlarında hücreyi basit bir leke zannedenler için bu belki inanılabilir bir iddiadır. Ancak bugün hücrenin basit bir leke olmadığı, hatta New York şehrinden çok daha kompleks bir yapılanmaya sahip olduğu bilinmektedir. 






Bir hücrenin var olabilmesi için çok büyük bir bilgi, son derece usta bir tasarım, büyük ve yüce bir akıl ve bilinç gereklidir. Bugün 21. yüzyılda sahip olunan bilgi ve teknoloji birikimi ile, zeki ve tecrübeli, bilinçli bilim adamları bir araya gelerek, rastlantılara yer vermeden, istenmeyen durumları eleyerek çalışabildikleri halde, en basit bir bakteri hücresini dahi cansız maddeleri sentezleyerek üretememişlerdir. Tüm bu elverişli koşullara rağmen üretilemeyen hücre, acaba son derece elverişsiz ve sadece tesadüflerden medet umulan bir ortamda nasıl olup da oluşmuştur? Elbette ki bunu tesadüfle açıklamak imkansızdır. Bu imkansızlığı orta seviyede bir bilgiye sahip insanlar dahi kolaylıkla görebilirlerken, bazı bilim adamlarının ısrarla görememeleri, çok şaşırtıcıdır. Şaşırtıcı olduğu kadar da, evrim teorisinin perde arkasındaki karanlığını vurgulamaktadır.

Evrim teorisi, sadece hücrenin oluşumunu açıklama konusunda değil, her iddiasında büyük bir acizlik içindedir ve adeta çıkmaz sokak gibi her konuda tıkanıp kalmıştır. Hücre değil, canlılığın yapıtaşı olan tek bir aminoasiti bile laboratuar ortamında üretememişler, evrimin mekanizmaları olarak açıkladıkları doğal seleksiyon ve mutasyona tek bir delil sunamamışlar, tek bir ara geçiş formu fosili sergileyememişlerdir. Tek bir delil de olmadığı için teori günümüzde bile “teori” olarak kalmıştır. Aslında, bazı bilim adamlarının da belirttiği gibi tarihe “komedi” olarak geçmelidir. 

İnsan kendisini Evrim Teorisi denilen bu büyüden kurtarır; açık, önyargısız ve özgür bir biçimde düşünürse, apaçık olan gerçeği görür. Modern bilimin de her yönden gözler önüne serdiği bu kaçınılmaz gerçek, canlıların bir tesadüfler zinciri sonucunda değil, üstün bir yaratılış sonucunda var olduklarıdır. İnsanoğlu sadece kendisinin nasıl var olduğunu, bir damla sudan nasıl oluştuğunu düşünse ya da herhangi bir canlının mükemmel özelliklerini incelese bile, bu yaratılış gerçeğini kolaylıkla görebilir.

Evrim teorisinin gerçek yüzünü gözler önüne seren tüm çalışmalar, meydanın "boş" olduğu düşüncesinin verdiği yersiz cesaretle, uzunca bir zamandır yazılı ve görsel basında evrimci bir propaganda sürdürenlere de gereken cevabı vermektedir. Darwinistler artık daha fazla komik duruma düşmeden, ayak diremekten vazgeçip özür dileme yoluna gitmelisiniz!..

4 Şubat 2009 Çarşamba

HZ. MEHDİ (A.S.), 'BEN HZ. MEHDİ (A.S.)'YİM' DEMEYECEK;

ANCAK İNSANLARIN GÖZLERİNDEKİ GAFLET PERDESİNİ KALDIRARAK, 'MEHDİ GERÇEĞİNİ' ANLAMALARINI SAĞLAYACAKTIR


Hz. Mehdi (a.s.) hiçbir zaman için insanlara, “Ben Mehdiyim” demeyecektir. Allah, Peygamberimiz (sav)'in diliyle haber verdiği alametlerle, onu insanlara tanıtacaktır. Bu alametlerden biri de, “HZ. MEHDİ (A.S.)'Yİ İNSANLARA EN İYİ ANLATACAK OLAN KİŞİNİN YİNE YALNIZCA HZ. MEHDİ (A.S.) OLMASI” dır. Hz. Mehdi (a.s.) yaptığı çalışmalarla; Peygamberimiz (sav)'in hadislerini ve İslam alimlerinin Hz. Mehdi (a.s.) hakkındaki açıklamalarını en doğru ve en hikmetli şekilde yorumlamasıyla, insanlara Hz. Mehdi (a.s.)'yi en mükemmel şekilde tanıtacaktır. Bir hadiste Hz. Mehdi (a.s.)'nin, Peygamberimiz (sav)'in ahir zaman ile ilgili verdiği bilgilerin gerçeğini bizzat bilen kişi olacağı, bu sebeple de Peygamberimiz (sav)'in ahir zaman ile ilgili hadislerini en doğru şekilde açıklayacak kişinin de yine sadece Hz. Mehdi (a.s.) olacağı şöyle bildirilmiştir:

Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır aleyhisselam’ın şöyle buyurduğunu duydum: “...Buyurdu ki: Hz. Mehdi (a.s.) kıyam ettiğinde Resulullah’ın yolundan gidecektir. YALNIZ O (HZ. MEHDİ (A.S.)), RESULULLAH’IN ESERLERİNİ AÇIKLAYACAKTIR...”


Hz. Mehdi (a.s.) bu hikmetli anlatımlarıyla insanların feraset ve basiretlerini açacaktır. Açıkça “Ben Hz. Mehdi (a.s.)’yim demeyecektir; fakat manen Hz. Mehdi (a.s.)’nin varlığına ve gücüne işaret ederek insanların gözlerindeki gaflet perdesini kaldırıp “Mehdi gerçeğini” anlamalarını sağlayacaktır. Hz. Mehdi (a.s.), Hz. Mehdi (a.s.)’den bahsettikçe, insanlar giderek onun Hz. Mehdi (a.s.) olduğuna samimi olarak kanaat getirecek ve ona manen tabi olmak isteyeceklerdir.

__________________________________________

1 (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 191)

HZ. MEHDİ (A.S.) DÖNEMİNDEKİ BİR KISIM CAHİL MÜSLÜMANLARIN KONUMU

Amr bin sad'dan:
HALKI (ZAHİRDE) BENİM EVLADIMA DAVET ETSELER DE, BENİM EVLADIMDAN UZAK OLURLAR. BU ÖYLE KÖTÜ BİR TOPLULUKTUR Kİ AHLAKLARI YOKTUR. ZORBALARA MUSALLATTIRLAR, CABBARLARA FİTNEYİ ÖĞRETİRLER, HAKİMLERE KAN DÖKTÜRÜRLER. 

(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 170)

HZ. MEHDİ (A.S.) TÜM DÜNYAYI MANEN FETHEDECEKTİR

Ebu Basir şöyle diyor: İmam Cafer Sadık (a.s)’a “Ey Resulullah’ın evladı! Siz Ehl-i Beyt’İn Kâimi kimdir?” diye sorduğumda şöyle cevap verdi: ... HZ. MEHDİ (a.s.) DÜNYAYI FETHEDECEK, İsa b. Meryem (a.s) nazil olarak onun arkasında namaz kılacaktır. O ZAMAN YERYÜZÜ ALLAH’IN NURUYLA AYDINLANACAK, ALLAH’TAN BAŞKASINA İBADET EDİLEN HER YER, ALLAH’A İBADET EDİLEN YERLER HALİNE GELECEK; MÜŞRİKLER İSTEMESE DE, DİN O GÜN SADECE ALLAH’IN DİNİ OLACAKTIR.” 

(Bihar-ul Envar, c. 51, s. 146)


Hz. Peygamber (sav) Hz. Ali’ye (a.s) şöyle buyurdu: “İlkleri sen ve SONLARI İSE ALLAH’IN TÜM DÜNYAYI FETHETMEYİ KENDİSİNE NASİP KILACAĞI HZ. MEHDİ (A.S.)’DİR.” 

(Bihar-ul Envar, c. 52, s. 378)



HZ. MEHDİ (A.S.) DÜNYANIN DOĞU VE BATISINI FETHEDİP İSLAM'I (İslam ahlakını) DÜNYANIN DÖRT BİR YANINA EGEMEN KILACAKTIR... Allah Teala insanlara öyle bir güç verecek ki, herkes olduğu yerde onun sözlerini duyacak ve HZ. MEHDİ (A.S.) İSLAM'A HAYAT VERECEKTİR... 

(Bihar'ul-Envar, c. 52, s. 279 ve c. 53, s. 12 İkmal'ud- Din, c. 2, s. 367)



"Acele edenler helâk olur, (zuhur) (Hz. Mehdi (a.s.)'nin ortaya çıkışı) yakındır diyenler kurtulur, kalenin hisarları gibi yerde sabittir, HÜZÜNDEN SONRA MÜTHİŞ BİR FETİH GELECEKTİR. " 

(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 229)


Adnan Oktar'ın Duası

Allah inşaAllah bütün Müslüman alemini birlik ve beraberlik içinde yapsın.

Ve bunu en kısa sürede yapsın inşaAllah. Allah Mehdi'yi zuhur ettirsin. Hz. İsa'yı inşaAllah nuzül ettirsin, Onun nüzulunü çabuklaştırsın. Dünyadaki fitne ve fesadı inşaAllah tamamen kaldırıp Müslümanların adaletini güzelliğini, güzel ahlakını bütün dünyaya göstersin.

...Bütün Müslüman alemini inşaAllah huzur, barış ve kardeşlik içerisinde birleştirsin Allah. Bütün Müslümanların bu birlik ve beraberliğe uyması için içlerine ilham versin, şiddetle bunu istetsin. Bölünmüşlüğe karşı şiddetle tavır koymalarını sağlasın Allah. Ve birlik ve beraberlik içinde olmak için aşkla şevkle gece gündüz gayret ettirsin Allah. Filistinli kardeşlerimize inşaAllah Allah şehit sevabı versin. Onların inşaAllah şehitlikle ahirete irtihallerini nasib etsin. Hastalara da şifa versin. Onlara Allah tahammül gücü, sabır ve cesaret versin. Zalimlerinde zulmünü Allah tepelerine geçirsin, onları basiretlerini bağlayarak, ferasetlerini bağlayarak, akıllarını bağlayarak, kalplerini bağlayarak, güçlerini bağlayarak, dillerini bağlayarak güçsüz hale getirsin Allah. Ateist siyonistlerin, ateist masonların zulmünü bertaraf etsin. Bütün Müslüman alemine birlik, beraberlik ve kardeşlik içerisinde huzur içinde mutluluk içinde yaşamalarını nasib etsin inşaAllah. Bu güzel çağa, güzel döneme inşaAllah girdik. Muharrem ayındayız inşaAllah. Bu ayın da bereketiyle Allah onu da vesile etsin inşaAllah. Peygamberimizin yolundan bizi ayırmasın. Kuran ahlakından bizleri ayırmasın inşaAllah. Bütün Müslümanlara bereket, huzur, cesaret, itidal, acılara karşı tahammül ve yılmazlık, cesaret, güzel ahlak nasib etsin inşaAllah

2 Şubat 2009 Pazartesi

İNDİR


Kapak Konusu: 
Darwinizm'in Acımasız Kuralları Dünya Ekonomisini Nasıl Çöküşe Sürükledi?

Birdenbire ortaya çıkan ve tüm dünyaya yayılan ekonomik kriz, Darwinist ve materyalist dünya görüşünün yol açtığı ahlaki çöküntünün kaçınılmaz bir sonucudur. Krizin etkisinin en fazla hissedildiği ülkelerin başında, bu ideolojilerin ve bu ideolojiler sonucu gelişen vahşi kapitalizmin en yaygın olarak kabul gördüğü ülkelerin gelmesi çok dikkat çekicidir. Ekonomik yapısı son derece güçlü olarak değerlendirilen, kişi başına düşen milli gelirin en yüksek düzeyde olduğu ülkeler son 6 aylık dönem içinde teker teker batık ülke konumuna gelmiştir. Bu durum, Sayın Adnan Oktar’ın yıllardır bir tehlike olarak dikkat çektiği; Darwinizm’in, materyalizmin ve vahşi kapitalizmin tüm dünya refahı ve ekonomisi için ne denli büyük bir tehdit olduğunu açıkça gözler önüne sermektedir. 

Ekonomik krizin gerçek sebepleri neler? Küresel mali kriz nasıl aşılabilir? Sayın Adnan Oktar, tüm dünyanın gündemindeki kriz hakkında hangi önemli tespitlerde bulundu? 

"Doğrusu, muhtaç olmaktan O kurtardı ve sermaye verip-hoşnut kıldı." (Necm Suresi, 48)
 

Devamı için tıklayınız.

İlmi Araştırma Sayı 55 - Ocak 2009

İNDİR


Kapak Konusu: 
Sayın Adnan Oktar Ne Demişti, Türkiye'de Ve Dünya'da Neler Oldu?

Sayın Adnan Oktar Türk – İslam Birliği, Türkiye’nin ileriki dönemde üstleneceği ağabeylik rolü, Ortadoğu’da barışın nasıl sağlanabileceği, yaşanan küresel ekonomik kriz ve tüm dünyaya refah getirecek ekonomik tedbirler gibi konularda hangi tespitlerde bulundu? 

Sayın Adnan Oktar’ın yaptığı açıklamalardan sonra bu konularda Türkiye’de ve dünyada hangi gelişmeler yaşandı? 

Sayın Adnan Oktar’ın gerek yurtiçi gerekse yurtdışından basın ve medya kuruluşlarına verdiği röportajlar, tüm dünya tarafından büyük bir ilgiyle yakından takip edilmektedir. 

Sayın Adnan Oktar bu röportajlarında tarihi tespitlerde bulunmakta ve Türkiye ve dünya gündemi son yıllarda bu tespitler doğrultusunda şekillenmektedir. 

Bu, Sayın Adnan Oktar’ın bir kanaat önderi olarak her kesimce takip edildiğinin ve tespitlerine duyulan teveccühün en açık göstergesidir. 


Devamı için tıklayınız.

AHİR ZAMANDA HZ. MEHDİ (A.S.)'NİN NAMI VE ŞÖHRETİ SÜREKLİ OLARAK YAYILACAKTIR

Hadislerde Ahir Zaman’da ortaya çıkacağı haber verilen Hz. Mehdi (a.s.), 1400 seneyi aşkın bir süredir tüm İslam aleminin büyük bir sevgi ve muhabbetle beklediği; her dönemde, yaşayan her Müslümanın, yanında olmayı istediği; Allah'ın çok büyük bir lütufla lütuflandırdığı ve çok şerefli bir görevle vazifelendirdiği mübarek bir şahıstır. Peygamberimiz (sav), ‘İslam ahlakının tüm dünyaya hakim kılınması’ gibi, tüm İslam aleminin hasretle beklediği büyük bir nimeti, Allah’ın, Hz. Mehdi (a.s.)'ye nasip edeceğini bildirmiştir. 

Peygamberimiz (sav)'in verdiği bilgilere göre, Hz. Mehdi (a.s.)'nin ortaya çıkışı çok yaklaşmış; bu tarihi olayın gerçekleşmesine çok az bir zaman kalmıştır. Hadislerin işaretlerine göre Hz. Mehdi (a.s.) görevine başlamış durumdadır ve insanlar arasında faaliyetlerini yürütmektedir. Ancak Hz. Mehdi (a.s.)’nin kim olduğu halen bilinmemekte; insanlar, aralarında olduğu halde onu tanınmamakta, onu ‘Hz. Mehdi (a.s.)’ sıfatıyla bilmemektedirler.

Oysa ki insanların onu tanıyabilmesi için, Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde çok fazla detaylı bilgi, işaret ve delil verilmiştir. Hz. Mehdi (a.s.)'nin tanınmasında ipucu veren önemli bir bilgilerden biri ise, “Hz. Mehdi (a.s.)'nin namının ve şöhretinin dünya çapında sürekli olarak yayılmasıdır”. İnsanlar, Hz. Mehdi (a.s.) olduğunu bilmeseler de, hadislerde belirtilen pek çok şekilde, Hz. Mehdi'yi sıklıkla görecek, sesini duyacak, fikirlerini öğrenecek, eserlerini, çalışmalarını izleyecek ve yine sıklıkla ondan bahsedeceklerdir. Hadislerde bu dönemde tüm insanların çok sık olarak Hz. Mehdi (a.s.)'den bahsedecekleri, onun adını anıp, onun hakkında konuşacakları, ona karşı büyük bir sevgi ve muhabbet duyacakları şöyle bildirilmiştir:

 MEHDİ ZUHUR EDER, HERKES SADECE ONDAN KONUŞUR, O'NUN SEVGİSİNİ İÇER VE O'NDAN BAŞKA BİR ŞEYDEN BAHSETMEZLER.1

Hz. Mehdi (a.s.) gelince, İNSANLAR ONU AŞK VE MUHABBETLE KUCAKLAYACAKLARDIR.2

Mehdi, (zamanındaki) insanların en hayırlısıdır. Onun yardımcıları ve ona biat edenler... Cebrail onların önünde, Mikail de arkalarında bulunur. O (HZ. MEHDİ (A.S.)) MAHLUKAT ARASINDA SEVİLİR.3 

________________________________________
1 (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 33)
2 (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 37)
3 (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 58)



Seleme b. Züfer şöyle der: “... HZ. MEHDİ (a.s.) İNSANLARIN KÖTÜLÜK, CANİLİK VE ZULÜMDEN BIKTIĞI VE HİÇBİR GAİB (GİZLİ YAŞAYAN) ONUN KADAR AZİZ VE SEVGİLİ OLMADIĞI BİR ZAMANDA KIYAM EDECEKTİR.” 4

Muhakkak ki o (Hz. Mehdi (a.s.)), insanların karşılaştıkları şerler sebebiyle, MEHDİ'NİN KENDİLERİNE EN SEVGİLİSİ OLMADIKÇA ÇIKMAYACAKTIR.5 

ALLAH (C.C.) BÜTÜN İNSANLARIN KALPLERİNİ ONUN (MEHDİ'NİN) MUHABBETİYLE DOLDURACAKTIR.6


HZ. MEHDİ (A.S.)'NİN ŞANI, İNTERNET, TELEVİZYON VE RADYO YOLUYLA DÜNYANIN DÖRT BİR YANINA YAYILACAKTIR

Ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.)'nin namı ve şöhreti sürekli olarak yayılacaktır. Bunda internet, televizyon ve radyoların çok büyük etkisi olacaktır. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Hz. Mehdi (a.s.)'nin şanının, internette yayınlanan görüntü ve videolarla, televizyon filmleri ve radyolar yoluyla yayılacağı şöyle haber verilmiştir: 

İmam (a.s) (Hz. Mehdi (a.s.)) dünyanın doğu ve batısını (manen) fethedip İslam'ı (İslam ahlakını) dünyanın dört bir yanına egemen kılacaktır... ALLAH TEALA İNSANLARA ÖYLE BİR GÜÇ VERECEK Kİ, HERKES OLDUĞU YERDE ONUN (HZ. MEHDİ (A.S.)'NİN) SÖZLERİNİ DUYACAK ve İmam (a.s) İslam'a hayat verecektir...7

Şüphesiz ki KAİM (HZ. MEHDİ (A.S.)) ZAMANINDA BİR MÜMİN DOĞUDA OLSA, BATIDA OLAN KARDEŞİ KENDİSİNİ GÖRÜR. Hakeza, BATIDA OLSA, DOĞUDA OLAN KARDEŞİNİ GÖRÜR.8

______________________________________

4 (El-Havi, c. 2, s. 159)
5 (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, s. 27)
6 (Ahmed İbn-i Hacer-i Mekki (Heytemi), Beklenen Mehdinin Alametleri, El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 42)
7 (Bihar'ul-Envar, c. 52, s. 279 ve c. 53, s.12 İkmal'ud- Din, c. 2, s. 367)
8 (Bihar'ul-Envar, c. 52, s. 391)

31 Ocak 2009 Cumartesi

Le Nouvel Observateur Dergisi Sayın Adnan Oktar'ın Darwinizm'e Karşı Elde Ettiği Zaferi Tasdik Etti - 22.01.2009

Fransa/Le Nouvel Observateur Dergisi 


22 Ocak 2009 tarihli Le Nouvel Observateur dergisinde Sayın Adnan Oktar'ın Darwinizm'i yerle bir eden bilimsel mücadelesine kapsamlı olarak yer verilmiştir. Her ne kadar haberde, Ergenekon Terör Örgütü'nün psikolojik savaş yöntemlerinde kullandığı üslubun izleri varsa da, Sayın Adnan Oktar'ın Darwinizm'e karşı elde ettiği ezici zaferin üstünlüğü karşısında, bu zaferi anlatmak durumunda kalmışlardır. Zira Sayın Oktar'ın eserlerinde yer alan ve ilmi olarak reddedilmesi mümkün olmayan kesin ve net deliller karşısında evrim teorisi tam anlamıyla yenilgiye uğramıştır ve bu gerçeğe tüm dünya tanıklık etmektedir. Bu eserler Sayın Nicholas Sarkozy, Sayın Tony Blair gibi çok sayıda önde gelen devlet adamının, siyasetçinin, düşünürün, akademisyenin fikir yapısında çok olumlu ve güzel değişikliklere vesile olmuştur. Nitekim yazıda da bu gerçek ifade edilmektedir. 

Aşağıda, söz konusu dergide yer alan ve Darwinistlerin mağlubiyetlerinin itirafı niteliğindeki bölümlerden birkaç örnek sunulmuştur. Haberin içeriğindeki, "Bugüne kadar gerçekleştirilmiş en büyük Yaratılışçı saldırı", "(Darwinist) Eğitimde panik başgösterdi", "Adnan Oktar Müslüman dünyasındaki en etkili evrim karşıtı hareketin önderi", "Vuruş gücü son derece etkileyici", "Korkunç etkileyici oldu", "Bugüne kadar böylesine büyük bir Darwinizm karşıtı hareket olmamıştı" gibi ifadeler, Darwinist ve materyalistlerin Sayın Adnan Oktar'ın çalışmaları karşısında ne büyük bir acizlik ve çaresizlik içinde olduklarının delillerindendir. Yazıda dikkat çeken bir diğer ifade de, " Eğer Yaratılışçı fikirler, bu laik felsefenin hakim olduğu toprakları fethederse MÜCADELE KAZANILMIŞ OLACAK. BÜYÜK HAYALİ, DİNDAR BİR AVRUPA GERÇEK OLACAK..." cümleleridir. Burada yer alan laik felsefe ifadesiyle kast edilen, elbette inançlara saygılı, fikir özgürlüğünü savunan, dinsizin de dindarın da, ateistin de imanlı bir insanın da dilediği gibi düşüncelerini açıklayabileceği yani Sayın Adnan Oktar'ın ve tüm Müslümanların savunduğu bir laiklik düşüncesi değildir. Kast edilen dinsizliği temel alan ve savunan, din ahlakına ve inanca karşıt materyalist felsefedir. Ve Avupalı Darwinistlerin ve materyalistlerin asıl korkusu da, yaklaşık 150 yıldır Avrupa'yı adeta esir almış, büyük bir karanlığa sürüklemiş materyalizmin artık çöküyor olmasıdır. Allah'ın izniyle Darwinizm'in yıkılması ve materyalizmin çökmesiyle, Avrupa –tam da materyalistlerin korktuğu gibi- akın akın din ahlakına yönelecek ve gerçek aydınlanma dönemine girecektir. 
   
 
2007 Ocak ayında FRANSA, KENDİ TOPRAKLARINDA BUGÜNE KADAR GERÇEKLEŞTİRİLMİŞ EN BÜYÜK YARATILIŞÇI SALDIRIYLA KARŞILAŞTI. 
 
EĞİTİMDE PANİK BAŞGÖSTERDİ. Bu zehirli hediyenin (Darwinizme zehir etkisi gösteren bu eser, Avrupa'nın kurtarıcısı ve aydınlatıcısı niteliğindedir) gizemli göndericisi kim?
 
Kendisi (SAYIN ADNAN OKTAR), MÜSLÜMAN DÜNYASINDAKİ EN ETKİLİ EVRİM KARŞITI HAREKETİN ÖNDERİ.
 
(Sayın Adnan Oktar) Kravatlı, güzel sanatlar eski öğrencisi, bugün karşımızda ULUSLARARASI ÜNE ULAŞMIŞ BİR BİLİM ADAMI, YAZAR OLARAK BULUNUYOR. 
 
Kendinden emin. Amacına ulaştı. DÜNYA ÇAPINDA KENDİSİNDEN BAHSETTİRDİ. ATLAS’ININ – İYİ BİR İNANAN OLARAK NİTELEYİP KUTLADIĞI - FRANSA CUMHURBAŞKANI NICOLAS SARKOZY’NİN DİNİ SÖYLEMLERİNE VE TONY BLAIR’İN KATOLİKLİĞE DÖNÜŞÜNE İLHAM KAYNAĞI OLDUĞUNA EMİN OLDUĞUNU SÖYLÜYOR. 
 
VURUŞ GÜCÜ SON DERECE ETKİLEYİCİ. DAHA ŞİMDİDEN ESERLERİNDEN 71 TANESİ FRANSIZCA OLARAK YAYINLANMIŞ DURUMDA. Aralarında çocuklar için olan “Bana Yaradılışı Anlatın” veya “Küçük dostlarımız karıncaların dünyası” kitaplarının da bulunduğu eserlerinden 71 tanesi daha şimdiden Fransızca olarak yayınlanmış durumda. Bütün kitapları Merkezi Montreal’de bulunan Orientica.com sitesinde mevcut. Ayrıca Paris’in 11. ve 18. ilçelerindeki bazı İslami kitabevlerinde de bulunmakta. Hatta örneğin Amazon.fr veya Fnac.com gibi önde gelen internet siteleri dahi düzinelerce referans öneriyor. 
 
Propaganda mekanizması KORKUNÇ ETKİLİ OLDU. BİLİMLER AKADEMİSİNİN YAPTIĞI BİR ANKETE GÖRE ÜLKEDEKİ LİSELİLERİN %75'İNİN EVRİM TEORİSİNE İNANMADIĞI ORTAYA ÇIKTI.
 
İstanbul Teknik Üniversitesi'nde görev yapan jeolog Prof. Celal Şengör'ün analizi şöyle: "Yakın zamana kadar evrimi gayet iyi tolere eden İslam'da (İslamla evrimi bağdaştırmaya çalışmak, Darwinist bir propagandadır ve Sayın Adnan Oktar'ın eserleri vesilesiyle bu propaganda etkisiz olmuştur.) BUGÜNE KADAR BÖYLESİNE BÜYÜK BİR DARWİNİZM KARŞITI HAREKET OLMAMIŞTI. HARUN YAHYA'NIN FİKİRLERİNİN ENDİŞE VERİCİ İLERLEYİŞİ ..." (Sayın Oktar'ın fikirlerinin Türkiye'de ve dünya genelinde maneviyatın güçlenmesine, inancın artmasına vesile olması sadece materyalistler ve Darwinistler açısından endişe vericidir. Bu gerçek dışı beyanların Darwinizm'in çöküşünü engellemesi mümkün değildir.)
  
Eğer Yaratılışçı fikirler, bu laik felsefenin hakim olduğu toprakları fethederse MÜCADELE KAZANILMIŞ OLACAK. BÜYÜK HAYALİ, DİNDAR BİR AVRUPA GERÇEK OLACAK... Çünkü bizzat kendi ifadesine göre Darwinizm'in yok edilmesi sadece birinci aşama. Bu, toplumun tekrar inançlı olması için bilincinde açılacak "psikolojik bir kilit".

HZ. MEHDİ (A.S.) ÖNCE TÜRK BAYRAĞIYLA TÜRKİYE'DE ORTAYA ÇIKACAK


HZ. MEHDİ (A.S.) ÖNCE TÜRK BAYRAĞIYLA TÜRKİYE'DE ORTAYA ÇIKACAK; SONRA DA YEŞİL BAYRAKLARI OLAN DİĞER ÜLKELERİN MANEVİ ÖNDERLİĞİNİ ÜSTLENECEKTİR

O yılda KIRMIZI BAYRAĞIN VE SONRA YEŞİL BAYRAĞIN SAHİBİ OLAN OĞLUM’UN (HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN) gaybeti ilan olunacaktır.  (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 170)



Peygamberimiz (sav)'in hadisinde haber verildiğine göre, Hz. Mehdi (a.s.) önce Türk bayrağıyla Türkiye’den çıkacak, daha sonra da yeşil bayrak sahibi olan İslam ülkelerine de manen hakim olacaktır. Türk İslam Birliği’nin oluşmasına vesile olacak ve bu birliğin manevi liderliğini üstlenecektir.

30 Ocak 2009 Cuma

TÜRKİYE'YE MİNNETTARIZ

Ne Demişti

Afganistan Ayna TV, 8 Ağustos 2008

Adnan Oktar: Türk Milleti’nin özelliği şu: Türk Milleti güzel ahlaklı ve dindar bir millet. Böyle bir milletin lider olması onun hakkıdır. Bu işi hakkıyla yerine getirir, güzel liderlik yapar. Bu anlamda; yoksa kanı üstündür, işte ensesi buruşuktur, kafatası şöyledir, böyle bir şey yok. Bu faşistlik bu, bu delilik ve rezillik ve bereketsizlik, uğursuzluktur bu. Bunu düşünenin Allah belasını verir. Bu felaketle sonuçlanır bu. Böyle bir şey olmaz. Türkiye’nin öncülüğünde, Türk Devletleri’nin desteğinde bir Türk-İslam Birliği. Biz Allah’ın kullarıyız. İnsanlar takva ile üstün olur. Irk üstünlüğü iddiası yok. Ama liderlik için Türk milleti tam biçilmiş kaftandır. Allah çok güzel yaratmıştır bu milleti. Yani lider millettir. Çileye açıktır, zorluğa açıktır, acıya açıktır, fedakardır, cesurdur, imanlıdır, güzel ahlaklıdır, merttir, dürüsttür. Türk milletinin özelliği bu. Böyle bir millet lider olsun diyoruz. Kim yapacak başka, başka yapacak kimse yok. Yani tek yapacak Türk milleti görülüyor. Bir de Osmanlıdan gelen tecrübe var. Yani Allah genetik bir tecrübe de vermiş inşaAllah. Şahane yapacak birikime sahip, şu an bu güç olarak. Şahane olarak bu liderliği yapacak bir güce sahip Türkler. Bu gücü deruhte etmesi, yerine getirmesi mevzu bahis. Bu zaten kader böyle yani inşaAllah. Bu olacak. Yani hadislere baktığımızda Türk milletinin böyle bir görev alacağını biz açık açık görüyoruz. Rivayetlerden bu açık açık görülüyor. Onun için yani tarihin akışı zaten böyle. Kim ne derse desin bu şekilde olacak inşaAllah.



Ne Oldu


Bugün Gazetesi, 13 Ocak 2009

Türkiye Gazetesi, 18 Ocak 2009


Türkiye'nin yaptığı yardımların tarih boyunca unutulmayacağını söyleyen Dr. Ebu Zuhri, "Türkiye'de halk ve hükümet aynı tepkiyi göstermiştir. Ne yazık ki Arap toplumlarından bunu göremedik. SİZE GERÇEKTEN MİNNETTARIZ. OKULLARIMIZDA ÇOCUKLARA TÜRKLERİ ANLATIYORUZ. Ben de üniversitede Türkün ne demek olduğunu anlatıyorum" diye konuştur.

Filistin Sorununun Tek Çözümü Türk-İslam Birliği

TÜRK İSLAM BİRLİĞİ’Nİ TÜM MİLLETİMİZ İSTESİN
 
Türk İslam Birliği’nde hiçbir Müslüman, Hıristiyan, Musevi acı çek­mez. Öldürülmez. Yaralanmaz. Fakir olmaz. Ezilmez. Korku yaşa­maz. Hukukta, adalette sorun kalmaz. Fail-i meçhul olaylar ol­maz. Fakirlik olmaz. Üretimsizlik olmaz. Cahillik olmaz...
 
Şüphesiz Allah, kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak mücadele edenleri sever. (Saf Suresi, 4)
Ve haklarına müdahale edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır. (Şura Su­resi, 39)
 

- Türk İslam Birliği’nin oluşmasında boşa geçen her gün bir kayıptır, bir zarardır. 
- Hiç gecikme olmaksızın Türk İslam Birliği hemen oluşturulmalıdır. 
- Bütün Türk milleti bu güzel birliği destekliyor ve onaylıyor. 
- Bütün Türk devletleri, İslam ülkeleri bu birliği bir zaruret olarak görüyor. Sevinç­le samimiyetle destekliyor. 
- Amerika’nın, Rusya’nın, Çin’in, Avrupa’nın bütün dünyanın hem maddi hem mane­vi olarak lehine, hayrına olan bu birlik, bütün dünyaya barış, kardeşlik, sevgi ve fe­rahlık getirecektir. 
- Türk İslam Birliği, dünyadaki terörü, karmaşayı, huzursuzluğu, küresel krizi der­hal durduracak yegane çözümdür.
 
Türk-İslam Birliği, bir sevgi birliğidir. Muhabbet birliğidir, gönül birliğidir. Bu birliğin temeli, sevgi, fedakarlık, yardımseverlik, merhamet, hoşgörü, anlayış ve uzlaşıdır. Ayrıca insana saygı, sanatta, bilimde ve teknolojide en yüksek noktaya ulaşmak birliğin hedefidir. Birliğin kurulma­sıyla, sadece Türk toplumları ve Müslümanlar değil, tüm dünya aydınlığa kavuşacaktır.
 
Son dönemlerde yaşanan gelişmeler, Türk-İslam alemi tarafından büyük bir şevk ve heyecanla beklenen Türk-İslam Birliği'nin kurulmasının çok yakın olduğunu göstermektedir. Bu tarihi birli­ğin ilk ve en önemli adımı ise Azerbaycan ve Türkiye'nin iki devlet, tek millet olarak birleşmesi olacaktır. Yakın gelecekte Türkiye süper devlet olarak, Türk-İslam aleminin liderliğini üstlene­cek ve Kafkasya'dan Tanzanya'ya, Fas'tan Fiji'ye uzanan geniş bir coğrafyada, tüm Müslümanla­rı tek bir çatı altında birleştirecektir.
 
Birlik olmak Türk-İslam dünyasına müthiş güç kazandıracaktır. İman edenlerin ittifakını güçlü kılan aslında onların imanları ve ihlaslarıdır. Gerçek dostluk ve ittifak ancak samimi iman ile ku­rulur. Müminler, birbirlerini araya hiçbir çıkar ya da menfaat beklentisi katmadan, halis niyetle ve sadece Allah rızası için sever, Allah rızası için dost olur ve Allah rızası için birlik olurlar. Te­meli dünya üzerindeki en sağlam kaynağa, Allah sevgisine ve Allah korkusuna dayalı olan bu birliğin bozulması, dağılıp yıkılması Allah'ın dilemesi dışında hiçbir şekilde mümkün olmaz.
 
Türk-İslam Birliği Dünyaya Barış Getirecektir
 
Türk-İslam Birliği öncelikle Müslüman ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları çözüp İslam dünyasına sulh getirecek, öte yandan dünya genelinde çatışma ve savaşı kışkırtan her türlü hareketin karşı­sında yer alacak, savaşı körükleyen her türlü girişime karşı engelleyici bir güç olacaktır.
 
Türk İslam Birliğinin kurulmasıyla, Amerika, Avrupa, Çin, Rusya, İsrail kısaca tüm dünya rahat­layacaktır. Terör sorunu son bulacak, hammadde kaynaklarına ulaşım garanti altına alınacak, ekonomik ve sosyal düzen korunacak, kültürel çatışma tamamen ortadan kalkacaktır. Amerika askerlerini topraklarından binlerce kilometre uzağa göndermek zorunda kalmayacak, İsrail du­varlar arkasında yaşamayacak, Avrupa Birliği ülkeleri ekonomik herhangi bir engelle karşılaşma­yacak, Rusya güvenlik endişesi duymayacak, Çin hammadde sıkıntısı çekmeyecektir. 
 
Avrupa Birliği’nin terör endişesinden kurtulması onlar için çok büyük bir nimet ve lükstür. Türk-İslam Birliği, bunu sağlayacak kesin çözümdür. İslam âleminde ki bütün çilelerin, bütün kargaşanın bitmesi de Türk İslam Birliği ile mümkündür. Türk Devletler bu vesileyle, Avrupa ayarında hatta onu da geçen büyük bir medeniyet hamlesi yapabilirler. Çünkü Türk Devletleri potansiyel yönden çok zengin bir coğrafyadır. Türk İslam Birliği bu bölgeye büyük bir zengin­lik, bereket, huzur ve kalite getirecektir. 
 
Türk İslam Birliği, Küresel Ekonomik Krizi Durduracak Yegane Çözümdür
 
Türk-İslam Birliği ticareti canlandıracak, ekonomiyi güçlendirecektir. Ekonomide, siyasi alanda ve kültürel sahada Müslüman ülkeler arasında gerçekleştirilecek bir bütünlük, geri kalmış olanla­rın hızla ilerlemesine, gerekli imkana ve alt yapıya sahip olanların bunları en verimli şekilde kul­lanabilmelerine olanak tanıyacaktır. Ekonomik büyüme, bilim ve teknolojiye yapılacak yatırımla­rı artıracaktır. Ekonominin gelişimi ile birlikte eğitim seviyesinde de doğal bir yükselme olacak, toplum çok yönlü gelişecektir. 
 
Türk-İslam Birliği, Müslüman alemini de kalkındıracaktır. Oluşturulacak İslam ortak pazarı saye­sinde, bir ülkede üretilen ürünler, gümrük, kota gibi sınırsal engellere takılmadan bir diğer ülke­de kolaylıkla pazarlanabilecektir. Ticaret alanı genişleyecek, tüm Müslüman ülkelerin pazar payı artacak, ihracat gelişecek, bu, Müslüman ülkelerdeki sanayileşme sürecini hızlandıracak, ekono­mide sağlanacak kalkınma ile teknolojide de gelişme yaşanacaktır.
 
Türk-İslam Birliği'nin tesis edilmesiyle enerji kaynakları da güvence altına alınacaktır. Türk-İs­lam Birliği'yle zengin yer altı kaynaklarının bulunduğu bölgelere istikrar ve barış hakim olacak, buralarda demokratik sistem en düzgün şekilde işleyecektir. Böylece bu kaynakların en verimli şekilde kullanılmasında ve kaynakların değerlendirilmesinde İslam ülkelerinin olduğu kadar di­ğer toplumların da hiçbir zarar görmeyeceği bir model oluşacaktır. Bu da, başta petrol üretimi ve fiyatları olmak üzere dünya ekonomik dengeleri açısından son derece önemli olan hususlar­da, istikrarlı ve dengeli bir siyaset izlenmesini sağlayacaktır.
 
Ekonomisi güçlü bir Türk-İslam alemi, Batı dünyası ve diğer toplumlar için de önemli bir refah kaynağı olacaktır. Bu toplumlar karşılarında güven içinde, tedirginlik duymadan iş birliği yapabi­lecekleri, ticari faaliyet içinde olabilecekleri bir güç bulacaklardır. Ayrıca Batılı kurum ve kuruluş­ların sürekli olarak bu bölgelerin kalkınması için aktardıkları fonlara da gerek kalmayacak, bu fonlar dünya ekonomisinin güçlenmesi için kullanılacaktır.
 
Bu doğrultuda Türk milletine çok büyük görev düşmektedir. Türkiye'nin görevi tüm dünyaya huzur, refah ve bereket getirecek bu Türk-İslam aleminin lideri olma­sıdır. Türk-İslam aleminin liderliği dünya tarihinin en büyük vazifelerinden birisi­dir. TÜRK MİLLETİNİN EN HAYATİ GÖREVLERİNDEN BİRİ BUDUR. Yani Türk Mille­ti olarak görevimiz sadece Türkiye'yi kurtarmak değil bütün Türk-İslam alemini kurtarmak ve dünya barışı ve refahını sağlamaktır.
 
Milli Değerleri Koruma Vakfı Başkanı 
Tarkan Yavaş


18 Ocak 2009 Pazar

3. KALPLER VE SINIRLAR AÇILSIN

Ne Demişti

Denge TV, 3 Temmuz 2008

Adnan Oktar: İslam Birliği bir an önce olmazsa bizi çok büyük sıkıntılar, zorluklar bekliyor gibi görünüyor. Yani Türk İslam Birliği hem Türkiye’nin Türklük aleminin hem İslam aleminin tek kurtuluşudur. Bu konuda gecikme çok büyük sorumluluk getirir. Çok büyük bir vicdani sorumluluk gerektiren bir durumdur bu. Bizi kardeşlerimizden ayırdılar biz Azerbaycan’dan niye ayrı olalım, niye Türkmenistan’dan ayrı olalım, niye Kazakistan’dan ayrı olalım? Yani Konya’dan, İzmir’den biz ayrı oluyor muyuz? Bu ne kadar mantıksızsa o da o kadar mantıksız. Pasaportun, vizenin kalkması gerekir, SINIR KAPILARININ AÇILMASI GEREKİR, hatta Ermenistan, Gürcistan, Litvanya, İsrail içinde bunlar geçerli. Bunların hepsi inşaAllah büyük bir Osmanlı Birliği gibi, güzel bir birlik içerisinde bir Türk İslam Birliği oluşturarak ama modern bir Türk İslam Birliği oluşturarak mutlu, güzel, müreffeh, zengin bir yapıyla inşaAllah neticelendireceğiz.


El Cezire, 8 Aralık 2008

Adnan Oktar: Ama Türk-İslam Birliği oluşturulursa, SINIRLAR AÇILIRSA, İslam ülkeleriyle olan Türk Devletleri’yle olan bağlar güçlendirilirse ve bu dediğim uygulamalar yapılırsa, yani akıl almaz demeyim de, olağanüstü üstü olağanüstü bir zenginlik ve bolluk dönemi başlayacaktır… Bunun için bir an önce girişimde bulunmak lazım, bir an önce gayret etmek lazım, bunu bekletmemek lazım, yani bütün ümmetin ferahlığı, bütün Türk aleminin rahatlığı, bütün insanların rahatlığı ve dünyanın rahatlığı için bu mutlaka şart ve elzem.


Ne Oldu

Yeni Şafak, 26 Aralık 2008



Papa, Ortadoğu'da şiddeti sona erdirmeye yönelik çabaların yoğunlaştırılması çağrısında bulundu. Papa: "KALPLERİN AÇILMASI, DOLAYISIYLA SINIRLARIN DA AÇILMASI İÇİN DUA EDİN" dedi. St Pierre Kilisesinde binlerce kişiye hitap eden Papa, İsrail ve Filistinlilerin birbirlerini anlamaya çalışması gerektiğini söyledi.

2. BORÇLULARA AF HÜKÜMETİN GÜNDEMİNDE


Ne Demişti

El Cezire, 13 Aralık 2008

Adnan Oktar: ... BORÇLU OLANLARIN BORÇLARINI AFFETMELERİ, çünkü Kuran’da borcun affedilmesi bir ibadet olarak belirtiliyor, yani illa borcu öde diye fakir insanların yakasına yapışılması doğru değil, bundan vazgeçilmesi lazım. Vergi affı getirilmesi gerekiyor ve vergilerin iyice düşürülmesi gerekiyor, bu piyasayı çok çok canlandırır.


Ne Oldu

Radikal Gazetesi, 29 Aralık 2008
Kredi kartı borcu olanlar için sicil affı çıkarılacak.Sanayi Bakanı Çağlayan,"Düzenleme hazır" dedi.

17 Ocak 2009 Cumartesi

1. ESNAF, HALKI ALIŞVERİŞE DAVET ETTİ

Ne Demişti

Maraş Aksu TV, 20 Kasım 2008


Adnan Oktar: Allah’a tevekkülsüzlük insanları korkuya itiyor, korkuya itince insanlar parayı tutuyorlar, parayı tutunca ve HİÇBİR ŞEY ALMAYINCA PİYASADA DURGUNLUK MEYDANA GELİYOR, durgunluk meydana gelince fabrikalar kapanıyor, fabrikalar kapanınca mal arzı olmuyor, mal olmayınca da kıtlık oluyor.


El Cezire TV, 13 Aralık 2008

Adnan Oktar: FAKİR HALKA MAAŞLARINA ZAM YAPARAK ALIŞVERİŞİ ARTTIRMAK MÜMKÜN OLABİLİR, yani piyasa hareketlendirebilinir, yani sanayi tesislerine, işletmecilere para aktarımı değil de, özellikle lüks üretim yapan yerlere para aktarımı değil de, halka para aktarımı daha doğru olur, yani fakir halka para aktarımı daha doğru olur. Tabi Müslümanların görevi de zekat, sadakada daha titiz olmaları, bol bol kardeşlerine kendi imkanlarını dağıtmaları, onlara malla, parayla, yiyecekle bol bol yardım etmeleri, borçlu olanların borçlarını affetmeleri, çünkü Kuran’da borcun affedilmesi bir ibadet olarak belirtiliyor, yani illa borcu öde diye fakir insanların yakasına yapışılması doğru değil, bundan vazgeçilmesi lazım.

Ne Oldu


Yeni Asya Gazetesi, 31 Aralık 2008


AESOB Başkanı Orhan Tolunay şunları kaydetti: "Vatandaşlarımız ihtiyaçlarını ertelememeli. EKONOMİYİ CANLI TUTMAK GEREKİR… VATANDAŞIMIZ GÜÇLERİ ORANINDA ALIŞ VERİŞ YAPMALI. PİYASALARDAKİ DURGUNLUK KRİZİ TETİKLEYECEK. Vatandaşlarımızın alım güçleri oranında çarşılara inmelerini, ihtiyaçlarını almalarını istiyoruz."

13 Ocak 2009 Salı

ARAMIZDA SINIR DEĞİL, BİRLİK OLSUN

ARAMIZDA SINIR DEĞİL, BİRLİK OLSUN

Ne Demişti

Ne Oldu


Çay TV, 23 Temmuz 2008

Adnan Oktar: Herkes Avrupa Birliği’ni son derece makul görüyor. Akdeniz Birliği’ni çok makul görüyor. Fakat öz be öz kardeşimiz olan Türklerin bir araya gelmesini yani şöyle düşünelim Konya, Erzurum, İzmir haşa Allah esirgesin bizden ayrı olsa biz bir gün desek ki bizim birleşmemiz gerekiyor biz kardeşiz nasıl oluyor bu desek bu son derece makul bir şey.

Çay TV: Bu kadar doğal diyorsunuz.

Adnan Oktar: Bu kadar doğal. Dinimiz bir, dilimiz bir, her şeyimiz bir, aynı köklerden geliyoruz, kardeşiz fakat ayrıyız. Bugün Azerbaycan’a desek ki hadi birleşelim. Bir gün düşünmezler kabul ederler. Yani bunun sadece resmi olarak talep edilmesi gerekiyor. Yani iki devlet bir millet olarak, çok rahat birleşebiliriz. Hiçbir engel yok. Kazakistan da öyle, Kırgızistan da öyle, Türkmenistan da öyle, Doğu Türkistan’da öyle hepsi rahatlar ve bu birleşmenin sonucunda İslam alemi de öyle Irak, SURİYE CAN ATIYORLAR TÜRKİYE İLE BİRLEŞMEK İÇİN. Bütün mesele Türkiye’nin bunu açıkça ortaya koymasında yani adı konulması gerekiyor. Sadece talep olması yeterlibuna ait.



MPL TV Satranç Tahtası Programı, 19 Aralık 2008

Adnan Oktar: Bütün bu bölgenin ağabeysiyiz biz, dostuyuz. Hepsi bizim komşumuz, binlerce sene, yüzlerce sene iç içe yaşamışız biz, tamamen suni bir ayrılık var. SINIRLAR AÇILSIN, VİZELER KALKSIN, GÜRÜL GÜRÜL TİCARET YAPALIM, BAĞRIMIZA BASALIM ONLARI, BİR SEVİNÇ OLSUN, BAYRAM OLSUN, BEREKET, BOLLUK BÖYLE HER YERİ BİR SARSIN. Dünya da görsün bu kalleşliğin, egoistliğin, bencilliğin çirkinliğini görsünler, bize özensinler.

Türkiye Gazetesi, 6 Ocak 2009


Suriye Başmüftüsü Ahmed Bedreddin Hassun: "Aramıza sınır koyan güçler, şimdi yeniden ülkelerimizi parçalayıp taksim etmek istiyorlar. Irak'ta Sünni, Şii, Kürt, Keldani ve Türkmen diye halkın arasına nifak sokup bölüyorlar. Daha önce aynı oyunu Lübnan'da da oynadı malum güçler. AMAN DİKKATLİ OLALIM, BİRLİĞİMİZİ ve kimliğimizi MUHAFAZA EDELİM." Diyen Müftü Hassan, ARAMIZDA SINIRLAR HİÇ OLMASIN ÇAĞRISINDA BULUNDU.

Dr. Hassun Türkiye'ye de "Avrupa Birliği'nin kapısını çok fazla zorlamanıza gerek yok. ONLAR DAHA ÇOK SİZE MUHTAÇ VE mutlaka bir gün ayağınıza gelecekler" dedi.

12 Ocak 2009 Pazartesi

KAMİL İMAN SAHİBİ BİR MÜMİN... NASIL BİR ALLAH İNANCINA SAHİPTİR?

  •  Allah'tan başka bir ilah olmadığını,
  • Herşeyi yaratanın ancak Allah olduğunu,
  • Her işi evirip çevirenin Allah olduğunu,
  • Tüm kalplerin ancak Allah'ın kontrolünde olduğunu,
  • Allah'ın herşeyi sarıp kuşatan oluğunu,
  • Kaderi belirleyen olduğunu,
  • Herşeye gücü yeten ve dilediğini yapan olduğunu,
  • Herşeyden haberdar olduğunu ve herşeyi işitip gördüğünü,
  • Herşeyin üzerinde gözetici ve koruyucu olduğunu,
  • Gaybı bildiğini,
  • Hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını ve bütün eksikliklerden uzak olduğunu,
  • Doğurmamış ve doğurulmamış olduğunu,
  • Şaşırmayan ve unutmayan olduğunu,
  • Mülkün tek sahibi olduğunu,
  • Herşeyin tek varisi olduğunu,
  • Daima diri olduğunu,
  • İzzet ve şerefin tek sahibi olduğunu,
  • Daima üstün ve galip gelen olduğunu,
  • En güzel isimlerin sahibi olduğunu,
  • Hüküm ve hikmet sahibi olduğunu,
  • Kullarına şahdamarlarından daha yakın olduğunu,
  • Kalplerinden geçirdikleri en ufak şeyi dahi bildiğini,
  • Gizlinin gizlisini bilen olduğunu,
  • Sonsuz adaletli olduğunu,
  • Merhametlilerin en merhametlisi olduğunu,
  • Kullarına karşı çok bağışlayıcı olduğunu,
  • Kullarını çok seven olduğunu,
  • Tevbeleri kabul eden olduğunu,
  • Samimi duaya karşılık veren olduğunu,
  • İyiliğin ve şükrün karşılığını fazlasıyla veren olduğunu,
  • İnsana herşeyi öğreten olduğunu,
  • Uyarıp korkutan olduğunu,
  • Ölüleri dirilten ve hesap gününü yaratan olduğunu,
  • Dinine yardım edenlere dünyada ve ahirette yardım eden olduğunu,
  • Vaadinin hak olduğunu,
  • İnkarcılar için cehennemi ve müminler için de cenneti yaratan olduğunu bilen bir Allah inancına sahiptir.

    NASIL BİR ALLAH KORKUSUNA SAHİPTİR?

  •  Yalnızca Allah'tan korkup yine yalnızca O'ndan sakınır.
  •  Allah'tan başka hiçbir şeyden korku duymaz.
  •  Allah'tan güç yetirebildiğince çok korkar.
  •  İmanı ve Allah korkusunu kalbe yerleştirenin Allah olduğunu hisseder.
  •  Bu korkuyu sadece zorluk ve çaresizlik anlarında değil, her an yaşar.
  •  Allah'ın sinelerin özünde olanı ve gizlinin gizlisini bilen olduğunu unutmaz.
  •  Kimsenin görmediği yerde de Allah'ın gören olduğunu her an hatırlar.
  •  Hesap vereceğini bilerek hareket eder.
  •  Haram ve helallere titizlik gösterir.
  •  Yaptığı herşeyin temeli bu korku üzerine kuruludur.
  •  Yapılan her işte Allah'a yönelip döner.
  •  Tek cezalandıranın Allah olduğunu bilir.
  •  Allah'ın makamından, tehdidinden ve cehennem azabından korku duyar.
  •  Daha önce gelip geçenlere Allah'ın verdiği azapları unutmaz.
  •  Saygı dolu, içi titreyen ve şiddetli bir Allah korkusuna sahiptir.

    NASIL BİR İMANA SAHİPTİR?
  •  Yalnız Allah korkusuna ve Allah sevgisine dayalı,
  •  Yalnızca Allah'a ibadet ettiren,
  •  Allah'ı herşeyin üzerinde tutmayı sağlayan,
  •  Allah'tan başka İlah aramayan,
  •  Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayan,
  •  Herşeyin Allah'tan olduğunu bilen,
  •  Allah'ın her zaman onun yanında olup, yaptıklarını gördüğünü bilen,
  •  Hayatının her anında asıl hedefini, 'Allah'ın rızasını kazanmak' olarak belirleyen,
  •  Tüm hayatı Allah için yaşamayı gerektiren,
  •  Allah'ın sınırlarını titizlikle korumayı sağlayan,
  •  Allah'ın karşısında acizliğini çok iyi bilmesini sağlayan,
  •  Allah'ın ayetlerine gönülden boyun eğici bir tavır sağlayan,
  •  Sadece Allah'a güvenip dayanmayı sağlayan,
  •  Yardımın ancak Allah'tan olduğunu kavratan,
  •  Daima Allah'ı anmayı sağlayan,
  •  Kuran'a kuvvetle bağlanmayı getiren,
  •  Allah'a asla nankörlük ettirmeyen,
  •  Kıyamet gününe kesin bir bilgiyle iman ettiren,
  •  Ahiretin varlığına kesin olarak inandıran,
  •  Dünya hayatına aldanmayı engelleyen,
  •  Gelecek endişesini ortadan kaldıran,
  •  Her işte bir hayır olduğunu her an hissettiren,
  •  Her işte Allah'a yönelip dönmeyi sağlayan,
  •  Sahip olunan tüm özelliklerin Allah'tan olduğunu unutturmayan,
  •  Allah'a, hükümlerine ve elçilerine gönülden bir itaat sağlayan,
  •  Şeytanın etkisine izin vermeyen,
  •  Her an vicdanın sesiyle hareket etmeyi sağlayan,
  •  Katıksız, sadece Allah'a yönelmiş bir ruh hali veren,
  •  Sadece Allah'ı ve inananları dost edinmeyi sağlayan,
  •  Allah'a yakınlaşmak için çok şiddetli bir çaba harcatan,
  •  Allah'a her an şükredici olmayı sağlayan,
  •  Her güçlüğe sabredebilecek, kesinlikle yılmayan bir kararlılık veren,
  •  Üstün bir ahlak kazandıran,
  •  Gösterilen mümin alametlerinde süreklilik sağlayan,
  •  Takvada yarışıp öne geçiren bir imana sahiptir.

    NASIL BİR KADER ANLAYIŞINA SAHİPTİR?

  •  Herşeyin bir kader ile yaratıldığını,
  •  Doğumdan ölüme kadar her olayı, Allah'ın bir kader üzerine yarattığını,
  •  Her olayın ancak Allah'ın takdir ettiği zamanda gerçekleşeceğini,
  •  Allah'a karşı kalbi tam tatmin bulmuş olarak bağlanmak gerektiğini,
  •  Gönülden boyun eğici olmanın makbul olduğunu,
  •  Allah'ın tüm zamanları tek bir an içinde gördüğünü,
  •  Katıksızca sadece Allah'a teslim olmanın gerekliliğini,
  •  Her ne yaparsa yapsın sonucu belirleyecek olanın Allah olduğunu,
  •  Allah'a tam bir teslimiyet gösterdiği takdirde asla mahzun olmayacağını,
  •  Allah'ın yarattığı her görüntüden razı olması gerektiğini bilir.
  •  Başına gelen herşeyin Allah'tan olduğunu bildiği için;
     
  • heyecana kapılmaz.
  • üzüntü ya da sıkıntıya düşmez.
  • paniğe kapılmaz.
  • umutsuzluğa düşmez.
  • sıkıntı ve stres yaşamaz.
  • endişeli bir ruh haline girmez.
  • kızgınlık duymaz.
  • "keşke" demez.
  • ani ve aşırı tepkiler vermez.
  • ölüm karşısında üzüntü duymaz.
  • elinden gidene ve kendisine isabet edene üzülmez.

    NASIL BİR DÜŞÜNCE YAPISINA VE NASIL BİR AKLA SAHİPTİR?

  •  Kuran'ı gereği gibi, iyice düşünen.
  •  Herşeyi Kuran mantığıyla değerlendiren.
  •  Herşeyi pozitif düşünen.
  •  Vicdanın yönlendirdiği şekilde hareket eden.
  •  Herşeyi kaderde Allah'ın takdir ettiği şekilde meydana geldiğini bilerek düşünen.
  •  Her olayın ardında gizlenen hayır ve hikmeti görmeye çalışan.
  •  Ayakta iken, otururken, yatarken, her an daima Allah'ı düşünen.
  •  Allah'ın varlığını ve yaratışındaki sanatını derin derin düşünen.
  •  Öncelikli olarak Allah'ın dikkat çektiği konuları ve iman hakikatlerini araştırıp, düşünen.
  •  Sorularının cevaplarını sadece Kuran'dan bulan.
  •  Aksamalar karşısında çözümü hep Kuran'da arayan.
  •  Daima dinin lehine düşünen.
  •  Vesvese geldiğinde şeytandan olduğunu düşünüp, Allah'a sığınan.
  •  Müminler hakkında hüsn-ü zanla düşünen.
  •  Başkalarının ihtiyaçlarını düşünebilen.
  •  Aciliyetli konuları tespit edip onlara öncelik verebilen.
  •  Hak ile batıl arasında Kuran'a uygun kıyaslar yapabilen.
  •  Temiz bir akıl ile düşünebilen.
  •  Kendi yaratılışını düşünen.
  •  Kıyameti düşünen.
  •  Hesap gününü düşünen.
  •  Cenneti ve cehennemi düşünüp öğüt alan.
  •  Kendisine yöneltilen öğütleri iyice düşünen.
  •  Kendi nefis muhasebesini iyi yapabilen bir akıl ve düşünce yapısına sahiptir.

    NASIL BİR SEVGİ ANLAYIŞINA SAHİPTİR?

  •  Allah'ı herkesten ve herşeyden fazla sever.
  •  Müminlere olan sevgisi Allah'ın rızasına dayalı bir sevgidir.
  •  En çok sevdiği kişiler, Allah'ın rızasını kazanmaya en çok çaba harcayan, en takva olduğunu umduğu kişilerdir.
  • Dünya hayatının süslerine karşı tutkulu bir sevgi hissetmez.
  •  İşlediği hayırların karşılığında Allah'ın sevgisi dışında hiçbir karşılık beklemez.
  •  Allah'a ve elçisine karşı başkaldıranlara karşı asla bir sevgi duymaz.
  •  Bir şeye karşı duyduğu sevgi ve ihtiyaç, o konuda fedakarlık göstermesini engellemez.

    NASIL VE NELER HAKKINDA KONUŞUR?

  •  Allah'ı en güzel isimleriyle tesbih eder.
  •  Sözün en güzelini söyler.
  •  Gelecekte olacak bir olay için her zaman için "Allah dilerse" anlamındaki "İnşaAllah" kelimesini kullanır.
  •  Allah'ın sanatını yansıtan her güzelliği gördüğünde "MaşaAllah" diyerek Allah'ın şanını yüceltir.
  •  Allah'ın en hoşnut olacağını umduğu sözü söyler.
  •  Konuşmalarında ayetleri hatırlatarak konuşur.
  •  Hikmetli konuşur.
  •  Kısa, özlü ve anlaşılır konuşur.
  •  Boş ve yararsız konuşmalar yapmaz.
  •  İhtiyaca yönelik konuşur.
  •  Yalan söz söylemez.
  •  Anne ve babasına karşı "öf" bile demeyecek kadar saygılı konuşur.
  •  Yumuşak söz söyler.
  •  Konuşmalarıyla karşı tarafa güvenilir olduğunu hissettirir.
  •  Olabildiğince samimi, sade, içinden geldiği gibi konuşur.
  •  Gizli konuşmalardan kaçınır.
  •  Söylediği sözün ne anlama gelebileceğini bilerek ve iyi düşünerek konuşur.
  •  Öğüt vererek konuşur.
  •  Bir eve girdiğinde önce Kuran'da belirtildiği gibi "selam" sözünü söyler.
  •  Cahillerle karşılaştığında onlarla cahilce söze dalmaz, "selam" diyerek geçer.
  •  İftira içeren bir söz söylemez.
  •  Ve bu tarz konuşmalara katılmayarak, onurlu olarak geçer.
  •  İyi ve güzel tavırları teşvik edecek ve kötü davranışlardan kaçındıracak şekilde konuşur.
  •  Sesinde orta bir yol tutar, bağırarak konuşmaz.
  •  Ağzından çıkan her sözden sorumlu olduğunu bilir.
  •  Boş ve gereksiz amaçlar için yemin edip durmaz.
  •  Konuşmalarında kimseyi ayıplayıp, kötülemez.
  •  Dedikodu yapmaz.
  •  Vicdanı harekete geçirecek etkili sözler söyler.

    NASIL VE NELERE DUA EDER?

  •  Herşeyde Allah'a dönüp yönelerek,
  •  Yalnızca Allah'a dua ederek ve yalnızca O'ndan yardım dileyerek,
  •  Allah'ın her duaya icabet eden olduğunu bilerek,
  •  Allah'ın şahdamarından daha yakın olduğunu ve her düşündüğünü anında duyduğunu bilerek,
  •  Allah'ı en güzel isimleriyle tesbih ederek ve bu isimlerinin anlamlarını derin derin düşünerek,
  •  Dua ederken Allah'tan istekte bulunma konusunda sınır koymayarak,
  •  Duanın bir şekli olmadığını, Allah'ın rızasını kazanmak için yapılan her hareketin bir dua olduğunu bilerek,
  •  Dua etmek için özel bir mekan ve yere gerek olmadığını, her zaman, her yerde dua edilebileceğini bilerek,
  •  Allah'a karşı olabilecek en saygılı şekilde dua eder.
  •  Sadece sıkıntı ve ihtiyaç içindeyken değil, bolluk ve nimet içerisindeyken de dua eder.
  •  Dualarının arkasından verilen nimetlere nankörlük etmez.
  •  Duası samimi ve içtendir.
  •  Allah'a yalvara yalvara, için için dua eder.
  •  Gösteriş için dua etmez.
  •  Korku ve umut taşıyarak dua eder.
  •  Kendisi için olduğu kadar hatta daha da fazlasıyla peygamberler ve diğer müminler için de dua eder.
  •  Müminlerin sağlığı, güvenliği, rahatı, zenginliği ve gücü için dua eder.
  •  Allah'a yakınlaşmak, başarılı olmak, din ahlakını en iyi şekilde yaşayabilmek ve güzel ahlakta sabır gösterebilmek için dua eder.
  •  Dünyada ve ahirette Allah'ın en güzelini vermesi, nimetlerini artırması için dua eder.
  •  Hiç kimsenin müminlere zarar verememesi için dua eder.
  •  Kuran'da yer verilen peygamber dualarını kendisine örnek alır.
  •  Dualarının sonunda "gerçekten hamd alemlerin Rabbi olan Allah'ındır" (Yunus Suresi, 10) diyerek Allah'ı tesbih eder.

SAYIN ADNAN OKTAR'IN 7 OCAK 2009 TARİHİNDE KANAL MALATYA'YLA YAPTIĞI CANLI RÖPORTAJDA FİLİSTİN HALKI İÇİN YAPTIĞI DUA


Allah inşaAllah bütün Müslüman alemini birlik ve beraberlik içinde yapsın.

Ve bunu en kısa sürede yapsın inşaAllah. Allah Mehdi'yi zuhur ettirsin. Hz. İsa'yı inşaAllah nuzül ettirsin, Onun nüzulunü çabuklaştırsın. Dünyadaki fitne ve fesadı inşaAllah tamamen kaldırıp Müslümanların adaletini güzelliğini, güzel ahlakını bütün dünyaya göstersin.

Musevi kardeşlerimizi, Hristiyan kardeşlerimizi, bütün Müslüman alemini inşaAllah huzur, barış ve kardeşlik içerisinde birleştirsin Allah. Bütün Müslümanların bu birlik ve beraberliğe uyması için içlerine ilham versin, şiddetle bunu istetsin. Bölünmüşlüğe karşı şiddetle tavır koymalarını sağlasın Allah. Ve birlik ve beraberlik içinde olmak için aşkla şevkle gece gündüz gayret ettirsin Allah. Filistinli kardeşlerimize inşaAllah Allah şehit sevabı versin. Onların inşaAllah şehitlikle ahirete irtihallerini nasib etsin. Hastalara da şifa versin. Onlara Allah tahammül gücü, sabır ve cesaret versin. Zalimlerinde zulmünü Allah tepelerine geçirsin, onları basiretlerini bağlayarak, ferasetlerini bağlayarak, akıllarını bağlayarak, kalplerini bağlayarak, güçlerini bağlayarak, dillerini bağlayarak güçsüz hale getirsin Allah. Ateist siyonistlerin, ateist masonların zulmünü bertaraf etsin. Bütün Müslüman alemine birlik, beraberlik ve kardeşlik içerisinde huzur içinde mutluluk içinde yaşamalarını nasib etsin inşaAllah. Bu güzel çağa, güzel döneme inşaAllah girdik. Muharrem ayındayız inşaAllah. Bu ayın da bereketiyle Allah onu da vesile etsin inşaAllah. Peygamberimizin yolundan bizi ayırmasın. Kuran ahlakından bizleri ayırmasın inşaAllah. Bütün Müslümanlara bereket, huzur, cesaret, itidal, acılara karşı tahammül ve yılmazlık, cesaret, güzel ahlak nasib etsin inşaAllah.

İÇTEN SAMİMİ DUA EDEREK RABBİMİZ'E YÖNELMEK

Dua etmek Allah’ın kullarına lütfettiği çok güzel bir nimet ve çok büyük bir lütuftur. Allah Kuran’da, dua eden kullarının duasına icabet edeceğini bildirerek insanları Kendisi’ne yönelmeye çağırmıştır. Bakara Suresi’nin 186. ayetinde şu şekilde bildirilmektedir:

'Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.'

İnsanların tamamı her şeyleriyle Allah’a muhtaç yaşarlar. Aklı veren, zekayı, gücü, sağlığı, güzelliği, yetenekleri, malı, mülkü kısaca akla gelecek herşeyi insanlara lütfeden yalnızca Yüce Allah’tır. Günlük hayat içinde Allah bir sebeple bu nimet ve güzelliklerden birini eksilttiğinde insan bir anda, Allah'ın lütfetmesi dışında o nimetin var olamayacağını görür ve yalnızca Allah’tan yardım ister. İnsanlar bu tip zor anlarında tüm samimiyetleriyle Allah’a yönelirler ve kendilerine yalnızca Allah’ın yardım edeceğinin şuurunda bir ahlak gösterirler. Bu imanlı insanların doğal ve güzel bir tavrıdır. Ancak insanın zor anlarında olduğu gibi rahatlık dönemindeyken, nimet ve bolluk içindeyken, her istediği elindeyken, sağlıklıyken de Allah’ın büyüklüğünü, azametini herşeye kadir olduğunu düşünmesi ve bu düşüncelerle samimi olarak Allah'a dua etmesi gerekir. Nitekim daha derin düşünen müminler bu önemli gerçeği bilirler ve Allah kendilerini nimet içinde yaşatırken de için için dua ederek Allah’a şükrederler.

Duanın en önemli özelliklerinden biri de, Allah ile kul arasında sıcak bir bağlantı kurmak için bir yol olmasıdır. Allah’a yakınlaşmak isteyen mümin, içinde bulunduğu zor durumları ve isteklerini Allah’a açar. Herşeye güç yetirenin, herşeyi yapanın Allah olduğunu kendisinin ise yalnızca Allah'ın aciz bir kulu olduğunu en derin şekilde hissederek samimiyetle Allah’a yönelir. Böyle samimi ve güzel bir ruh haliyle dua eden kullarının dualarına Allah inşaAllah icabet edeceğini bildirmiştir. Allah Kuran’da Kendisi’ne içten bir kalple yönelerek dua edilmesini şöyle bildirmiştir:

Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez. (A’raf Suresi, 55)

Mümin dua ederken ayrıca, istediği her türlü imkan ve nimetin Allah’a ait nimetler olduğunu bilerek dua eder. Zenginlik istiyorsa gerçekte bunun Allah’ın zenginliği olduğunu bilerek, akıl istiyorsa bunun Allah’ın sonsuz aklının bir tecellisi olduğunu bilerek Allah’tan talep eder. Bu yüzden de Allah’a gönülden yönelen müminler, ‘Allah’ım tecellin olarak bizi zengin et” derler. Ya da insanlara güzel ahlakı tebliğ edenin ve kalplerinde etki oluşturacak olanın Allah olduğunu bilerek, “Ya Rabbim tebliğini arttır bize bunu göster, bizde bunu tecelli ettir” diye dua ederler.

Mümin dua ederken sürekli olarak Allah'ın yarattığı mükemmel kadere teslimiyet ruhu içerisindedir. Örneğin ciddi bir hastalığı olan mümin Allah’tan şifa ister. Sağlıklı olup Allah’a hizmet etmeyi ve iyileşmeyi Allah’tan umar. Ancak Allah, bir hikmet üzerine şifa nasip etmezse, bu durumda mümin Allah’ın yarattığı kadere en güzel şekilde razı olur. Allah’ın yarattıklarında mutlaka hayır görür. Allah’ın hastalıkla kendisini denediğini, buna sabretmekle ahiretteki hayatının güzelleşebileceğini, cennete girmeyi layık olabileceği üstün bir ahlaka erişebileceğinin ümidi içerisinde olur. Allah’ın bu hastalıkla kendisini derinleştirdiğini, olgunlaştırdığını, dünya hayatından uzaklaştırarak yalnızca ahiretteki sonsuz hayata yönelttiğini düşünür ve her zaman şükür halinde yaşar.