18 Mart 2008 Salı

Kazakistan da Neler Oluyor.com

KAZAKİSTAN CUMHURBAŞKANI SN. NURSULTAN NAZARBAYEV'İ HUKUKSUZLUK VE ZORBALIKLARA MÜDAHALEYE ÇAĞIRIYORUZ

TÜRK İŞ ADAMLARINA YÖNELİK
BASKILAR VE SALDIRILAR DURDURULMALIDIR

- Gazeteci-Yazar Hasan Cemal'in "…Demokrasi ve hukuk devleti hak getire, rüşvet ve yolsuzluk çıtası fena halde yüksek..." (Milliyet, 10 Nisan 2002) ifadeleriyle tanımladığı Kazakistan, Kazak mafyasının günden güne kontrolünü daha da arttırdığı, hukukun hiçe sayıldığı bir ülke haline gelmiştir.

- Kazakistan'daki mafya yapılanmalarının, başta Türk şirketleri olmak üzere Kazakistan'da yatırım yapan yabancı firmaları hedef alan saldırıları çok vahim boyutlara ulaşmıştır. Gasp, darp, silahlı baskın, zorla alıkoyma gibi zorbaca yöntemler kullanılarak, yabancı yatırımcılar Kazakistan'dan uzaklaştırılmaya çalışılmaktadır.

- Kazak mafyası, ülkeyi yabancı şirketler için yatırım yapılabilecek bir yer olmaktan çıkararak, sanayi ve ticarette tekel olmayı hedeflemektedir. Bu nedenle ülkedeki pek çok yabancı yatırımcı, baskı, tehdit ve şantaja maruz bırakılarak Kazakistan'daki yatırımlarından vazgeçmeye zorlanmaktadır.

- Son birkaç yıldır ekonomisi zaten darboğazda olan Kazakistan Devleti, mafyanın günden güne artan etkinliği ve faaliyetleri sebebiyle iktisadi açıdan büyük bir çöküşe doğru sürüklenmektedir.

- Ülkenin demokratikleşme süreci Kazak mafyası nedeniyle geriye doğru işlemekte, Kazakistan günden güne despot mafya liderlerinin hüküm sürdüğü bir orta çağ devleti haline dönüşmektedir. Ülkenin dünya kamuoyundaki itibari ciddi anlamda zedelenmiştir. Bunun en büyük göstergesi “Kazakistan'da Sıkıntılı Dönem Başlıyor” (http://www.dunyabulteni.net/news_detail.php?id=34087) gibi başlıklarla basına da yansıdığı gibi uluslar arası şirketlerin paralarını Kazakistan'dan çekmesidir.

- Kazakistan'da, bazı mafya yapılanmalarının son derece planlı ve organize şekilde yürüttükleri bu faaliyetler artık iyice aleniyet kazanmıştır. Ülkede pasaportlara el koymak, firma görevlilerini rehin almak, işyeri mühürlemek, makinelere el koymak, anlaşmalarla belirlenmiş hak edişleri ödememek, ölümle tehdit etmek gibi yöntemler adeta günlük hayatın bir parçası haline gelmiştir.

Gece saat 10.00'dan sonra sokağa çıkmanın çok tehlikeli olduğu, ekonomik kriz nedeniyle hırsızlık ve gaspın sıradan olaylar haline geldiği Kazakistan'da, şantiyelerdeki güvenlik görevlileri geceleri kamyonlarla inşaat malzemeleri çalmaktadır. Hiçbir devlet dairesi rüşvet almadan iş yapmamakta, devlet ihalelerinde bile rüşvet vermeden hak edişlerin alınması mümkün olmamaktadır.

Ülkede faaliyet gösteren pek çok yabancı şirketi tedirgin eden bu durum kısa dönemde, Kazakistan'ın adının "can güvenliği riski taşıyan ülkeler" arasında anılmasına sebep olacak kadar ciddi boyuta ulaşmıştır. Ülkede faaliyet gösteren yabancı işadamları ciddi tehlike içindedir.

Son olarak yaşanan bir olayda, Kazakistan'ın Alma Ata şehrinde faaliyet gösteren BN-Pegasus yetkililerinden Tahsin Akkaş, bazı hukukdışı uygulamalara maruz bırakılmıştır. Kazakistan başta olmak üzere yurt dışında pek çok başarılı projelere imza atmış, iş çevrelerinde sevilen bir işadamı ve mimar olan Tahsin Akkaş, 11 Mart 2008 tarihinde hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın gözaltına alınmıştır. Gözaltı süresince çeşitli tehditlere maruz bırakılan Tahsin Akkaş, serbest bırakılır bırakılmaz Türk Büyükelçiliği'ne sığınmıştır. Tahsin Akkaş, Büyükelçilik kapısında bekleyen silahlı kalabalık bir grup sebebiyle saatlerce dışarıya çıkamamış, tam bir hukuk skandalı yaşanmıştır. Halen Kazakistan Devlet Başkanı'nın kardeşi ile evli olan Mayra Nazarbayeva'nın talimatıyla hareket ettiği bilinen Edgar Salduzi'nin bu olayda birinci dereceden rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine Mayra Nazarbayeva ile temasa geçilmiş ve yazılı bir anlaşma ile mutabakat sağlanmış, böylece Tahsin Akkaş'ın can güvenliği bir ölçüde sağlanmıştır. Tahsin Akkaş bu anlaşmaya istinaden, sığındığı Türk Büyükelçiliği'nden çıkmış, ancak can güvenliği endişesiyle evine gidememiştir. Anlaşmada mutabık kalınan hususlar 13 Mart gününde yine çiğnenmiş, Tahsin Akkaş sebepsiz yere yine emniyete götürülmek istenmiştir.

Hiçbir anlaşmanın ve hukuk kuralının dikkate alınmadığı bu süreçte adeta esir muamelesi gören arkadaşımız Tahsin Akkaş'ın can güvenliği konusunda ciddi endişelerimiz bulunmaktadır. Tamamen hukuk dışı olarak sürdürülen bu uygulamaların önüne geçilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını, Kazakistan Devlet Başkanı Sayın Nursultan Nazarbayev'den talep ediyoruz.

Tahsin Akkaş'ın Alma Ata'da BN Pegasus bünyesinde göreve başlamasından önce Ocak 2008'de, BN Pegasus Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Seçim Köse'ye ve şirket bünyesindeki Türk işçilere de saldırılarda bulunulmuş ve bu saldırıların arkasında aynı ismin olduğu ortaya çıkmıştır. Söz konusu saldırıda Seçim Köse ve çok sayıda işçisi yaralanmıştır. Bu saldırılar “Kazak Vahşeti Hortladı” ve benzeri başlıklarla basınımıza da yansımıştır.

Daha önce ENKA gibi başka Türk şirketlerine de saldırılarda bulunulan Kazakistan'da, bu gibi hukuksuz uygulamalar günlük hayatın bir parçası haline gelmiştir. ENKA Holding işçilerine Ekim 2006'da yapılan saldırılar hakkındaki gazete haberleri olayın vahametini ortaya koymaktadır:

"Kazakistan'da ENKA Holding'in şantiyesinde Kazak işçilerin saldırısına uğrayan Türk işçilerden bir grup yaralı özel uçakla Sabiha Gökçen Hava Limanı"na indi. Dehşet anını anlatan yaralı işçiler, "Bu bir katliamdı. Bizi öldürmek için her yolu denediler." İşçiler, Türk işçilere karşı olan planlı mafya türü bu saldırıda kayıp arkadaşları olduğunu söylediler. Kazakların, bazı arkadaşlarını vinçlere astıklarını, kapılarını açamadıkları konteynırların içine propan gazı sıktıklarını, konteynırları ateşe verdiklerini anlatan yaralı işçiler, hiçbir yetkilinin kendileriyle ilgilenmediğini ve can güvenliklerinin olmadığını söylediler." (24 Ekim 2006 tarihli Milliyet ve Akşam)

Kazak yönetimine yakın olmayı, Kazakistan milli menfaatlerine aykırı davranmak için ruhsat olarak kullanan kimselerin varlığı son derece tehlikelidir. Çünkü Kazak resmi makamlarının bilgisi dışında faaliyet gösteren bu gibi kimseler sadece bu ülkede ticari faaliyet yürüten şirketleri değil bizzat Kazakistan'ın iç güvenliğini tehdit eder hale gelmişlerdir. Kazakistan'ı bir mafya ülkesine dönüştürme sevdasında olan bu gibi odaklara karşı gerekli tedbirlerin alınmaması halinde ülkenin büyük bir kaosa sürükleneceğine kuşku yoktur.

Tüm bu konulara Kazakistan resmi birimlerinin ve özellikle Devlet Başkanı Sayın Nazarbayev'in ivedilikle el koyması ve gerekli tedbirleri alması elzemdir. Aksi halde ekonomik açıdan zor günler geçiren kardeş Kazakistan Devleti, yabancı yatırımcıların tamamen ülkeden çekilmesi sebebiyle büyük bir ekonomik buhranla karşı karşıya kalacaktır.

Erol Şimşek (BN Pegasus Yönetim Kurulu Üyesi)