28 Kasım 2007 Çarşamba

Darwin’in Teorisini Çöpe Atan Harun Yahya - 29.10.2007 İsviçre/Le Courrier


İsviçre, Cenevre'de basılan günlük gazete Le Courrier, 29 Ekim 2007 tarihli sayısında Sayın Adnan Oktar'dan "Evrimi reddeden ve Darwin’in teorisini çöpe atan Harun Yahya" olarak bahsetti. Söz konusu haberde, yaratılışçılığın Sünni Müslüman çevrede etkili bir şekilde yayılmasının, bu senenin en şaşırtıcı olaylarından biri olduğu ifade edildi. Bu gelişmenin sebebi olarak gösterilen Adnan Oktar'la ilgili şöyle bildirildi:
... Harun Yahya müstear isimli Türk bir yazar, Yaratılış Atlası isimli lüks ve son derece ağır eserinin yüklü miktarda dağıtımını gerçekleştirerek bir anda ün kazandı. Pek çok dile çevrilmiş olan eser, Amerika ve Avrupa’da sayısız lise ve üniversiteye taahhütlü ekspres paket şeklinde ulaştı. Hiç şüphesiz eğer Harun Yahya'nın... Arap ve Müslüman ülkelerdeki okullarda, komünizm ve Nazizmin kaynağı olarak gösterdiği Darwinizm'i ve evrim eğitimini, biyoloji derslerinden çıkarttırmaktaki azmi olmasaydı, böylesine tanınmış bir kişi olmazdı.



Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır. (Maide Suresi, 8)

Allah adalet yapanların en hayırlısıdır. O'nun düzeni tüm kainatı kuşatmıştır. O, adaletini dünyada ve ahirette kullarına gösterecektir. Herşeyi hakkıyla gören, herşeyin içini dışını bilen, herşeyden haberdar olan Allah'ın tüm işleri hikmetli ve adaletlidir.

İnsanların yaşamları boyunca işledikleri tüm fiiller muhakkak Allah'ın adaletine göre değerlendirilecektir. Zulüm yapanların zulümlerinin elbette karşılıksız kalmayacağını, iyi tek bir sözün bile mükafatının verileceğini, Allah Kuran'da bize haber vermektedir. Tüm bunların adilce değerlendirileceği yer ahirettir; Allah'ın sonsuz adaletinin tecelli edeceği yer...

Dünya hayatında inkarcıların peygamberlere ve müminlere çıkardıkları zorluklar, attıkları iftiralar, işledikleri günahlar elbette karşılıksız kar kalmayacaktır. Müminlerin cennetteki derecelerini yükselten tüm bu zorluklar, inkarcıların da cehennemin en alt tabakalarında bulunmalarına vesile olacaktır. Allah hesap gününde son derece duyarlı terazilerle hiç kimseyi haksızlığa uğratmayacak, dünyada onlara verdiği sürenin sonunda sonsuz adaletine uygun olarak hesabını çok seri olarak görecektir. Şüphesiz Allah herşeyi bilen ve vaadine en sadık olandır. İnsanlar dünyada yaptıklarının karşılığını ahirette muhakkak göreceklerdir. Böylece inkarcılar, içinde yaşadıkları inkarın, en acı şekilde karşılığını bulacak, Allah'a imanlarında ve bağlılıklarında kararlı olanlar ise yaptıklarının karşılığını en güzeliyle muhakkak Allah'tan alacaklardır. Ayette şöyle buyrulur:

Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah'a biat etmişlerdir. Allah'ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Şu halde, kim ahdini bozarsa, artık o, ancak kendi aleyhine ahdini bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahdine vefa gösterirse, artık O da, ona büyük bir ecir verecektir. (Fetih Suresi, 10)

Ancak burada üzerinde önemle düşünülmesi gereken bir nokta vardır. Allah'ın adaletini düşünürken kesinlikle bir insanın adalet anlayışıyla kıyaslama yapılmamalıdır. Çünkü inkar eden bir insan isteklerine ve zaaflarına uyabilir, adaleti gözetirken duygusallığa kapılabilir, bir konu hakkında yanlış hükümler verebilir ve yapılanları unutabilir. En önemlisi de karşısındakinin içinden geçirdiklerini bilmesi mümkün değildir. Allah ise asla yanılmaz ve asla unutmaz. Her insan için onun her hareketini gözetleyen ve kaydeden melekler tayin etmiştir. Bu melekler insanların hem içinden geçeni, hem de tüm eylemlerini yazarlar. Sonuç olarak Allah insanın ruhuna tamamıyla hakimdir. En adaletli hüküm verecek olan da Rabbimiz'dir. İsra Suresi'nin 71. ayetinde, Allah'ın sonsuz adalet sahibi olduğu şöyle haber verilmektedir:

Her insan-grubunu imamlarıyla çağıracağımız gün, artık kimin kitabı sağ eline verilirse, onlar kitaplarını okuyacaklar ve onlar, bir 'hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar' bile haksızlığa uğratılmazlar. (İsra Suresi, 71)

Yapılan tüm kötülüklerin, inananların aleyhine kurulan örgütlenmelerin, hazırlanan tuzakların karşılığı en küçük ayrıntısına kadar ahirette verilecektir. Allah inkarcılara, dünya hayatında aslında yalnızca onların kötülüklerini artırmaya neden olacak mal, mülk, zenginlik ve bunun gibi birçok imkan verebilir. Allah ayetlerinde bunlara aldanılmaması gerektiğini bildirmiştir. Çünkü kısacık dünya hayatının karının, ahirettekinin yanında hiçbir anlam ve öneme sahip olmadığı şüphe götürmez bir gerçektir. Hele sonsuz bir cehennem inkarcılara gittikçe yaklaşıyorken...

Asıl yurt olan ahirette her nefis yaptıklarını karşısında hazır bulacaktır. Allah sonsuz adaletinin tecellisini kullarına, cennetinde ve cehenneminde sonsuza kadar gösterecektir. Allah en sonunda Kendisi'ne inananlarla inanmayanların arasını hak ile ayıracaktır.

Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. (Mümtehine Suresi, 8)

Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor!.. Doğrusu Allah, işitendir, görendir. (Nisa Suresi, 58)

Onlar, yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiçbir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz, Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever. (Maide Suresi, 42)

De ki: "Rabbimiz (kıyamet günü) bizi birarada toplayacak, sonra da hak ile aramızı ayıracaktır. O, (gerçek hükmünü vererek hak ile batılın arasını) açandır, (herşeyi hakkıyla) bilendir. (Sebe Suresi, 26)


"EN GÜZEL İSİMLER ALLAH'INDIR"
www.Allahinisimleri.net

26 Kasım 2007 Pazartesi


22 Kasım 2007 Perşembe

CEBBAR

Dilediğini Zorla Yaptırmaya Muktedir Olan


O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Melik'tir; Kuddus'tur; Selam'dır; Mü'min'dir; Müheymin'dir; Aziz'dir; Cebbar'dır; Mütekebbir'dir. Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok yücedir. (Haşr Suresi, 23)


Allah'a karşı büyüklenmenin, O'na teslim olmamanın altında, insanın kendisini Allah'tan bağımsız bir varlık olarak görüp, sahip olduğu bazı özelliklerin kendinden kaynaklandığını zannetmesi, dolayısıyla kendine bir "benlik" vermesi yatar. Halbuki bu, son derece çarpık bir mantıktır. İnsan biraz durup düşünse, bu dünyaya kendi iradesiyle gelmediğini, hayatının ne zaman son bulacağını bilmediğini, sahip olduğu fiziksel özelliklerin kendi seçimiyle kendisine verilmediğini rahatlıkla görebilir. Kendi bedeni de dahil olmak üzere sahip olduğu herşeyin geçici olduğunu ve sonunda yok olacağını anlar. Tüm bunlar insanın tümüyle aciz olduğunun, hiçbir şeyin gerçekte kendisine ait ve kendi kontrolü dahilinde olmadığının açık delilleridir. Eğer biraz daha düşünürse, bu delillerin sayısız olduğunu görebilir.

Bütün bu gerçekler karşısında insanın, kendisini yaratan Rabbimize karşı büyüklenmeye kalkmasının ne kadar akılsızca bir tavır olacağı ortadadır.

Oysa insanın Allah'ın büyüklüğünü, herşeyi yoktan var ettiğini, insanların sahip oldukları bütün imkan ve özellikleri verenin Allah olduğunu, dilediği anda da hepsini geri alabileceğini, tüm canlıların ölümlü olduğunu, tek baki kalacak olanın Allah olduğunu kabul edip, gerçek sahibine teslim olması gerekir. Çünkü Allah, Kendisi'ne karşı haksız yere büyüklenen, aczini bilmeyen ve yüz çeviren herkese dilediği zaman zorla boyun eğdirmeye güç yetirendir.

Kuran'da sahip olduğu şeylerden dolayı kibirlenen ve sonunda da Allah'ın Cebbar sıfatıyla acizliklerini gören ve hatalarını ikrar eden bahçe sahiplerinin durumu ibret olarak anlatılmıştır. Ertesi gün bahçelerini erkenden devşireceklerine dair and içen bahçe sahiplerinin başlarına gelenler şöyle bildirilmiştir:

... Uyuyorlarken, Rabbin tarafından dolaşıp gelen bir bela onun üstünü sarıp-kuşatıverdi. Sonunda (bahçe) kökünden kuruyup-kapkara kesildi. (Kalem Suresi, 19-20)

Ama onu görünce: "Muhakkak biz (gideceğimiz yeri) şaşırmışız" dediler.

"Hayır, biz (herşeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık."

(İçlerinde) Mutedil olan biri dedi ki: "Ben size dememiş miydim? (Allah'ı) Tesbih edip yüceltmeniz gerekmez miydi?"

Dediler ki: "Rabbimiz seni tesbih eder, yüceltiriz; gerçekten bizler zalim imişiz."

Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamaya başladılar.

"Yazıklar bize, gerçekten bizler azgınmışız" dediler.

"Belki Rabbimiz, onun yerine daha hayırlısını verir; şüphesiz biz, yalnızca Rabbimize rağbet eden kimseleriz."

İşte azab böyledir. Ahiret azabı ise, muhakkak çok daha büyüktür; bir bilseler. (Kalem Suresi, 26-33)


"EN GÜZEL İSİMLER ALLAH'INDIR"
www.Allahinisimleri.net

20 Kasım 2007 Salı

BEKLENEN MEHTİ VE HZ. İSA

http://www.beklenenmehdiveisa.com/



  • Hz. İsa'nın Hayatı
  • Hz. İsa'nın Üstün Ahlak Özellikleri
  • Kuran'da Hz. İsa'nın Allah Katına Yükselişi
  • Hz. İsa'nın İkinci Kez Gelişine Dair Kuran'dan Deliller
  • Hz. İsa'nın İkinci Kez Gelişine Dair Hadislerden Deliller
  • Bediüzzaman Said Nursi Müslümanları
  • Hz. İsa'nın Gelişi ile Müjdelemiştir
  • İncil ve Tevrat'ta Hz. İsa'nın Yeryüzüne Dönüş
  • Zorluk İçindeki Kavimlerin Kurtarıcı İstemeleri
  • Hz. İsa'nın Yeryüzüne Dönüş Zamanı
  • Hz. İsa'yı Nasıl Tanıyabiliriz?
  • Hz. İsa'yı En Güzel Şekilde Karşılamak





  • Mehdilik ne demektir?
  • Peygamberimizin, Mehdiyet konusuna Kuran'da işaret olduğunu bildiren çeşitli hadisleri vardır
  • Kuran'da ahir zamana ve Mehdi'ye işaret eden ayetler
  • Peygamberimizin açıkladığı alametler birbiri ardınca ve belirtildiği biçimde içinde bulunduğumuz çağda yaşanmaktadır
  • Mehdi'nin gelişinde şüphe yoktur
  • Mehdi'nin çıkış alametleri
  • Peygamberimiz Mehdi'nin çıkışını ve Altınçağ'ı müjdelemiştir
  • Mehdi'nin Çeşitli Özellikleri
  • Mehdi'nin Fiziksel Özellikleri
  • Mehdi'nin Çıkış Zamanı
  • Mehdi Hakkındaki Çeşitli Konular
  • Risale-i Nur Külliyatinda Mehdi
  • Hz. İsa Aleyhisselam ve Mehdi
  • Çeşitli Kaynaklarda Mehdi ile İlgili Rivayetler
  • Şairlerin Şiirlerinde Mehdi

TARİHİN EN KAPSAMLI YALANI: DARWINİZM

19 Kasım 2007 Pazartesi

DARWİN NEDEN YANILDI.COM




Darwinizm'in bilim karşısındaki yenilgisi, üç temel başlıkta incelenebilir:

1) Teori, hayatın yeryüzünde ilk kez nasıl ortaya çıktığını asla açıklayamamaktadır.

2) Teorinin öne sürdüğü "evrim mekanizmaları", gerçekte hiç bir evrimleştirici etkiye sahip değildir.

3) Fosil kayıtları, evrim teorisinin öngörülerinin tam aksine bir tablo ortaya koymaktadır.


Göz Kamaştırıcı Bir Kitap: Yaratılış Atlası - 12.10.2007 ABD/The Huntsville Times


ABD'nin Alabama eyaletinde basılan günlük gazete The Huntsville Times, 12 Ekim 2007 tarihli baskısında Yaratılış Atlası ile ilgili şu satırlara yer verdi:

Yaratılış Atlası, Cilt 1, Harun Yahya

Bu göz kamaştırıcı, büyük boyutlardaki kitap, birbiri ardınca sayfalarda, milyonlarca yıllık fosillerin renkli fotoğrafları ile, hiç değişmemiş bugün yaşayan örneklerinin resimlerini yan yana sunuyor.

Evrimci teorilere karşı Müslüman bakış açısıyla yapılan bir saldırı olan bu kitap, modern evrimci görüşleri şüpheyle öğreten her öğretmen veya dini lider tarafından kullanılabilir.

Kitap DVD şeklinde bir belgeselle birlikte sunuluyor: “Fosiller Evrimi Yalanlıyor

Gerçek adı Adnan Oktar olan Yahya, herhangi bir “ara-geçiş” hayvanına ait fosilin hiçbir zaman bulunmadığını göstermek üzere tasarladığı kitabını, yedi ciltlik bir seri olarak planlıyor.

17 Kasım 2007 Cumartesi


Kullarından tevbeyi kabul eden, kötülükleri affeden ve işlediklerinizi bilen O'dur. (Şura Suresi, 25)

İnsan son derece aciz bir varlıktır. Yaşaması için gerekli şartların tümü sağlanmadığı sürece hayatını sürdürmesi mümkün değildir. Ancak tüm bu acizliğine rağmen kendini büyük görme, azgınlaşma ve Allah'a karşı nankörlük etme eğilimi vardır. İnsanın bu özelliği ile ilgili olarak Kuran'da şöyle bildirilmektedir:

Gerçek şu ki, Biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir. (Ahzap Suresi, 72)

Gerçekten insan, Rabbine karşı nankördür. (Adiyat Suresi, 6)

İnsanı yaratan Allah kuşkusuz onun içinde taşıdığı kötülükleri de bilmektedir. İnsanın her an hata yapabileceği, nankörlük, cahillik edebileceği O'nun bilgisi dahilindedir. Ve kuşkusuz O, kullarına karşı son derece şefkatli ve merhametlidir. Bu merhametinden dolayı da insanlar için kurtuluş olacak bir yol göstermiştir; tevbe etmek.

Zalim, cahil ve nankör olan insana nefsindeki bu kötülüklerden korunabilmek ve yaptığı hataları telafi edebilmek için büyük bir imkan verilmiştir. İnsan her türlü kötülüğü işlemiş olabilir, her türlü hataya düşebilir, Allah'a hiç umulmadık şekilde nankörlük etmiş de olabilir. Ancak eğer samimi, Allah'a içten bağlı ve O'nun azaplandırmasından içi titreyerek korkup sakınan bir insansa tevbe eder ve bu şekilde kurtuluş bulur. Zira Allah samimi yapılan tevbeleri kabul edeceğini, Kendisi'nden korkan kullarının kötülüklerini affedeceğini vaat etmiştir.

Kuşkusuz Allah'ın 'Kabil' sıfatı insanlar üzerindeki şefkatinin ve merhametinin açık bir göstergesidir. Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Dileseydi insanların tüm bu yaptıklarının hiçbirini kabul etmezdi. Fakat Allah sonsuz rahmetiyle, insanların bunlara ihtiyaçlarının olduğunu bilmiş ve samimi bir kalple yapılan tevbeleri kabul edeceğini haber vermiştir. Allah bağışlayan olduğunu bir ayette şöyle bildirmektedir:

Onlar bilmiyorlar mı ki, gerçekten Allah kullarından tevbeleri kabul edecek ve sadakaları alacak olan O'dur. Şüphesiz, tevbeleri kabul eden, esirgeyen O'dur. (Tevbe Suresi, 104)

"EN GÜZEL İSİMLER ALLAH'INDIR" 
www.Allahinisimleri.net

KEREVİT



FOSİL NO: SC0823
YAŞ: 95 milyon yıllık
DÖNEM: Kretase
BULUNDUĞU YER: Hakel, Lübnan



95 Milyon yaşındaki kerevitle günümüzdeki kerevitler arasında hiçbir fark yoktur. Aradan geçen 95 milyon yıl boyunca en küçük bir değişime dahi uğramayan bu canlılar, evrimcilerin iddialarının hayal ürünü birer hikaye olduğunu, bilimsel bilgi ve bulguların bu iddiaları desteklemediğini göstermektedir. Darwinistler, materyalist bakış açıları doğrultusunda bazı varsayımlarda bulunmayı ve bu varsayımları Latince kelimelerle, halk tarafından anlaşılması zor bilimsel ifadelerle süsleyip bilimsel bir gerçekmiş gibi sunmayı alışkanlık haline getirmişlerdir. Oysa, evrimin geçersizliğini gösteren kanıtlar son derece açık ve nettir. İlkokul çağındaki bir çocuk tarafından bile kolaylıkla anlaşılabilir. Bu kanıtlardan biri de, fosillerdir. Yüz milyonlarca yıl önce yaşamış canlılarla günümüzdeki örnekleri arasında hiçbir fark olmaması evrim kavramını yerle bir etmektedir.

HZ. SÜLEYMAN’IN BENZERSİZ İKTİDARININ SIRRI

HZ. SÜLEYMAN’IN BENZERSİZ İKTİDARININ SIRRI
 

Hz. Süleyman, Allah’a derin bir sevgi ve bağlılık duyan, O’nu tesbih edip yücelten mübarek bir peygamberimizdir. Rabbimiz bu kutlu şahsa ahiretteki sonsuz güzelliklerin yanı sıra dünyada da eşsiz nimetler vermiş ve kendisine görkemli bir iktidar ve hakimiyet nasip etmiştir. Yazımız boyunca da anlatacağımız gibi Hz. Süleyman’ın Allah’ın izni ile sahip olduğu iktidar, Rabbimiz'in kendisine verdiği nimetler vesilesi ile gerçekleşmiştir. Bu benzersiz hakimiyetin asıl sırrı ise, Hz. Süleyman’ın daima Allah’a yönelmesi ve yaptığı her işi sadece Rabbimiz’in rızası için gerçekleştirmesidir.

Hz. Süleyman’ın Hakimiyetine Vesile Olan Nimetler
Güçlü bir istihbarata ve tarihte eşi olmayan ordulara sahip olması

Süleyman’a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde dağıtıldı.” (Neml Suresi, 17)

Hz. Süleyman, eşi ve benzeri görülmemiş, çok güçlü bir orduya sahipti. Bu ordu, cinlerden, kuşlardan ve insanlardan oluşmaktaydı ve çok güçlü bir istihbarat ıyla desteklenmekteydi.

Ayette Hz. Süleyman’ın tek bir ordusunun değil, ordularının olduğu bildirilmektedir. Bu, onun ordusunun gücünün ve sayıca üstünlüğünün bir ifadesidir.

Hz. Süleyman’ın ordusunun en dikkat çekici yönlerinden biri ise disiplinidir. Cinler, kuşlar ve insanlar gibi üç farklı topluluk aynı ordu içinde, büyük bir uyumla görev almakta, ordudaki düzende en ufak bir aksaklık yaşanmamaktadır.

İsabetli hüküm verme yetkisine sahip olması

Peygamberlerin hayatlarını incelediğimizde verdikleri kararlarda, çeşitli uygulamalarında, konuşmalarında Allah’ın kendilerine lütfettiği üstün bir ilmin getirdiği akıl ve hikmet ıkça görülmektedir. Hz. Süleyman da “Biz bunu (hükmü) Süleyman’a kavrattık, her birine hüküm ve ilim verdik…” (Enbiya Suresi, 79) ayetiyle bildirildiği üzere kendisine hüküm ve ilim verilmiş bir peygamberdir. Yaşadığı süre boyunca aynı babası Hz. Davud gibihak ile hükmetmiş (Sad Suresi, 26), kendisine gelen her türlü anlaşmazlığı en adil şekilde çözüme kavuşturmuştur.

Adalet sisteminin başarıyla yürütülmesi için herşeyden önce adil yöneticilere, adaletle hükmeden iman sahibi insanlara ihtiyaç vardır. Hz. Süleyman’ın dönemi de, Allah’ın “Her ümmetin bir resulü vardır. Onlara resulleri geldiği zaman, aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar zulme uğratılmazlar.” (Yunus Suresi, 47) ayetinde haber verildiği gibi, bu adalet anlayışının gerçek anlamda yaşandığı bir dönemdir. Ayetlerden Hz. Süleyman’ın döneminde adil bir yargılama sistemi olduğu anlaşılmaktadır. Davalara bakan ve adaletle hüküm veren kişiler, Hz. Süleyman ve Hz. Davuddur. (Enbiya Suresi, 78)

Cinleri ve şeytanları kontrol altında tutması

  • Ordusunun cinler ve şeytanlarla desteklenmesi, Hz. Süleyman’a pek çok ıdan üstünlük sağlamıştır. Bu varlıklar insanların yapamadıkları pek çok şeyi kolaylıkla yapabilirler. “...Çünkü o ve taraftarları, (kendilerini göremeyeceğiniz yerden) sizleri görmektedir...” (Araf Suresi, 27) ayetiyle bildirildiği gibi, kendilerini göstermeden insanları görebilirler. Bu özellik, cinlere istihbarat konusunda çok büyük kolaylıklar sağlamaktadır.

  • Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıç olanı. Ve (kötülük yapmamaları için) sağlam kementlerle birbirine bağlanmış diğerlerini.” (Sad Suresi, 37-38) ayetlerinde geçen sağlam kementlerle birbirine bağlanmış” ifadesi, Hz. Süleyman’ın, hizmetine verilmiş olan cin ve şeytanlar üzerinde büyük bir hakimiyetinin olduğuna işaret etmektedir.

  • Bu bilgiler, Hz. Süleyman’ın hakimiyetinin sadece dindar ve teslim olmuş cinleri değil, inkarcıları da kapsadığını ortaya koymaktadır. Bu ayetten Hz. Süleyman’ın şeytanları, şeytanın etkisi altındaki insanları ve dinsiz kimseleri zararsız hale getirdiği anlaşılmaktadır. Dahası onları İslam’a faydalı hale getirmiş, onlara çeşitli görevler vermiştir. (En doğrusunu Allah bilir)

Pek çok canlı ile konuşup anlaşabilmesi

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların konuşma-dili öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür.” (Neml Suresi, 16)

Allah Hz. Süleyman’a kuşların konuşma dilini öğretmiş ve bu üstün ilim sayesinde ordusunda kuşlardan oluşan bir bölük kurmasını sağlamıştır. Hz. Süleymanssasındaki bu bilgiden, bazı önemli sonuçlar çıkmaktadır:

  • Kuşların, diğer insanların duyamadığı özel bir dalga boyunda, kendilerine has bir konuşmaları vardır. Hz. Süleyman kuşların bu farklı frekanslardaki sesli iletişimini anlaması sayesinde onlara çeşitli emirler vermiş, kuşlar da onun bu emirlerini yerine getirmiş olabilirler. (En doğrusunu Allah bilir.)

  • Not: Hz. Süleyman kuşları kimi zaman haber taşımada, kimi zaman da istihbarat toplamada kullanmış ve bu şekilde çok önemli sonuçlar elde etmiştir. Bu ilim, onun diğer ülkelerle iletişimini kolaylaştırmış, çok zor ulaşılabilecek bölgelere rahatlıkla ulaşmasına imkan vermiştir. (En doğrusunu Allah bilir.)

Bazı doğa olaylarının emrine verilmesi

Böylece rüzgarı onun buyruğu altına verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi.” (Sad Suresi, 36)

  • Allah, rüzgarı, Hz. Süleyman’ın emrine vermiş ve çeşitli işlerinde bir araç olarak kullanmasına imkan sağlamıştır. Bu ifadeyle Hz. Süleyman döneminde ve aynı şekilde ahir zamanda rüzgar enerjisinin, teknolojide kullanılacağına işaret ediliyor olabilir.

  • Başka bir ayette yer alan “… sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik)…” (Sebe Suresi, 12) ifadesi ile Hz. Süleyman’ın çeşitli bölgeler arasındazlı bir şekilde hareket ettiğine dikkat çekiliyor olabilir.

  • Not: Hz. Süleyman, kendi döneminde, günümüzdeki uçak teknolojisine benzer bir teknolojiyi kullanıp, rüzgarla hareket eden vasıtalar meydana getirmiş ve bunlar aracılığıyla birbirine uzak mesafelerisa sürede almış olabilir. Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.

Hz. Süleyman’ın Benzersiz İktidarındaki Başka Hikmetler

Kuşkusuz ki Hz. Süleyman’a verilen tüm bu ilim ve nimetler, Hz. Süleyman’ın iktidarında önemli bir yere sahiptir. Ancak önemle belirtilmelidir ki güçlü bir orduya sahip olunması, cin ve şeytanların emrine verilmesi, rüzgarların Hz. Süleyman’a boyun eğmesi ve erimiş bakır madeni gibi ilim ve nimetler ancak birer vesiledir. Kendisine ilim lütfedilen Hz. Süleyman’ın benzersiz iktidarının asıl sırrı; kainattaki tüm ilimlerin, mülkün ve hükmün gerçek sahibinin alemlerin Rabbi Allah olduğunu her zaman bilerek, her işinde daima Allah’a yönelmesi, O’na karşı olan boyun eğici ve teslimiyetli tavrını hayatı boyunca muhafaza etmesidir.

Hz. Süleyman’ın bu örnek tavrı bir ayette şöyle haber verilmiştir:


“Biz Davud'a Süleymanarmağan ettik. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi.” (Sad Suresi, 30)

Hz. Süleyman, putperestliğin yaygın olduğu bir dönemde bulunmasına rağmen, din ahlakının yaşanmasında kesin bir kararlılık göstermiş ve üstün ahlakı ile tüm insanlara örnek olmuştur. Olumsuz gibi görünen herhangi bir olayla karşılaştığında hemen Allah’a yönelmiş, her konuşmasında Allah’ı zikretmiş, her kararını Allah’ın adını anarak vermiştir.

Ancak Hz. Süleyman sadece zorluk anlarında değil, herhangi bir başarı ya da zafer anında da aynı ahlakı göstermiş, daima tevazulu ve Allah’a karşı aczini bilen bir kul olmuştur. Kuşkusuz bu ihlaslı tutum, onun eşsiz ve görkemli iktidarının asıl sırrı olmuştur.


Hz. Süleyman’ın Samimi Duası

“(Süleyman dedi ki:) Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin.”(Sad Suresi, 35)


Hz. Süleyman’ın yukarıdaki ayette haber verilen duasına Allah karşılık vermiş ve onu Kendi Katından çok büyük nimetlerle ve üstün ilimlerle desteklemiş, ona hiç kimsenin ulaşamayacağı bir mülk, görkemli bir saltanat, eşi ve benzeri bulunmayan bir hakimiyet vermiştir.


Sonuç

Hz. Süleymanssası birçok yönüyle, Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde bildirdiği ahir zamanda yaşanacaklar ile büyük paralellik göstermektedir. Allah’ın izni ile ahir zamanda Hz. Mehdinin gelişi ile Hz. Süleyman döneminde yaşanan görkem yeniden oluşacak ve tüm yeryüzüne İslam ahlakı hakim olacaktır.

Ayetlerde yer alan tüm bu bilgiler, düşünen her insan için çok önemli bir ders ve aynı zamanda da çok değerli bir rehberdir. Her Müslümanın Hz. Süleyman gibi din ahlakının yayılması için ciddi bir çaba sarf etmesi, Allah’ı derin bir sevgi ile severek daima O’na yönelmesi, adaletli, tevazulu, ihlaslı, akılcı, tedbirli, sabırlı ve kararlı olması gerekmektedir. Allah'ın tüm insanlığa örnek gösterdiği bu ahlak, ahirette olduğu gibi, dünya hayatında da iman edenleri büyük başarılara ve zaferlere götüren bir yoldur.

Yüce Allah Hz. Süleyman'ın ordusunu cinlerle ve kuşlarla desteklemiş, ona yeryüzünde çok güçlü bir iktidar vermişti. Onun ordusuna hiçbir ülke karşı koyamıyor, bu güçlü ordu ile karşılaşanlara sadece boyun eğmek kalıyordu.

Enbiya Suresi'nin 80. ayetinde bildirildiği gibi, Rabbimiz Hz. Süleyman'a zorlu savaşlar esnasında askerlerini olumsuz etkilerden koruması için madeni giyim sanatını öğretmişti. Bu ilimle yapılanrhlar, miğferler ve çeşitli araçlar Allah’ın izniyle Hz. Süleyman’ın güçlü ordusunu daha da yenilmez hale getirmişti.
HARUN YAHYA