29 Ekim 2007 Pazartesi
DARWINİSTLER NELERİ DÜŞÜNMEZLER?
(Fatır Suresi, 40)
Gönderen
hedefbilgi
zaman:
18:25
Kategoriler: Yeni Yayınlar
28 Ekim 2007 Pazar
ADNAN OKTAR'IN EKREM KIZILTAŞ'A VERDİĞİ RÖPORTAJ
Gönderen
hedefbilgi
zaman:
13:09
Kategoriler: Adnan Oktar
12 Ekim 2007 Cuma
Tüm yurttaşlarımızın ve Türk-İslam Dünyası'nın mübarek Ramazan Bayramı'nı en içten dileklerimizle kutlar,
bu bayramın ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa barış
ve huzur getirmesini dileriz.
Gönderen
hedefbilgi
zaman:
13:49
11 Ekim 2007 Perşembe
De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Yeryüzü ve onun
içinde olanlar kimindir?" "Allah'ındır" diyecekler.
De ki: "Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?" De ki:
"Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş'ın Rabbi kimdir?"
"Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Yine de sakınmayacak mısınız?"
De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Herşeyin melekutu
(mülk ve yönetimi) kimin elindedir? Ki O, koruyup kolluyorken
kendisi korunmuyor." "Allah'ındır" diyecekler. De ki:
"Öyleyse nasıl oluyor da böyle büyüleniyorsunuz?"
Hayır, Biz onlara hakkı getirdik, ancak onlar gerçekten yalancıdırlar.
(Müminun Suresi, 84-90)
10 Ekim 2007 Çarşamba
ALLAH'IN RENK SANATI SUNUMUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

5 Ekim 2007 Cuma
SİNEK


FOSİL NO: AI0014
YAŞ: 50 milyon yıllık
DÖNEM: Eosen
BULUNDUĞU YER: Polonya
50 milyon yıl önce yaşayan sineklerle günümüzdeki sinekler arasında hiçbir fark yoktur. Resimde amber içinde görülen sinek fosili bu gerçeğin ispatlarından biridir.
Gönderen
hedefbilgi
zaman:
19:23
Kategoriler: Fosiller Evrimi Reddediyor
Kör Termitlerin Gizli Dünyası

Milyonlarca insanın birarada yaşaması her zaman birçok problemi de beraberinde getirmiştir. Örneğin mimari yapılanma, ulaşım, haberleşme, besin kaynakları gibi pek çok konuda çeşitli problemler yaşanmıştır. Elbette ki bu problemlere zaman içinde çeşitli çözümler üretilmiş, bunlardan kimileri uygulamaya konup refah düzeyi artırılmaya çalışılmıştır. Ancak sorunlar hiçbir zaman kökunden halledilememiştir.
Termitlerin yaşamlarındaki düzeni, bir karşılaştırma ile daha iyi ifade etmek mümkündür. Termitlerin toplumsal örgütlenme şekilleri arılarınkinden daha karmaşık, karıncalarınkinden daha organize, insanların sosyal yaşamındaki sistemlerin pek çoğundan daha derli toplu ve sorunsuzdur.
Bu soruların cevabı, termitlerin yaşamlarından verilecek örneklerle ortaya çıkacaktır.
Termit Şehirleri
Tropikal bir bölgeye giderseniz, daha önce hiçbir yerde görmediğiniz canlılara ve alışılmadık manzaralara rastlarsınız. Örneğin; bu bölgedeki ıssız arazilerde manzaranın doğal birer parçası gibi görünen kayalarla karşılaşabilirsiniz.
Yüksekliği 4-5 metreye varan ve bazen birkaç tanesi birarada bulunan bu minyatür şehirler aslında termit yuvalarıdır. Nüfusu kimi zaman bir milyonu aşan termit şehirlerinde yapılacak kısa bir inceleme bile yuvalardaki genel düzenin kusursuzluğunun görülmesi için yeterli olacaktır.
Bu minyatür şehirlerdeki yapılar, sürekli değişen iklim şartlarına uyum sağlayacak şekilde inşa edilmiştir. Ayrıca şehirde yaşayan termitlerin bütün ihtiyaçlarını kendi içlerinde karşılayabilecekleri, dışarıdan alışverişe ihtiyaç duymayacakları, bir düzenleme vardır. Kusursuz bir havalandırma sistemi, ihtiyaca göre düzenlenmiş bölümler (çocuk odaları, kuluçka ve kraliçe odası vs.), tarım alanları termit kolonilerindeki düzenin parçalarındandır.
Milyonlarca termitin birarada yaşadığı termit kolonilerinde oturmuş bir düzen vardır. Her yönüyle kusursuz olan bu düzen, kolonideki her bireyin kendine düşen görevi yerine getirirken gösterdiği titizliğin bir ürünüdür. Birarada yaşayan diğer canlılarda olduğu gibi termitler de sürekli birbirleriyle yardımlaşırlar. Savunma, iletişim, besin bulma gibi birçok alanda mükemmel bir dayanışma içindedirler. (Harun Yahya, Termit Mucizesi)
O, Rahman'dır, Rahim'dir (bağışlayan ve esirgeyendir).
Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonradirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır."
(Bakara Suresi, 163-164)
Gönderen
hedefbilgi
zaman:
11:57
Kategoriler: İman Hakikati
3 Ekim 2007 Çarşamba
ADNAN OKTAR'IN EN SON RESİMLERİ VE GÖRÜNTÜLERİ
Gönderen
hedefbilgi
zaman:
14:33
Kategoriler: Adnan Oktar
*YEPYENİ* ADNAN OKTAR'IN İRAN PRESS TV RÖPORTAJI
Gönderen
hedefbilgi
zaman:
14:23
Kategoriler: Adnan Oktar
2 Ekim 2007 Salı
ADNAN OKTAR’IN HAYATI VE İSLAM YOLUNDAKİ ŞEREFLİ MÜCADELESİ

Sayın Adnan Oktar’ın 25 yılı aşkın zamandır sürdürdüğü fikri mücadelesi ilk olarak nasıl başladı? Eserleri tüm dünyaya nasıl yayıldı?
Allah’ın kendisine nasip ettiği bu büyük başarı hangi zorlukların ardından geldi? Bu mücadelesinde onu durdurmaya, yıldırmaya çalışanlar geçmişte bu amaçla hangi kanunsuzluklara başvurdular?
Dahası üniversitedeki bazı militan öğrenciler, faaliyetlerini durdurmadığı takdirde hayatını riske atacağını söyleyerek Oktar’ı açıkça tehdit ediyorlardı. Tüm bu baskı ve tehditler, Oktar’ın Allah'a olan bağlılığını ve kararlığını daha da artırdı. Materyalist ve ateist çevrelerin sert reaksiyonları ve endişeleri Adnan Oktar’ın doğru yolda olduğunun en önemli delillerinden biriydi.
1982 yılında, ilk kez, yine Mimar Sinan Üniversitesi’nde okuyan birkaç genç, Adnan Oktar’ı fikri mücadelesinde desteklemeye karar verdiler. Aradan aylar, yıllar geçtikçe, bu fikirleri benimseyen gençlerin sayısı arttı. Adnan Oktar’ın bu gençlerle yaptığı sohbetlerin konuları arasında vatan ve millet sevgisi, büyük önder Atatürk'ün izinde yürümenin önemi, yaratılışın delilleri, Peygamber Efendimiz (sav)'in örnek ahlakı, Kuran'da Rabbimiz'in bildirdiği hükümler ve ahlaki değerler ve o zaman hakim ideoloji olarak kabul edilen materyalizmin, ateizmin ve Darwinizm'in geçersizliği yer alıyordu. Bu dönemde ve bundan sonraki hayatı boyunca da Adnan Oktar pek çok insanın iman etmesine vesile oldu.
1986’nın yazında Adnan Oktar, “Türk Milletindenim, İbrahim ümmetindenim.” sözlerinden ötürü tutuklandı. Bu ifade bir gazetede yayınlanan bir röportajda yer almıştı. Aynı dönemde çeşitli yayın organlarında, yukarıda ifade edilen çevrelerin etkisiyle, birtakım yanlış haberler, mesnetsiz bilgiler ve iftiralar yer almaya başladı.
Adnan Oktar önce tutuklandı ve cezaevine kondu. Sonra Bakırköy Akıl Hastanesi’ne nakledildi ve akıl sağlığı yerinde olmadığı iddiasıyla müşahade altına alındı. Hastanede, en tehlikeli hastaların bulunduğu "14A" koğuşunda tutuldu. 14A koğuşuna birkaç kilitli demir kapıdan geçilerek gidiliyordu. İçerisi oldukça bakımsız, izbe ve pisti. Bu ağır hastaların arasında cinayet çok sıradan bir olay olarak görülüyordu. İşte böyle bir ortamda Adnan Oktar, 6 hafta yatağına ayak bileklerinden zincirlendi. Şuur bulandıran ilaçlar kendisine zorla verildi. Bu arada, onu ziyaret etme ve görme imkanı bulan genç arkadaşları onun bu dönemde de kararlılığına ve şevkini hiç kaybetmediğine şahit oldular. Onları İslam ahlakına davet edeceği düşünülerek, doktora öğrencilerini, hemşireleri ve hatta doktorları bile görmesine izin verilmiyordu. Bir süre sonra ailesi, yakınları ve arkadaşlarıyla da görüşmesi yasaklandı. Hatta, telefon görüşmesi bile yapmasına müsaade edilmiyordu. Faaliyetlerini durdurmadığı takdirde hayatı boyunca hastanede kalacağına dair tehdit edildi. Bazı kesimlerden “Yahudilik ve Masonluk” kitabını basmaktan vazgeçmesi için yoğun baskılar gelmeye başladı. Eğer kitabı basmaktan vazgeçerse, hemen hastaneden çıkabileceği, yaşamının bundan sonrasını refah içinde geçirebileceği gibi teklifler geldi. Kitabın tüm dosyalarını vermesi karşılığında, büyük maddi imkanlar teklif edildi. Ancak, kendisi tüm bu teklifleri geri çevirdi, baskı ve tehditlerden yılmadı. Tam tersine bu yaşadıkları, onun kararlılığını daha da arttırdı.
Oktar, 1991’den sonra bütün zamanını kitapları üzerinde çalışmaya ayırdı. Tüm vaktini evinde geçirdi.
1999 yılının Kasım ayında, Adnan Oktar yeni bir baskıyla karşı karşıya kaldı. Bu, tam olarak üç ciltlik büyük kitabı “Global Masonluk”un yayınlanmak üzere olduğuyla ilgili haberlerin yayıldığı zamana denk geliyordu. Adnan Oktar'ın fikri mücadelesine başladığı ilk günlerden itibaren, çeşitli iftiralar, komplolar, yalan haberler ve suçlamalarla kendisini yıldırmaya, din ahlakını yaymaktan alıkoymaya çalışan birtakım karanlık odaklar yine devreye girdi.
Tüm bu yaşananlar sırasında, Sayın Adnan Oktar, tevekkülü ve teslimiyetiyle çevresindekilere her zaman örnek oldu. Tarih boyunca yaşamış tüm müminlerin benzer olaylarla imtihan edildiğini, yaşanan her olayın Allah Katında belirlenmiş bir kader olduğunu ve hepsinin pek çok hayır ve hikmetle yaratıldığını etrafındakilere hatırlattı. Başlarına ne gelirse gelsin müminlerin her zaman itidalli, neşeli, azimli ve teslimiyetli olmaları gerektiğini söyledi.
- Mustafa Sungur Ağabey
“Daha önce biz biraz geri duruyorduk, risalelerden başka kitaplarla ilgilenmiyorduk. Fakat neşriyat (yayınlar) aleminde Harun Yahya (Adnan Oktar)’nın eserlerinin elmas hükmünde olduğunu gördük maşaAllah.”
- Hüseyin Üzmez
A- Vakit Gazetesi, 25.01.2006
Şuna kesinlikle inanırım ki, medyanın (inançlılar arasından) kötüledikleri mutlaka iyi insanlardır. Bu ölçüm beni hiç yanıltmadı ve bana çok dostlar kazandırdı. Adnan Oktar Hoca ve arkadaşları da işte onlardandır.
Hani şöyle bir söz vardır: “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” derler. Bu sözün şu biçimi bence daha doğrudur: “Bana kim ve neye düşman olduğunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!”
“… Adnan Hoca ta gençliğinden beri, imanlı, mutekid ve Hak yolunda mücadeleci bir gençtir. (Medyayı kastederek) Sen bu yaygaracıların yazdıklarına bakma, Adnan Hoca ve arkadaşları doğru yolda olmasalardı, çağdaş geçinen bu züppeler onlara saldırırlar mıydı? Tam tersine, onları baş tacı etmezler miydi? Allah sana daima en doğru olanı yazdırıyor. Bu, seni dostlarının safından ayırmayacağımın işaretidir” diyor ve hiç layık olmadığım halde bana iltifatlar yağdırıyordu.
B- Vakit Gazetesi, 23.05.2007
Sonradan Adnan Oktar Hoca Efendi ve talebeleriyle çok karşılaştık, çok görüştük. Onlarda Vatan, Millet, Din ve Devlet sevgisinden başka bir şey görmedik.
Hemen hepsi namaz kılıyorlardı. “Bacılarımız” dedikleri, kimi sanatçı, kimi aktris, kimi manken, kimi ilmi kariyere mensup kız kardeşlerimizin hepsi de namaz kılıyorlardı.
Özellikle gençlerde en küçük bir itikadi hataya rastlamadım. Kendilerinde ihlas, samimiyet, vefa, sadakat, fedakarlık ve insanlıktan başka bir şey görmedim. Hepsi de sonuna kadar samimi Atatürkçülerdi.
C- Vakit Gazetesi, 25.02.2003
… Adnan Hoca’dan bahsediyormuş. O dünyada eşi az bulunan, emsalsiz, kibar, efendi, inançlı, ihlaslı, bilgili ve hakikat dışı safsata bilgileri silip atmakta kararlı Adnan Oktar Hoca’dan…
Sayın Oktar “şeyhlik iddiası”nda bulunmak şöyle dursun… Kendisine “Hoca” denildiği zaman bile yüzü kızaran son derece edep sahibi bir mümindir.
… İnanıyorum ki, ilerinin tarihçileri Sayın Adnan Oktar’ı “Evrim teorisini İflas Ettiren Bilgin” diye yazacaklar.
- Dr. Ebubekir Sifil
… Gerek basılı yayınlardaki görsellikle, gerekse CD'lerin görsel imkânlarıyla desteklenen anlatım tekniği bu yayınlara gerçekten ayrı bir karakter veriyor. Öte yandan basılı ve görsel yayınlarının belli başlı dünya dillerine çevrilmesi ve faaliyetlerinin internet siteleriyle yaygınlaştırılması, dile getirdikleri doğruların bütün dünyaya iletilmesi anlamına geldiğinden, gerçekten gıpta edilecek bir başarıyı işaret ediyor. Bir süre önce internette Pakistan'dan "klasik" tabir edilen bir eğitim kurumunun sitesinin "linkler" bölümünde mezkûr (sözü edilen) sitelerden birinin adına rastladığımda önce şaşırdığımı, sonra "helal olsun" dediğimi hatırlıyorum…
- Zeki Ceyhan
A - Milli Gazete 04.09.2003
İyi ki Harun Yahya var!
İçinde yaşadığımız olumsuz şartlarda Harun Yahya’nın bu gayretli çalışmaları bize adeta ilaç gibi geldi ve bir solukta bu önemli eserin büyük bir bölümünü okuduk.
... Harun Yahya ile ilgili bir üçünçü eser ise Harun Yahya’nın eserleri hakkında “Dünyadan Yankılar”…
Bu çalışmaya baktığımız zaman kimileri farkında olmasa da dünyada bir Harun Yahya fırtınası estiğini görüyoruz.
Bazen bir sporcu ile adımızı duyurmaya çalıştığımız dünyada büyük bir Harun Yahya hayranlığının yaşanması doğrusu bizi çok mutlu etti.
B- Milli Gazete, 31.01.2004
Harun Yahya Uyarıyor
Harun Yahya hiç boş durmuyor, tabir caizse gece gündüz çalışıyor.
Ve insanımızı uyarıyor.
Hiç şüphesiz Harun Yahya’yı bizden iyi tanıyorsunuz. Eserlerinin çoğunu da muhakkak okumuşsunuzdur.
Bizim yapmak isteğimiz size Harun Yahya methiyesi yapmak değil. Zaten O’nun böyle bir methe ihtiyacı yok.
Bu gayretli çalışmalarından dolayı Harun Yahya’ya hem teşekkür ediyor hem de başarılarının devamı için duacı oluyoruz.
- Suat Gün
Önce Vatan Gazetesi, 20.06.2005
Bilim Araştırma Vakfı’nın Gelecek Bin Yıla Hitap Eden Çalışmaları
- Ayşe Su Ar
… Sayın Harun Yahya’nın tüm kitaplarının internet sitelerinden ücretsiz olarak okunma olanağının sunulması, Bilim Araştırma Vakfı üyelerinin bu konudaki hassasiyetlerini, samimiyetlerini ve kararlılığını bir kez daha kanıtlarken, aynı zamanda sadece Allah rızası ile çıktıkları bu yolda insanoğlunun aradığı barış ve huzuru yok eden engelleri ortadan kaldırmak için canları ve malları ile mücadele ettiklerini göstermektedir.
- Bülent Alan
Milli Gazete, 05.10.2003
Harun Yahya ve Eserleri
Belgeseller, tarihi olayların iç yüzü ve hepsinden önemlisi Masonların dünya hakimiyetini kurma gayretlerinin bütün ayrıntılarını kamuoyu onların eserlerinden keşfetti.
… Adnan Hoca’yı tanımıyorum kendisiyle hiç görüşmedim de ama ortaya koydukları eserler her türlü takdiri hak eden kalite ve anlayıştadır. Bu şuur ve bilinç yarınki Türkiye’nin kurulmasında önemli bir mihenk taşıdır. Kendilerini tebrik ediyorum. Allah hizmetlerini daim kılsın. Yaptıkları her çalışma bir yerlerde yankı bulmakta, birçok gerçeği aydınlatmaktadır.
- Afet Ilgaz
Milli Gazete, 13.06.2003
- Metin Hasırcı
Vakit Gazetesi, 27.10.2004
İftar Bereketinde Dostluklar
Harun Yahya ve zerafet timsali değerli arkadaşlarının davet buyurdukları iftarda… Harun Yahya Hoca’nın nezaket itikat dolu misalleri gönlümüzde makes buldu.
- Hüseyin Öztürk
Vakit Gazetesi, 10.08.2003
A- Harun Yahya’dan Sevenlerine Selam
Harun Yahya bu işi nasıl beceriyor kendisine imreniyorum. Onun çektiklerini, hakkında yazılan çizilenleri, konuşulanları, iftiraları normal bir insanın kaldırması mümkün değil.
Bırakın kaldırmasını, dayanmasını, hayatta kalması mümkün değil. Başkası olsa, hem kendisine hem dünyaya, hem insanlara küser ve bitkisel hayata girer.
Önceki gün Harun Yahya’yı ziyaret ettim, birlikte çay içtik. Sohbetimiz boyunca kendisinde gördüğüm cevvallik, geleceğe umutla bakması, çalışmayı nefes alıp vermekle yarıştırmak istemesi ve asla hiçbir konuda umudunu yitirmemesi bende derin izler bıraktı.
Günlük meseleler üzerinde sohbet ettik. İslam ülkelerinin mevcut durumlarından konuştuk, siyaset, sosyal hayat, kültür ve medeniyet üzerine fikir alışverişinde bulunduk.
Harun Yahya’nın en büyük özelliği, dinlemesini çok sevmesi, kim ne konuşursa konuşsun, herkesi sonuna kadar dinliyor söyleyeceği bir söz varsa, kısa ve öz düşüncesini ifade ediyor, yoksa “Allah razı olsun” deyip geçiyor.
1956 yılında Ankara'da doğan Adnan Oktar, hayatını tamamen Yüce Allah’ın varlığını ve birliğini insanlara anlatmaya ve Kuran ahlakını yaymaya adamıştır. Üniversite yıllarından başlayarak, hayatının her döneminde, bu kutlu amaca hizmet vermiş ve hiçbir zaman zorluklar karşısında yılmamıştır. Bugün, hala büyük bir sabır ve kararlılık göstererek tüm baskılara rağmen fikri mücadelesini devam ettirmektedir.
- Abdurrahim Karakoç
A- Vakit Gazetesi, 17.02.2004
Said Nursi Hazretleri, zihinlerdeki şüphe ve tereddütleri izale ederek (yok ederek), insanların hakiki imana dönüşleri için bir ömür feda etmişti. Çok insanı hatadan hakikate çevirmeyi başarmıştı. Bıraktığı eserler hizmete devam etmektedir. Allah (cc) ondan razı olsun.
Harun Yahya ve genç muhibleri ise insanlık alemini siyonizmin inkarcı bataklığına sürükleyen sözde ilim adamlarına alternatif tezler sunarak halkımızı aydınlatmaya çalışıyorlar.
B- Vakit Gazetesi, 08.03.2007
Mücadeleleri Allah indinde kabul görecektir.. Eserlerinin 57 dile çevrildiğini söylersem, yaptıkları hizmet çok daha iyi anlaşılır..
- Nusret Çiçek
Vakit Gazetesi
Bir harf öğretene köle olurken bin harf öğretene düşman mı olalım?
Adnan Hoca da bunlardan bir tanesi…
Yapmış olduğu ilmi çalışmalar tek kelime ile şaheser ama, kimileri bu ışık kümelerinden rahatsız olunca, geçmişte başına gelmeyenler kalmadı. Uyuşturucu kullanmak suçlamasından tutun da akıl hastalığına kadar bir dizi iftira, baskı, tehditler…
Sanatkarın aynası eserleridir…
Adnan, her şeyi ile bir hizmet adamı. Atasının maymun olduğunu söyleyen ateist bir bayana “Yaratılış Atlasını” verdiğimde önce kızdı, okuduğunda Darwinizm'i yeniden düşüneceğini söyleyince anladım ki bu tip ilmi çalışmaların manevi meyvesi Adnan Hoca gibilerin hesabına yazılıyor…
Sesi soluğu şan ve şöhret namına çıkmayan daha nice halk ve Hak aşıkları…
Başta Bediüzzaman olmak üzere onların tezgahlarında insanlık dokunmasaydı, şimdilerde bu ülkede kim bilir hangi atmosfer kuşağında kaybolup gidecektik. Ne var ki, İslam öğretisi bir harf öğretenin kölesi olmayı teşvik ederken, zamanımızda bin harf öğretenlere deli gömleği giydirilerek sürülüyor, dövülüyor, sövülüyor… İşte burası üzücü ve hem de düşündürücü.
Yürüttüğü fikri mücadele nedeniyle Sayın Oktar aleyhinde birçok karalama kampanyası düzenlenmiştir. Şahsına yöneltilen pek çok iftira ve asılsız ithamlar sonucunda, birçok kez gözaltına alınmış, gözaltında aylarca tutulmuş, fakat sonunda her zaman suçsuz bulunmuştur. Bu resimde Adnan Oktar gözaltına alınırken görülüyor.
- Nahit Menteşe
Eski Bakan ve Milletvekili
Bilim Araştırma Vakfı ve Milli Değerleri Koruma Vakfı’nın ülke meseleleri ile ilgili birçok konferansına katıldım, bazılarında konuşma da yaptım. Bunlardan biri, Lefkoşa’ya ülkemizden uçak kaldırarak, ileri gelen aydınlarımızı, siyaset adamlarımızı, yazar, gazeteci, asker ve sivil toplum kuruluşu liderlerini Kıbrıs milli davasına destek vermek amacıyla bu vakıflarımızın götürdüğü konferanstır. KKTC’nin sayın 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Beyefendinin de yaklaşık bir saatlik bir konuşma yaparak bizi kardeşçe kucakladığı bu konferansta ben de bir konuşma yapmış ve bu Kıbrıs konferanslarının Ankara ayağına da izleyici olarak katılmıştım.
Adı geçen vakıflarımız memleketimizin birer değeridir. Ülkemizin özellikle dış politika konularını ele alarak devletimizin yüksek menfaatleri doğrultusunda bunları işleyen bu vakıflarımızın, yetişen nesillerimize de birer örnek olduğunu düşünüyorum. Dinamik, fedakar, gönüllü gençlerden oluşan bu vakıfların çalışmaları devletimizin, ülkemizin ve insanımızın değerini yükselten, milli çıkarlarımızı gözeten çok olumlu gayretlerdir. Bir sivil toplum kuruluşu olarak devletimizin yürüttüğü politikalara destek veren, açılım yapan, aydınlatıcı ve yön verici çalışmalardır. Bu oluşumu kuran ve yürütenlerin çalışmaları takdire şayan hizmetlerdir.
- Prof. Dr. Salih Tuğ
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim E. Üyesi
… Harun Yahya imzasıyla telif edildiği görülen yazılı yayınların İslami kültür ve genelde çeşitli dini veya bilimsel konular hakkında bilgi edinmek isteyen her yaştaki insanlara faydalar sağlayacağı açıktır.
- Prof. Dr. Cemal Anadol
- Dr. Nazire Abbaslı
- Ahmet YÜTER
Gazeteci-Yazar, Sur Dergisi
… Bu güzel insan ve arkadaşları Asr-ı Saadet ikliminin günümüzdeki “ENTELEKTÜEL VECHESİ...”
İnsanı ve inancını yaşatma adına zahmete talip olup, rahmete sahip olabilene ne mutlu!
- Rahim ER
- Sami ÖZEY
Gazeteci-Yazar, Vakit Gazetesi
Harun Yahya müstear ismiyle yazan Adnan 0ktar hocayı tanımayanınız var mıdır bilmiyorum, ama ben yakinen tanırım hocayı. Eserlerini takip ederim ve de onlardan bilgilenirim. İnsanlarla olan diyaloğunda, sevecendir, samimidir Adnan 0ktar. Vakurdur ve ceddi 0smanlı gibi dik duruşludur.
… Yazdığı eserlerle kimbilir kimlerin imanla şereflenmesine vesile oluyor, kimlerin doğruyu görmesine sebep oluyor Adnan 0ktar! Eserleri, Türkiye’de olduğu gibi dünyanın dört bir yanındaki ülkelerde de büyük ilgi görmekte.
Değerli dostlarım; özünde Allah (cc)’ın rızasını kazanmak olan bu gayretin sonunda ise milyonlarca insan hidayeti buluyor.. … Allahsızlığı, kitapsızlığı, yaşam biçimi yapmış bazı kişiler, iftira üstüne iftira attılar, başta Adnan 0ktar’a ve bu gençlere.
… Allah (cc) yollarını açık etsin. Allah (cc) onlarla beraber olsun...
Aşağıda Sayın Adnan Oktar’ın Türk ve yabancı basın mensupları ile yapmış olduğu çeşitli röportaj ve basın toplantılarından bazı alıntılar bulunmaktadır. Adnan Oktar’ın hayatı, mücadelesi, fikirleri ve güncel olayları nasıl değerlendirdiği ile ilgili daha kapsamlı bilgi edinmek isteyenler, kendisinin çok çeşitli konulardaki geniş açıklamalarının yer aldığı röportaj ve basın toplantılarını ister görüntülü ister yazılı olarak www.harunyahya.org sitesinde bulabilirler.
Biz burada bu geniş anlatımların yalnızca çok kısa bir bölümüne yer verebileceğiz. İşte Sayın Adnan Oktar’ın kendi dilinden, yakın zamanda gerçekleştirilen bu toplantılarda hayatı ve mücadalesi ile ilgili verdiği çeşitli bilgiler ve dikkat çektiği bazı önemli hususlar:
“Yaşadıklarım kaderde olan, hayırla yaratılmış şeylerdir”

Muhabir: Şu anda bulunduğunuz aşamaya nasıl geldiniz? Başlangıçtan itibaren geçen süreci bize anlatabilir misiniz?
Adnan Oktar: … “Türk kavmindenim, İslam milletindenim” dediğim için 9 ay hapis yattım, beraat ettim çıktım. Sonra evimde kütüphanemin içine kokain koydular. Gözaltındayken yiyeceğimin içine kokain koydular. Kebap ısmarlamışlardı, ben de büyük bir sevinçle yemiştim, ne kadar dost, iyi insanlar diye. Kebabın içinde kokain varmış yedim, kanımda da çıktı. Ama hakim şüphelendi olaydan. İfademi samimi buldu, olayı araştırdı, araştırdığında bunun bir komplo, oyun olduğu, emniyette yiyeceğimin içeceğimin içine karıştırılarak verildiği tespit edildi ve beraat ettim. Şimdi de işte çete, işte şu, bu, akla hayale gelmeyecek birçok iddialar ortaya attılar. Yine beraat ettim. Ama beraat etmeme rağmen yeniden mahkemeyi canlandırmak için girişimde bulundular, yine beraat ederiz. Ama sürekli bir baskı var, bu devam ediyor ve eder de benim kanaatim, fakat bunlardan yılmam tabi.
Adnan Oktar: Mesela cezaevindeyken, normalde koğuşa konulduğu halde mahkumlar, ben tek özel bir hücreye konuldum. Çok küçük dar bir hücrede 9 ay kaldım. Normalde 15 gün bile dayanamıyor mahkumlar oraya, ben 9 ay kaldım. Bu çok ilginç. Bu koğuşun bir özelliği de cezaevi içinde cinayet işleyen mahkumları oraya alıyorlardı, bu da ilginç, ama o mahkumlarla aram çok iyiydi. Onlar çok barışçıl, insancıl bir tavır göstermişlerdi, hatta cezaevinin albayı buna hayret ettiğini bana avukatımın yanında söylemişti. Hala da yaşıyor o albay sorabilirsiniz. Bayrampaşa cezaevinin albayı. Akıl hastanesinde bulunduğum koğuşta da birçok insan öldürülmüştü. Yine cinayet işleyen akıl hastalarının konulduğu koğuştu o. Bu da çok ilginçtir. Ben bir yazarım, araştırmacıyım, akıl hastalarının içinde ne işim var hala anlayabilmiş değilim. Niye girdim, niye çıktım onu da anlayabilmiş değilim. Sonra da akıl hastası değildir, sağlamdır, sıhhatlidir diye rapor verdiler arkamdan. Ama kimseden şikayetçi değilim tabi. Bu kaderde olan hayırla yaratılmış şeylerdir.2
Adnan Oktar: Bugüne kadar benim aleyhimde faaliyet yapan hiç kimseye kırgın değilim. Küskün değilim. Bundan sonra yapacak olanlara karşı da öfkem yok. Ben genellikle affedici bir insanım şefkatliyim dolayısıyla yani bir kısım basın benim onlara karışı öfkelendiğimi ve olumsuz gözle baktığımı düşünüyor olabilirler. Benim öyle bir bakış açım yok onlar kader içinde Allah’ın onlara çizdiği kaderi yaşıyorlar. Kaderlerinin dışında bir şey yapmıyorlar. Onun için ben onların hepsinde hayır görüyorum. Hikmet görüyorum. Dolayısıyla da olumsuz etkilenmiyorum. Bu konuda çok müsterih olabilirler. Kaderin dışında hiçbir şey olmuyor.3
Adnan Oktar’ın bir günü nasıl geçiyor?
Adnan Oktar: Ben az uyurum, 3-4 saat kadar. Geceleri kitap okurum, araştırmalarımı gece yaparım. Sabah namazından sonra bazen yatarım 3-4 saat kadar. Günlük gazetelerden en az 10 gazeteye bakarım. Sonra da günlük yapılması gerekenleri yaparım. Kitaplar, CD’ler, internetle ilgili çalışmalar… Onların üzerinde duruyorum.4
Adnan Oktar : … Yarım saat kadar yürüyorum; yürüme bandında yürürüm. Sonra bahçeye inerim. Çeşitli sebzelerim var kendi yetiştirdiğim sebzelerim var, onlarla ilgileniyorum. Onların sulamasıyla, bakımıyla ilgilenirim, ama zevk aldığım için yapıyorum. Kedilerim var çok fazla. 2 ayrı anneden 5 tane bir tanesinde var 4 tane bir tanesinde var, 9 tane. Onlarla ilgileniyorum, onlarla şakalaşıyorum, oynuyorum. Arkadaşlarım, dostlarım geliyor, onlarla sohbet ediyorum.5
“Peygamberimiz (sav) zengindi, zenginliğini de Allah yolunda kullanıyordu ”
El Cezire: Hocam sizi gören bir insan sizin yakışıklı kıyafetinizden, sizin çok zengin olduğunuzu anlar. Acaba siz İslam’ı bu şekilde mi sunmak istiyorsunuz? İslam’ın zengin resmini mi göndermek istiyorsunuz insanlara?
Adnan Oktar : Tabi. Hz. Süleyman’ın Kuran'da yaşantısı anlatılır, övülür. Sebe Melikesi onun sarayına geldiğinde iman etmiştir, sarayın ihtişamından etkilenmiştir. Müslümanların tebliğde ihtişamı, gücü, zenginliği kullanmalarının güzelliğine dair bir işarettir bu. Ayrıca Resulullah Sallallahü Aleyhi Vesselemin zamanında Hz. Dihye vardı, son derece yakışıklıydı. İstanbul’a onu elçi olarak göndermişti. Son derece şık ve güzel giyinmişti. Peygamberimiz (sav) de yabancı elçilere çıkacağı vakit son derece şık ve güzel giyinirdi. Bu İslam’ın ruhunda olan bir şey.
Adnan Oktar : Şahsım adına kayıtlı hiçbir mülk yok, Türkiye’de veyahut yurt dışında. Şahsım adına kaydedilmiş ev, araba, buna benzer hiçbir mülküm yok. Ama çok kazanıyorum. Bu kazandığımı da olduğu gibi İslam için harcıyorum.
Adnan Oktar : … Peygamberimiz (sav) zengindi, tarif edildiği gibi fakir değildi. O zenginliğini de Allah yolunda kullanıyordu. Hz. Hatice annemiz de zengindi. Hz. Ebubekir de zengindi. O da Allah yolunda kullandı servetini. Mühim olan Allah yolunda kullanılmasıdır. Müslüman tabii ki temiz giyinecek. … Müslümanları sürekli bakımsız giyinirler, bakımsız evlerde otururlar, dünyadan el etek çekmişlerdir şeklinde göstermeye çalışıyorlar. Oysa Müslümanlar en az masonlar kadar zengin, en az masonlar kadar atak, en az masonlar kadar düzgün giyinen kimseler olmalıdırlar.7
“Hz. İsa Yeniden Gelecek ve Hz. Mehdi Zuhur Edecek”
El Cezire: Hocam sizin kitaplarınızdan veya verdiğiniz bazı demeçlerden anlaşılıyor ki siz Mehdi’ye inanıyorsunuz. Ne zaman geleceği belli mi acaba tarih olarak?
Adnan Oktar : Said Nursi Hazretleri'nin izahlarına göre ve hadislerin açıklamalarına göre ve çıkan alametlere göre Mehdi’nin çıkmış olması gerekiyor. Mesela Mehdi zamanında Afganistan’ın işgal edileceği var. Oldu. Irak’ın işgal edileceği var, bu da oldu. Kabe’ye baskın yapılacağı var, bu da oldu. Fırat’ın suyunun kesileceği söyleniyor. Baraj da kesildi. Onun çıkacağı yılın Ramazan ayında, ay ve güneş tutulmalarının olacağı on beşer gün arayla söyleniyor, bunlar oldu. Buna yakın yüzün üstünde alamet oluştu. Buradan Mehdi’nin çıkmış olduğuna dair bir kanaat oluştu bende.
Adnan Oktar : Hz. İsa’nın gelişi hem sahih hadislerle, yani reddedilmeyecek şekilde sahih hadislerle ve çok fazla Kuran ayetiyle çok açık sabittir. ‘’O, kıyamet için bir ilimdir’’ diyor Allah ayette, bir alamettir diyor. Diğer ayetlerde de ‘’sana iman etmedik hiçbir fert kalmayacak’’ diyor Allah yine ayette. ‘’Ölümünden önce sana iman etmedik Ehl-i Kitaptan hiç kimse kalmayacak’’ diyor. Onun için bunun reddi mümkün değildir. Hz. İsa’nın gelişi kesin. Hz. Mehdi’nin zuhuru kesindir. Ahir zaman alametlerinin hemen hemen hepsi çıkmıştır. Mehdi’nin zuhurunu bekliyoruz ve Hz. İsa’nın da inişini bekliyoruz. Bunun alametleri, yüzlerce alameti de hepsi çıkmıştır. Reddedilecek gibi değiller. Eğer çıkmasaydı belki tereddüt edenler olabilirdi ama hepsi çıktığı için tereddüte mahal kalmayacak şekle gelmiştir.8
“Said Nursi Hazretleri'nin Öğrencisiyim.”
El Cezire: Siz kendinizi Said Nursi Hazretleri'nin öğrencisi olarak mı sayıyorsunuz?
Adnan Oktar : Evet.
El Cezire: Çok mu etkilendiniz kendisinden?
Adnan Oktar : Evet. Yani bu asrın en has, en yiğit, en samimi Müslümanı olarak görüyorum. Yani Hicri 1300 yılının en halis, en seçkin, en yaman, en samimi Müslümanı olarak görüyorum.9
“Türkiye’de Darwinizm bitti”
Adnan Oktar: … Türkiye'den ümitlerini kessinler. Darwinizm Türkiye'de bitti. Bunu bilim adamları da söylüyorlar. Gerçekten geri dönüşü olmayacak şekilde bitti.
Muhabir: Sizin misyonunuz bitti mi böylece?
Adnan Oktar: Dünya çapında olduğuna göre çalışmamız devam edecek demektir.10
“Baskılardan etkilenmeyiz”
Muhabir: Fransa'da sizin hukuk açısından yaşadığınız problemlerle ilgili birçok makale yer aldı. Bu konuda bilgi verebilir misiniz?
“Güzel günler yakında”
Gazeteci : Siz İslam Dünyası'nda sevilen, fikirlerine rağbet edilen bir fikir adamısınız. Sizce önümüzdeki yıllar İslam Dünyası’na neler getirecek?
Adnan Oktar: Allah (cc)’ın izniyle çok güzel günler bekliyor. Tüm Müslümanların içi rahat olsun. Yaşanan çatışmalar, savaşlar sona erecek. Türk-İslam Alemi hızla kalkınacak ve zenginleşecek. Resulullah (sav)’in hadis-i şeriflerinde müjdelediği Altın Çağ’a çok yaklaştık. Peygamber Efendimiz (sav)’in haber verdiği tüm olaylar bugün bir bir yaşanıyor.
Sayın Adnan Oktar'ın Türk ve yabancı basın mensuplarının katılımı ile gerçekleştirdiği basın toplantıları dünya çapında büyük bir yankı buldu.
1) Basın Toplantısı, 8 Haziran 2007
2) Yabancı Medya Kuruluşları ile Basın Toplantısı, 5 Ağustos 2007
3) Basın Toplantısı, 8 Haziran 2007
4) Vakit Gazetesi, Adnan Oktar ile Röportaj, 4 Haziran 2007
5) Yabancı Medya Kuruluşları ile Basın Toplantısı, 5 Ağustos 2007
6) Al Jazeera (El Cezire)Televizyonu, Adnan Oktar ile Röportaj, 6 Ağustos 2007
7) Vakit Gazetesi, Adnan Oktar ile Röportaj, 4 Haziran 2007
8) Al Jazeera (El Cezire)Televizyonu, Adnan Oktar ile Röportaj, 6 Ağustos 2007
9) Al Jazeera (El Cezire)Televizyonu, Adnan Oktar ile Röportaj, 6 Ağustos 2007
10) Yabancı Medya Kuruluşları ile Basın Toplantısı, 25 Mayıs 2007
11) Yabancı Medya Kuruluşları ile Basın Toplantısı, 25 Mayıs 2007
Gönderen
hedefbilgi
zaman:
21:39
Kategoriler: Adnan Oktar
Balarıları ve Mimari Harikası Petekler
Bu sorunun cevabını araştıran matematikçiler ilginç bir sonuca vardılar: "Bir alanın maksimum kullanımı için en uygun geometrik şekil altıgendir." Altıgen hücre, en çok miktarda bal depolarken, inşası için en az balmumu gerektiren şekildir. Yani arı, olabilecek en uygun şekli kullanmaktadır.Peteğin inşasında kullanılan yöntem ise çok şaşırtıcıdır: Arılar petek inşaatına iki-üç ayrı yerden başlarlar ve aynı anda iki-üç dizi şeklinde peteği örerler. Yani çok sayıda arı, değişik yerlerden başlayarak, aynı ölçülerde altıgenler yapıp, bunları birbirine ekleyerek peteği örer ve en sonunda ortada buluşurlar. Altıgenlerin birleşme yerleri o kadar ustaca yapılmıştır ki görünürde sonradan eklendiklerine dair hiçbir iz yoktur.
Elbette arıların yaptıkları bu olağanüstü iş karşısında, bu canlıları yönlendiren üstün bir iradenin varlığını kabul etmemiz gerekir. Evrimciler bunu "içgüdü" kavramıyla geçiştirmeye ve arının kendisine ait bir özellik gibi göstermeye çalışırlar. Oysa eğer bir "güdü" varsa, bu tüm arılara hakimse ve birbirinden habersiz arıların uyum içinde çalışmalarını sağlıyorsa, bu durumda tüm bu küçük canlılara hakim olan üstün bir Akıl var demektir.
Daha açık bir ifadeyle, bu küçük canlıları yaratmış olan Allah, onlara yapmaları gereken işi "ilham" etmektedir. Bu gerçek, 14 asır önce Kuran'da insanlara şöyle bildirilmiştir:
Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)
Gönderen
hedefbilgi
zaman:
00:47
Kategoriler: İman Hakikati
De ki: " Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (Enam Suresi, 162)
Ancak din ahlakı hakkında bilgi eksikliği olan kimi insanlar din ahlakının, sadece belirli vakitler ve ibadetlerle sınırlı olduğunu zanneder; hayatı büyük bir yanılgıyla "ibadet zamanları ve diğer zamanlar" şeklinde iki bölüme ayırırlar. Allah'ı ve ahireti, sadece namaz kılacakları, oruç tutacakları, sadaka verecekleri ya da hacca gidecekleri zaman hatırlarlar. (Yüce Allah'ı tenzih ederiz.) Günün ve yılın diğer zamanlarında ise dünya işlerinin karmaşasına kapılıp giderler. Dünya hayatı onlar için "dertlerle dolu bir koşuşturmaca"dır. Bu insanların Kuran ahlakından uzak, kendilerine özgü hayatları, amaçları, ahlak anlayışları, dünya görüşleri ve değer yargıları vardır. Açıktır ki bu kişiler, Kuran ahlakının gerçekte ne anlama geldiğinden ve bu üstün ahlakın nasıl yaşanması gerektiğinden habersizdirler.
Kuran ahlakını kendisine rehber edinen bir kişi ise, elbette bu anlayış içindeki insanlardan çok farklı bir hayat sürdürür. Allah'ın yarattığı kadere tabi olduğunu unutmadan, O'na teslim olup güvenerek yaşar. Hiçbir zaman sıkıntı, huzursuzluk, korku, endişe, ümitsizlik, karamsarlık hissetmez, bir zorluk karşısında paniğe kapılmaz.
Karşılaştığı her olaya mutlaka Allah'ın tavsiye ettiği ve beğendiği şekilde karşılık verir. Her sözü, her kararı, her tavrı Kuran ahlakını yaşadığının bir göstergesidir. Ayette bildirildiği üzere her an Kuran ahlakını yaşamakla sorumlu olduğunun bilincindedir. Bu nedenle de yapmakla yükümlü olduğu işlerle en dikkatli ve en titiz şekilde ilgilenirken, aynı zamanda Allah'ın razı olacağı umulan şekilde hareket etmeye gayret eder.
yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki
bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel
ahlakın gereğine göre davran."
(Tirmizî, Birr, 55)
Gönderen
hedefbilgi
zaman:
00:39
Kategoriler: Hadis Bilgisi
Şeytan Müminleri Korkaklığa Sürükleyemez
"Şüphesiz, kışkırtılıp-saptırılmışlardan sana uyanlar dışında, senin Benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiçbir gücün yoktur." (Hicr Suresi, 42)
Şeytanın gücü ancak kışkırtıp saptırdığı yandaşlarına yeter, ancak onları korkutup etkisi altına alabilir:
"İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, eğer mü'minlerseniz, Benden korkun." (Al-i İmran Suresi, 175)
Mümin şeytanın oyunlarına ve kurduğu tuzaklara akıl ve cesaret ile karşılık verir. Örneğin; şeytan mutlaka inananları da güçten düşürmek isteyecek, aralarına düşmanlık sokmaya çalışacak, onları şevksizlik, yılgınlık gibi olumsuzluklarla yıpratmak isteyecektir. Taraftarlarını müminlerin üzerine musallat edecektir. Fakat imanları çok güçlü olan ve şeytanın oyunlarını Kuran'ın çok detaylı anlatımıyla tanıyan müminler bu tuzakların hiçbirine düşmezler. Şeytanın zayıf hilelerini hemen anlarlar.
Müminler, şeytana ve onun yandaşlarına karşı son derece cesurdurlar. Şeytan yılgınlığa, şevksizliğe düşürmek istiyorsa, onlar daha da büyük bir şevkle, kararlılıkla din ahlakına bağlanırlar. İnkarcıların baskıları onları daha da güçlendirip şevklendirir.
Gönderen
hedefbilgi
zaman:
00:35
Kategoriler: Kuran Ahlakı










